8 yaşındaki Kerem anlatıyor: Annem Çolpan İlhan

Yayın Tarihi : 06 Kasım 2017
763
Sinemanın en sevilen aktrislerinden Çolpan İlhan ile Sadri Alışık'ın 8 yaşındaki oğulları Kerem, annesi için "Onu Fenerbahçe kadar çok seviyorum" diyor...

 

«Annemi ne kadar seviyorum biliyor musunuz? Fenerbahçe'yi ne kadar seviyorsam, o kadar işte... Ama bana kızıyorlar! 'Anneler daha çok sevilir' diyorlar.»

Çolpan İlhan ile Sadri Alışık'ın küçük oğulları Kerem sevimli mi sevimli, yaramaz mı yaramaz!Bu sözleri söyleyen, 8 yaşında, siyah saçlı, kömür gözlü, afacan mı afacan bir çocuk... Annesinin salonun kapısında görünmesiyle sustu. Sonra yerinden fırladığı gibi, halının üzerinde duran topa bir vole patlattı. Top masanın üzerinde duran kristal büyük vazoyu kıl payı sıyırıp camlı kapıya çarptı.

Kırılan bir şey yoktu... Yoktu ama genç anne de küplere binmişti. Gözlerini açıp çocuğa doğru yürüdü. Sinirli sinirli, «Buranın bir futbol sahası olmadığını sana kaç defa söyleyeceğim?» diyordu. Çocuk bir çalımla annesini geçti. Sonra koridora açılan kapıdan koşar adımlarla çıktı.

Bütün bunlar bir kenara, o gün Çolpan'larda bulunuşumuzun bir tek sebebi vardı. Röportaj yapacaktık. Fakat bu sefer bir sinema yıldızıyla değil, oğluyla konuşacaktık. Kerem Alışık bize annesi Çolpan İlhan'ı anlatacaktı.

Hatırlarsınız, Türk sinemasında anneler, artist olan kızlarını anlatmış, artist anneler de her vesile ile çocuklarından bahsetmişlerdi. Şu ana kadar yapılmayan ise bir çocuğun, artist olan ve binlerce hayranı bulunan annesini anlatmasıydı.

Fakat, Kerem ile konuşmak sandığımız kadar kolay olmadı. Çünkü, ele avuca sığmayan küçük yaramaz, sorduğumuz soruların kimine cevap verdi, kimine de dudak büküp geçti.

Kerem'le konuşmaya, onun en çok sevdiği futboldan başladık. «Biz de Fenerbahçeliyiz» diyerek söze girdik. Son transferler hakkında konuştuk, fikir teatisinde bulunduk. Ve sonra lafı döndürüp dolaştırıp esas konuya getirdik.

Çolpan İlhan «Çocuğum misafirler var. Gel, terbiyeli terbiyeli otur» dedi. Kerem, çocuklara has klasik cevabı yapıştırdı: «Bana ne, gelmicem işte!»- «Annem bana çok kızar» diye annesini anlatmaya başladı. Hele futbol oynadığım zaman... Havadaki sinekler kadar kızar. Neden mi sinekler kadar?
Çünkü İstanbul'da sinek çok da ondan! Bir gün annemle manava gittik. Kirazların, çileklerin üzerinde hep sinekler vardı. Binlerce, sürüsüne bereket… Annem sinekli manavdan bir şey almadı. Kendisi çok temizdir, mikroplardan ve hastalıklardan çok korkar ve bana daima temiz olmayı, üstümü başımı pis çocuklar gibi kirletmememi söyler durur.»

- «Size söylemek istediğim asıl şeyler nedir biliyor musunuz? Nereden bileceksiniz? Annem bütün yaramazlıklarıma rağmen beni herkesten fazla sever. Ben onun için vazgeçilmezmişim. İnanın kendisi diyor. Babama söylerken duydum. Babam da, 'Fazla yüz verme' diyordu. Ama, onun da beni çok sevdiğini biliyorum. Babam beni Fenerbahçe'nin bütün maçlarına götürür. Geçen gün, üçüncü sınıfa pekiyi ile geçtiğim için Fenerbahçe Kulübü'ne yazdırdı beni. Annem de beni her hafta kovboy filmlerine götürüyor. Tabii film çalışması ve radyoda işi olmazsa. Dönüşte de bana kitaplar alıyor. Söylediğine bakılırsa, okuma zevkini aşılıyormuş.»

Çolpan İlhan, Kerem'in yaramazlığını anlatırken, «Bu çocuk beni öldürecek» diyordu. Kerem annesinin ölüm lafı etmesine dayanamayıp ağzını kapattı.- «Okul zamanı beni 7.30'da uyandırır. 8.30'da elimden tutup okulun kapısına kadar götürür. Geçen yıl yatılı verdiler. Laf aramızda en çok annemi özledim. Babam duymasın kızar. Bana öyle geliyor ki, benim annem gibi yoktur. Bir kere hastalandım da sabaha kadar başımdan ayrılmadı. Ama, bütün anneler iyidir değil mi?»

Konuşmanın en hararetli yerinde kapı açıldı. Elinde kahve tepsisi ile Çolpan İlhan içeri girdi. Tabii Kerem de hemen sustu. Annesi çıkınca tekrar konuşmaya başladı, ama binbir nazla, bin bir edayla!..

Tabii hemen cankurtaran simidine sarıldık. Kulüpten, kulüpçülükten, Fenerbahçe'den söz ettik. Nihayet Kerem'i kıvamına getirdik:

Kerem Alışık tam bir futbol tutkunu ve koyu bir Fenerbahçe taraftarı...- «Annem beni gördüğünüz gibi çok güzel giydirir. Tabii bunların hepsinin parasını babam verir. Annem kendi filmlerinden bir sürü para alıyor, ama sussss... Zannederim hep kendi giyimine harcıyor. Giyinmeyi ve her zaman güzel olmayı pek sever. Sonra benden başka sevdiği şeyler de var. Ne mi? Söyleyeceğim işte! Hayranları... Yani sinema seyircilerini seviyor... Anlayacağınız kendisini sinemada görüp beğenenleri seviyor. Bana bunları kendisi söyledi. 'Onlar bizim velinimetimizdir,' dedi. Ben de, bizim kapıcı Veli mi? diyecek oldum. Bir kızdı, bir kızdı ki, sormayın.»

Kerem konuşmasının burasında durdu. «Anlattığım şeyler size yeter. Biraz da Fenerbahçe'den konuşalım» dedi. «Ben büyüyünce Fenerbahçe'de kaleci olacağım» diye başladı ve annesini anlatma bedeli olarak bize tam bir buçuk saat kulüpleri ve Fenerbahçe'yi anlattı... Hem de asil ve yedek oyuncularının isimlerini vererek.

(Yazı: Ünal Yiğitdinç  / Ses Dergisi - 3 Ağustos 1968)