Yeşilçam'ın en yeni yıldızı: Arzu Okay

Yayın Tarihi : 09 Ocak 2016
8005
Arzu Okay, Haziran ayında sinemaya girdi ve bugüne kadar beş filmin başrolünde oynadı. Genç kız rolleri için çok müsait bir tipi var.

GEÇEN yıl (1969) Ocak ayında, Zeki Müren'in başrolde oynayacağı «Güneşe Giden Yol» adlı fotoromanda onunla başrolü paylaşacak genç kızı bulmak için Saklambaç gazetesi bir yarışma düzenlemişti. "Arzu Okay" adını ilk, o müsabakayı kazandığı zaman duyduk. 

Arzu Okay'ın özellikle «genç kız» rolleri için ideal bir tipi var. Boyu 1.70, kilosu 50. Bugüne kadar beş filmin başrolünde oynayan Arzu, 1971'e iddialı giriyor.1970 yılı Haziran ayında yapılan «Sinema Güzeli» yarışmasında da birinci seçilince adını bir daha duyduk. Sonra film haberleri arasında geçen bir isim oldu Arzu Okay adı: «Arzu Okay, Ölünceye Kadar'ı bitirdi», «Arzu Okay, Kölen Olayım'dan sonra Kurt Kanı adlı filmin de başrolünde oynadı», «Arzu Okay, Gelin Kız adlı filmde oynamak içinAntalya'ya gitti.»

Geçen hafta adını bunca duymuşluğumuz olan, buna mukabil kendisini görmediğimiz, tanımadığımız Arzu Okay'la konuşmak için evine gittik. Beynimizin içinde birçok soru çengellenmişti:

«Acaba nasıl bir kızdır? Neyi sever, neyi sevmez? Soru sorunca 'pat' diye cevap mı verir, yoksa lafı evirip çevirip sorunun cevabını vermemek için yollar mı icat eder?»

Böyle düşünmekte de haklıyız. İçeri girip odaya oturduğumuz ve hatta ilk sorumuzu sorduğumuz zamana kadar Arzu Okay bizce tam bir kapalı kutu. Yalnız ilk görüşümüzdeki izlenim şu. Arzu, Türk sinemasında büyük bir eksiği tamamlıyor. 17-18 yaşlarındaki kız rolleri Jcin ideal bir tip. Sonra konuşmaya başlıyoruz. Adet olduğu üzere, ilk sorularımız onu tanımak amacına yöneliyor:

— «23 Haziran 1955'te İstanbul'da doğdum. Babamın adı Hamdi, annemin ismi Özcan.»

Koyu yeşil gözleri var Arzu Okay'ın. Boyu 1,70, kilosu 50. Saçları kestane rengi, uzun. Mecidiyeköy Lisesi ikinci sınıfına geçmiş, ama sinema yüzünden okula ara vermiş. «Ara vermiş» diyoruz, zira bu yıl "dışarıdan" imtihana girecek, sonra "gece lisesine" devam edip muhakkak liseyi bitirecek. Yüksek öğrenim de yapmak istiyor. Başarır mı dersiniz?

Bizce başarır, çünkü ilkokuldan lise 1'e kadar her yıl iftihara geçmiş, okuduğu okullarda «örnek öğrenci» olarak kabul edilmiş.

Arzu Okay geçen yıl Mecidiyeköy Lisesi tiyatro kolunca oynanan «Utanç Dünyası» adlı piyeste tek kadın rolünü oynamış, okul piyesleri hakkında çıkan kritiklerde Arzu'nun oyunu «başarılı» olarak nitelenmiş.

Arzu Okay'ın biyografisini aldıktan sonra belli etmeden «kişiliğini» örten esrar perdesini aralamaya çalışıyoruz. Yüzü geniş ve yuvarlak, buna mukabil hatları oldukça keskin. Bu, hoş bir kontrast yaratıyor. Sonra çok güleryüzlü, devamlı gülüyor. Şaka yapıyor, gülüyor, şaka yapıyor, gülüyor. Samimi, cana yakın, sevimli bir genç kız... Bu tipler genellikle «yardımsever, içleri iyilik dolu, samimi» insan olurlar. Atalarımız boşyere «Gülen insandan korkma» dememiş!

Arzu Okay kumral, yeşil gözlü, devamlı gülen bir genç kız...Arzu Okay sinemayı çok seviyor. «Eskiden öğretmen olmak isterdim. Yıllar ilerledikçe «doktorluk» da bana cazip gelmeye başladı. «Doktor olur, insanların acılarını dindiririm» diyordum. Ama sinema sevgisi geldi, onları bastırıp üste çıktı. Şimdi benim için varsa sinema, yoksa sinema. Çok gencim, daha yolun başındayım. İnşaallah arzuladığım yere geleceğim» diyor. 

Diyor ama konuşması kesinlikle «iddialı» değil. Kendine güvenen, alçak gönüllü insanlar gibi konuşuyor Arzu Okay. Klasik «Allahaısmarladık-üle güle»lerden sonra ardımızdaki kapı kapanınca Arzu Okay hakkında edindiğimiz ilk izlenimlerin bir bilançosunu çıkarıyoruz.

Eğer Arzu Okay böyle devam ederse, eğer ileride, «Ben neymişim de haberim yokmuş!» cinsinden bir kompleksin esiri olmazsa ve eğer adını ucuz aşk dedikodularına, cılız skandallara, şöhret kurdu söylentilere karıştırmazsa Türk sinemasında uzun yıllar kalır ve şöhreti günden güne artar.

(Ses Dergisi - 12 Aralık 1970)