Artistler ve Gardropları (4) Hülya Koçyiğit

Yayın Tarihi : 24 Haziran 2012
23319
Hülya Koçyiğit, giyimine titizlikle dikkat eden yıldızların başında gelir. Koçyiğit ağırbaşlı giyim taraflısı bir yıldızdır. Üstteki fotoğrafta Hülya Koçyiğit, yeşil krep jorjet elbisesiyle görülüyor. Dubleli ve astarlı bu kokteyl robunun yatık bebe yakası ile geniş kol ağızları dikkat çekmektedir.

1966 yılında yayımlanan "Artistler ve Gardropları" dizisinde bu kez de Hülya Koçyiğit'in giysilerine ve giyim konusundaki düşüncelerine göz atıyoruz...

**********

Artistler ve Gardıropları serisinde, bu defa Hülya Koçyiğifin yeni mevsim için yaptırdığı elbiselere yer veriyoruz. Koçyiğit ağırbaşlı giyim taraflısı bir yıldızdır. Mini etek gibi yeniliklerin de daha çok, küçük kızlara yaraştığı kanaatindedir. Ünlü yıldız bir sinema artistinin mesleğine uygun şekilde giyinmesi gerektiğini savunur.

(Sağdaki fotoğraf: Faize-Sevim Terzihanesi'nde diktirilen bu turkuvaz renkli kokteyl elbisesi, antuvanet kumaşından yapılmıştır.)

Hülya Koçyiğit, giyimine titizlikle dikkat eden yıldızların başında gelir. «Bir insanın elbisesi, kişiliğinin aynasıdır. Sadece topluluk arasına çıkarken değil, kimsesiz ve kırlarda yapayalnız gezerken bile kendi gözüme istediğim mükemmeliyette görünmek için o çevreye uygun giyinirim» diyen ünlü sinema oyuncusu, moda konusundaki sorularımıza toplu olarak şöyle karşılık veriyor:

«Güzel giyinmek, bende çocuklukta başlamış bir eğilimdir. Çocukluğumdan beri daha çok, büyük kimselerin giyecekleri cinsten kumaşlar seçerdim, giyim konusunda da son derece titizdim. Annem 'Sen daha küçük bir çocuksun' dediği halde beğendiklerimi istemekten vazgeçmezdim. Büyüdükten ve sinema artisti olduktan sonra bu alışkanlığı bırakmadım. Bir sinema yıldızının iyi giyinmek hem hakkı, hem de vazifesidir. Seyircilerimiz bizi olağanüstü bir sevgiyle seyrettiği için onların karşısına da gerek filmlerde gerek sokakta ve toplantılarda en güzel kıyafetimizle çıkmak zorundayız. Hayranlarımızın hayallerini ve sevgilerini yıkmamak için de giyimimi bir an ihmal etmem. Mevsimlerin ve günün her ayrı vaktinde o atmosfere uygun giyinmezsem kendimi rahatsız hissederim. Her filmde ayrı kıyafetler kullanırım. Bizde artistler, filmlerde giydikleri kostümleri kendileri yaptıkları için, kazancımın yüzde  60'ını giyim ve kuaför masrafı olarak sarfediyorum. Şimdi yeni moda giyimi takip ederken artık kendi yaşımı göz önüne alıyorum. Ve kendi kişiliğimi seçtiğim modellere vermeye çalışıyorum.»

(Sağdaki fotoğraf: Bu sarı krep tuvalet, 1967 kışında çok rağbet görecek modellerdendir.)

«Bir modeli ünlü bir terzi yaratmış diye olduğu gibi giymem. Kendi zevk dünyama göre değişiklik yaptırırım. Mesela, mini etekleri benden çok daha küçük kızlar için güzel buluyorum. Onları ufak kardeşim Nilüfer giyebiliyor. Aksesuardan hiç hoşlanmam. Sadece 4 çeşit yüzük; pırlanta, firuze, inci ve zümrüt yüzük takarım. Filmlerde kendi zevkimi tatbik etmeme imkan
yok. Çünkü orada başka insanların kalıbına giriyorum. Elbiselerimi bu yıl Faize-Sevim'de, ayakkabı ve çantalarımı da Şeref'te yaptırdım. Kürk mantoları benim yaşımdaki kızlara uygun görmediğim için satın almıyorum.»

«Bazı çamaşır, bluz, etek ve spor kıyafetleri Avrupa'dan getirtiyorum. Konfeksiyon mağazalarında çok güzel şeyler var, ama ben bir sinema yıldızının, bir tek defa giymek için bile olsa, kendi mesleğine yakışacak şekilde giyinmesi prensibini benimsediğim için, elbiselerimi
ısmarlama yaptırıyorum. 1967 kışı için terzime bir hayli kostüm yaptırdım. Bunların çoğu kokteyl ve gece elbisesidir. Bu yıl elbiselerin yaka, kol ağzı, göğüs ve etek kısımlarında renkli taşlar ve pullarla işleme yapmak çok tutulan bir moda oldu. Pantolon ceket gibi spor kıyafetler de yaptırdım. Ama, bunlar film için... Özel hayatımda pantolon giymekten hoşlanmam. Gece elbiselerinde siyah, gündüz elbiselerinde pastel renkleri tercih ederim.»

(Sağdaki fotoğraf: Hülya Koçyiğit'in Kerime Nadir'in ünlü romanından uyarlanan "Hıçkırık" filminin galası için diktirdiği bu tuvalet, 3 bin liraya Faize-Sevim Terzihanesi'nde yapılmıştır. Lanvin'in bir kreasyonu olan modelin sırtında kendi kumaşından yapılmış bir fiyong vardır. Etekler evazedir. Kumaşı ise Staro'nundur.)