Ahmet Mekin'in sinemadaki 16 yılı

Yayın Tarihi : 01 Mart 2014
16565
Ahmet Mekin, Yeşilçam'ın en güçlü aktörlerinden biri. Ahmet Mekin'in 16 yıllık sinema serüvenini kendisinden dinleyelim...


Ahmet Mekin'i bulmak meseledir. Bulsanız bile konuşturmanız ayrı bir  meseledir... Dertlerini, üzüntülerini, neşesini, sevincini hep kendisine saklar  Ahmet Mekin... Sessizdir, sakindir ama bu sefer konuştu... "Nasıl oldu?"  diyeceksiniz... Hani laf lafı açar derler ya, bu sefer öyle oldu işte... Laf lafı  açarken, Ahmet Mekin de gizli dünyasının kapılarını açtı. Konuştu, anlattı,  soluklandı, tekrar anlattı... Şimdi isterseniz biz, aradan çekilelim ve siz  Yeşilçam'ın bu eskimeyen başrol oyuncusuyla baş başa kalın...

- «Geçen gün bir sofrada sormuşlar, 'Ne zamandan beri sinemadasın?'  demişlerdi... Düşündüm bir süre... 'Sahi ben ne kadar zamandan beri  sinemadayım?' diye... Hesabını yaptım ve sonunda 16 yıldır Yeşilçam  kaldırımlarını çiğnediğimi anladım. 16 yıl... Göz açıp kapayıncaya kadar geçen  şu 16 yıla bakın... Bakın da bir güzel şaşırın...» 

Ahmet Mekin- «Bugüne kadar bir Allah’ın kulu çıkıp da bana sinemaya nasıl geldiğimi sormadı... Eh, biraz da sormadan anlatalım!... Efendim ben doğma büyüme  Bakırköylüyüm... Siz bakmayın şimdi Çekmece'de oturduğuma... Sinema aklımın köşesinden geçmezdi o zaman. Geçmezdi ne kelime, Türk filmi bile  seyretmezdim. Aslına bakarsanız şimdi de seyretmiyorum ya...  Neyse, serde   Bakırköylülük var. Sanatçı  çevreye çıkmış  Bakırköy'ün adı. Biz de oranın  medar-ı iftiharı Halkevi'nden tabi, nasibimizi  aldık... Münir (Özkul)  ağabeylerden sonraki  dönemlerde  Altanlar'la (Erbulak) filan sahneye çıktık ama dedim ya, sinema aklımın  köşesinden geçmezdi...»

(Sağdaki fotoğraf: Ahmet mekin, Yeşilçam'daki imk dönemlerinde...) 

- «Sonra nereden görmüşlerse, yahut nereden duymuşlarsa iki ünlü   Bakırköylü Kenan Pars  ve Sırrı Gültekin peşime düştüler... Ben, 'İstemem   yahu,  oynamam,' diyorum, onlar dayatıyorlar: 'İlle de  oynayacaksın.'  diyorlar...  Neyse uzatmayalım, bu kaçmaca ve kovalamaca  tam bir yıl   sürdü. Sonunda ilk filmimin parasını peşin olarak evime gönderdiler, ben de  çarnaçar sinema artistliğini kabul ettim.»

- «İlk filmimim adı 'Mahşere Kadar'dı. Başrolde Yılmaz Duru, Belgin Doruk ve  Kenan Pars vardı. Aldığım para ise 750 lira idi. İkinci filmimde ise başrole  çıkmış, fiyatım ise 1.500 liraya fırlamıştı. Anlayacağınız, bir anda piyasada  bazuka gibi patlamıştım. Yıl 1956... Sonra filmler, filmler, filmler ve 1958'de  ilk durgunluk dönemine girişim. Kemal Film'le 3 yıllık mukavele yapmıştım.  Mukavelemin ilk filmini çektim. Sonra bir mesele yüzünden takıştık ve beni  1961 yılına kadar sadece bir filmde daha oynattılar. Tabii, bu arada her yıl  paramı da muntazaman ödediler...» - «Sonra geldi 1962 yılı ve ben yine büyük bir süratle işe koyuldum. 1965'e  kadar. 'Vurun Kahpeye', 'Aramıza Kan Girdi', 'Altın Kalpler', 'Sokaktan Gelen  Kadın' hep bu dönemin filmleridir... 1965 yılında ne oldu, diyeceksiniz.  Hiççç... Sadece sinemayı bıraktım. Bıkmıştım sinemadan. Başka bir iş yapmak  istiyordum... Yeterli sermayeyi de toparlamıştım ama ne var ki olmadı... Bu   para hiç ummadık bir yere gitti ve 1967 yılında Ahmet Mekin  adında boynu  bükük bir adam yine döndü Yeşilçam'a, yine başladı kamera karşısında binbir  kılığa girip, çıkmaya.»

Ahmet Mekin- «Ha, bir de tiyatroculuk serüvenim vardır benim... Yıl 1969'dur... Engin  Cezzar'la Haldun Dormen'in ortak prodüksiyonu olan 'İttihat ve Terakki'de  Cemal Paşa'yı oynadım. Bu arada film çevirmeye devam ediyordum tabii.  Şimdi şöyle bir soru aklınıza gelebilir: Nasıl oluyor da iki defa uzun süreyle  sinemadan ayrı kalan bir insanı o sinema tekrar kabul ediyor, sırtında  taşıyor?... Ben de düşündüm bu sorunun cevabını ve buldum galiba... Bugüne  kadar piyasadaki ilişkilerimi son derece ciddiyetle ve sorumlulukla devam  ettirdim.»

- «Gençlik günleri, macera günleri, delikanlılık heyecanları olmadı mı sanki?  Olmaz olur mu?... Hiç unutmam bir iddia yüzünden Metin Bükey'in  cümbüşünün içinde yumurta bile pişirdik. Gazinolara gidip, 5 kuruş bile  vermeden bütün hesabı sahnede çalan Metin Bükey'e ödettik. Tabii, sonra  feryatlar figanlar, öldümler, bayıldımlar... Sonra, şimdi hatırlayamayacağım  bir sürü tatlı, tatsız olaylar  ama hep sinema dışında, hep sinemadan uzak...

- «Gelelim 1972'nin Ahmet Mekin'ine... Bu yıl ve 1971 yılı içinde 4 tanesi  renkli olmak üzere 15 film çevirdim. Hala da setten sete koşuyorum. Yorulmak  mı? Ne gezer efendim, ne gezer?... 16 yılın yorgunluğundan ne olur ki?...»

(Ses Dergisi - 4 Mart 1972)