Adnan Şenses, film üstüne film çeviriyor

Yayın Tarihi : 25 Aralık 2013
16091
Hem sinema, hem de ses sanatkarı olan Adnan Şenses, film ve sahne çalışmalarından dolayı boş zamanının kalmamasından bir hayli şikayetçi.

 

İlk bakışta dikkati çeken tarafı gözlerinin rengi. Esmer olduğu halde yeşil  gözlü. Çok ender bulunur bir şey bu... Sonra konuştukça, ondaki Avrupalı  havaya, sürate, çabukluğa hayran kalıyorsunuz. 28 yaşında. 1.80 boyunda,  ince, hassas bir genç adam...

Hayranları günden güne çoğalan Adnan Şenses, nice jönprömiyelere taş çıkartacak kabiliyette genç bir artisttir.Otomobilini o kadar süratle kullanıyor ki "Aman James Dean'i hatırla da gaza bu kadar basma!" diye bağırıyor arkadaşları... Gerçekten samimi, içten  davranıyor. Gizlisi, saklısı yok.. İnsanlarla muhabbeti bol ve kuvvetli. Hesap kitap yapmadan çabucak seviyor onları... Şişli'de iyi döşenmiş lüks bir apartmanda oturuyor.

- "Şimdiye kadar, hakkımda söylenen ve yazılanlar, beni sinema seyircilerine  hep yanlış tanıttı. Beni para ve şöhret için evlendi sandılar. Halbuki ben  Suzan'ı (Suzan Yakar) daha 1947 yılında Yenikapı'da 1.000 kişilik meşhur 'Çakır Gazinosu'nda okurken hayran hayran dinlerdim. Erkek, belli bir yaşa  geldikten sonra artık karşısındaki kadının yaşı değil, düşünüşü, görüşü ile ilgileniyor. Geçen yıl Suzan'la evlendik. Çeşitli tefsirler, rivayetler, dedikodular çıktı. Bir ses ve sinema artisti hakkında konuşulması iyi bir şey... Ama  doğrular yazılıp söylense daha iyi değil mi?"

Duvardaki kafeste sarı renkli kanarya uzun uzun ötmeye başlayınca hemen sustu; dinlemeye başladı. Sonra ayağa kalkıp piyanosunun başına geçti, "Size  en son bestemi çalayım" dedi. Hem çalıyor, hem okuyordu:

- "Gözlerime bakarsın / Canıma can katarsın"...

Karşıdaki ışıklı akvaryumda kırmızı balıklar dolaşıyor, piyanonun sesine arada  bir kanarya da katılıyor. Mikrofonsuz, doğrudan doğruya Adnan Şenses'i ilk  defa dinliyoruz. Karşı apartmanların pencerelerinden genç kızlar uzanıyor. "Bir bakışta vuruldum kara gözlü dilbere" şarkısı da göklere yükseliyor.

Musiki faslı yarım saat kadar sürdü. Soğuk vişne şerbetini içerken (sigara kullanmıyor) hayatını anlattı: Adnan Şenses bir Rumelihisarı gezisinde..

- "12 Mayıs 1934'te Mudanya'da doğdum. Emekli piyade albayı Muhsin Ertuğran'ın oğluyum. Asıl adım Adnan Ertuğran. İki kız, iki erkek kardeşim var. Karagümrük Ortaokulu'ndan sonra babam beni mobilyacı yapmak istedi.  Bir dükkan açmıştı. Fakat ben bir gün dükkanı kapayıp kaçtım. Daha ilkokula  giderken Beyazıt'taki musiki aletleri satan mağazaların vitrinleri önünde dakikalarca durup seyreder, içeriden gelen sesleri dinlerdim. Kapalıçarşı'daki  Agop Efendi, Beyazıt'taki İskender Kutmani, Zeynel Abidin gibi dükkanların kapılarından ayrılmadığımı görenler, "Gel küçük, burada otur da dinle" diyerek  bana aralarında yer verirlerdi. İlk defa halkın karşısına Beyazıt'ta Marmara  Sineması sırasındaki 'Aydede Bahçesi'nde çıktım. O bahçede musiki sefaları yapılırdı. Kadri Şençalar'dan ders almıştım. Kendime güveniyordum. "Gelse o  şuh meclise, naz-ı tegafül eylese" şarkısını söyledim. O kadar çok beğenildim  ki halk bir saat beni sahneden indirmedi."

- "Ondan sonra bir müzisyen arkadaş beni Tikofiş Konser Bürosu'na götürdü.  Bir ay sonra Gemlik'te ilk profesyonel konserimi verdim. 5 lira gündelik  almıştım. Bursa'daki konserimde de aynı parayı verdiler. Gazino sahibi beni  angaje etmek isteyince, 'Ona 50 lira gündelik veriyoruz" diyerek beni  kaçırdılar. Arkasından turneler geldi. Sabite Tur ile iki aylık turneden sonra  Kristal, Bebek Gazinosu, Küçük Çiftlik, Tepebaşı gibi gazinolarda çalıştım.  Rejisör Memduh Ün, beni bu gazinoda şarkı söylerken gördü ve 'Mahallenin  Sevgilisi' filminde Muhterem Nur'la oynatmak üzere angaje etmek istedi. Angajmanlarım vardı, kabul edemedim. 1960 yılında Fatma Girik ile 'Fakir  Şarkıcı' filmini çevirmiştim. Orada ilk bestemi okudum: 'Yollarına baka baka  yoruldum, o çapkın gözlerine vuruldum'. İkinci filmimi Evrim Fer'le çevirdim:  'Avare Şoför'... Geçen yıl Muhterem Nur'la 'Gönlüm Yaralı', gene Evrim Fer'le  'Ümitsiz Bekleyiş', Gülderen Ece ile 'Minnoş' filmlerini yaptım. Bu yaz Serpil  Gül ile 'Şoförün Aşkı'nı çevirdim." 28 yaşındaki Adnan Şenses'in, 53 yaşındaki eski şarkıcı, şimdiki prodüktör Suzan Yakar Rutkay ile yaptığı evlilik çok konuşuldu. Bu, Adnan Şenses'in ilk, Suzan Yakar Rutkay'ın ise 3. evliliği.

Adnan Şenses bugün bir konserinden ortalama 1000 lira alıyor. Boş  zamanlarında hususi otomobiliyle gezintiler yapıyor. Denize, spora meraklı... Kulüplerden Fenerbahçe'yi tutuyor. Artistlerden Leyla Sayar, Ayhan Işık, Belgin Doruk, Eşref Kolçak'ı, yazarlardan Cronin, Steinbeck, rejisörlerden Luchino Visconti, yabancı sinema artistlerinden Alain Delon ve Maria Schell'i beğeniyor. Adnan Şenses, etrafta "Sadece Yakar Film firmasıyla  çalışır" sözünün yayılmasına çok üzülüyor:

- "Birçok film firması bu rivayeti gerçek sanıyor. Halbuki ben şimdiye kadar  Şafak Film şirketiyle 'Minnoş'u çevirdim. Bundan sonra, kendi tipime uygun  rollerde, prodüktörlerin beni tecrübe etmelerini arzu ediyorum. Münir Nurettin Selçuk ve Zeki Müren'den sonra yerli filmlerde başarı kazanan alaturka ses sanatkarı sıfatıyla bunu hakkım sanıyorum; değil mi?" diyor....

(Ses Dergisi - 25 Ağustos 1962)