Artistler ve Evleri Dizisi (2) Zeki Müren'in evi

Yayın Tarihi : 27 Mart 2012
31107
"Huzur Yuvası" adını verdiği evinin dekorasyonunu yılda iki kez değiştiren Zeki Müren, bunun için 100 bin lira para harcıyor.


Turknostalji.com'da 1966 yılında evlerini ziyaret ettiğimiz ünlü yıldızlardan ikincisi Zeki Müren... Röportaj Cengiz Yarbağ'a ait...

**********

Ev, aynı ev, Levent Akağaç Sokak'taki "Huzur Yuvası". Fakat Zeki Müren gene içinin şeklini değiştirmiş. Zeki Müren'in evinde en kıymetli köşesi olarak şöminenin önünü kabul edebilirsiniz. Sanatçı, yalnız kaldığı zamanlar kırmızı papatya şeklindeki pufuna oturur ve hayatının muhakemesini yapar.Yazları ve kışları değişik bir kılığa giren bu evin dekorasyon masrafı olarak, sanatçı her yıl 100 bin liraya yakın para harcıyormuş.

* * *

Dördüncü Levent, kuruluşu itibariyle İstanbul'un en genç mahallelerinden biridir. Planlı yapılan caddelerin kenarında beyaz badanalı evler sıralanır. Geniş bahçelerle ayrılan evlerden birisi de «Huzur Yuvası»dır. Kapısında 1962 model bir Chevrolet Impala'nın bulunduğu «Huzur Yuvası»nın zilini çaldıktan pek az sonra, ses, sahne ve perde sanatçısı Zeki Müren, sizi «Huzur Yuvasına hoş geldiniz» sözleri ile karşılar.

Huzur Yuvası'nın esasını, alt kat teşkil etmektedir. Zeki Müren'in kendi eliyle dekore ettiği «Çin Salonu»na kapıdan itibaren 15 basamaklı merdivenden inilerek girilir. Çin Salonu, yere çok yakın biri büyük diğerleri küçük kırmızı koltuklardan meydana gelmiştir. Bu arada yalnız sanatçının oturduğu papatya şeklindeki bir puf, tavandan itibaren sütun halinde zeminle birleşen şöminenin önüne yerleştirilmiştir.

Burası yemek odası... Avize, aplik ve şamdanlar... Duvarda «Manolyam» şarkısından kazandığı altın plak... Zeki Müren «Bana burası biraz ağır geliyor, siz ne dersiniz?» diye sordu. Bilhassa kahverengi ceviz kaplama masa ve büfeler ruhunu sıkıyormuş.Beyaz badanalı duvarda Çince «ilkbahar, yaz, sonbahar, kış» kelimeleri yazılmıştır. Ayrıca, geniş bir kanepenin sol başına yalnız «ilkbahar» kelimesi yazılmıştır. Burası da Zeki Müren'in oturma köşesidir.

«Bu köşeye özel iltifat neden?» diye sorduğumuz zaman da sanatçı, «Ben daima hayatımın ilkbaharında yaşamak isteyen bir insanım. Köşeme bu sözü işlettirmemi çok görmeyiniz» dedi.

Şöminenin İkiye ayırdığı L şeklindeki salonun ikinci bölümü «Japon Salonu». Çok sempatik bir oda. Duvarda iki Japon kuşu resmi asılmış. Kanepe ve koltuklar gene yere yakın. Zeki Müren, «Elimde olsa bütün evimi Uzak-Şark havasına sokmak isterdim. Bilirsiniz ne kadar sessiz ve nazik insanlardır» diyerek, bu tarz dekorasyonu tercih sebebini açıkladı.

«Hürriyetime aşığım, bu yüzden canlı hayvan besleyemem» diyor Zeki Müren. Onlara olan hayranlığını ancak Japon kuşlarına bakarak gideriyor. Japon Salonu'nda da bütün eşyalar Uzak-Şark stilinde yapılmıştır.Huzur Yuvası'nın yemek salonu, bize göre normal, Zeki Müren'e göre ağır döşenmiş. Masa, sandalye ve büfeler cevizden. Duvarın göze çarpan kısmında sanatçının, «Manolyam» şarkısından kazandığı altın plak çerçevelenmiş.

Üst katta, Zeki Müren'in meşhur yatak odası bulunuyor. Her taraf beyaza yakın bir pembelik içinde. Yatağın tam karşısına gelen kısımda popüler sanatçının annesinin büyük boy bir resmi asılı. Ona bakmadan, dua etmeden yatıp uyumaz ve evden çıkmazmış. Sayısız elbiseleri de mevsim mevsim bölümlere ayrılmış ve gardrobuna öyle sıralanmış.

10 yıldır Türkiye'nin en sevilen sanatçısı unvanını elinde tutan Zeki Müren'in 'Huzur Yuvası»nda merakınızı çekecek bir sadelik göze çarpmaktadır. Diğer yıldızların aksine çok az ve sade eşyayı tercih eden sanatçı, evinin dekorasyonunu kendisi yapmış. Bununla haklı olarak öğünüyor. Güzel Sanatlar Akademisi'ni birincilikle bitiren bir dekoratör olarak evini düzenlerken, göz önünde tuttuğu hususları şöyle anlattı:

 Pembe odada evin tek insan resmi asılı: Annesinin. Gardırobunda mevsim mevsim elbiseler ayrılmış. Sayısını değil Müren, hizmetçisi Berin Hanım dahi bilmiyor. 5 yıldır şeklini muhafaza eden oda bu yıl tefriş edilecek. Ama, gene pembe renk süslemede esas tutulacakmış.«Ben hürriyetine aşık bir insanım. Onun için canlı hayvan besleyemem. Çiçeklere gelince; yetiştikleri kırlarda daha güzel bulduğum için evimin dekorasyonunda çiçek motiflerine yer vermedim. Birkaç Çin ve Japon biblosu ile bu işi hallettim. Hiçbir zaman tozpembe göremediğim dünyayı da ancak yatak odamın pembeliğinde canlandırabiliyorum. Ağır tablolar insanı yorduğu için evime almadım. Gene aynı sebepten antika eşyayı sevmem. Çünkü yorucu bir çalışmadan sonra insanın kendi evinde gönlünü karartır»

Sanatçı yılda iki defa evinin şeklini değiştirmeyi adet edinmiş. Bu iş için her defasında tam 100 bin lira harcıyormuş. Huzur Yuvası şimdi yaz havasında. Sekiz ay sonra kışlık şekline girecek. Bu defa tüm duvarlar siyaha boyanacak, eşyalar ise kar beyazı rengini alacakmış.

(Ses Dergisi - 1966)