Aşkların en güzeli: Ahmet Özhan-Hale Soygazi

Yayın Tarihi : 12 Eylül 2012
43289
İki genç şöhret, Ahmet Özhan ile Hale Soygazi, Piyer Loti'de başbaşa yeni bir aşkın ilk günlerinden birini el ele, göz göze, doyasıya yaşıyordu...

Yeşil gözler, tüm koyuluğu ile ela gözlere baktı. Piyer Loti'deki kahvenin küçük masalarında turistler, yaşlı bir karı koca ve bir ağacın gölgesinde de iki kişi vardı. Kumral saçları omuzlarına kadar dökülen, güzel bir genç kızla, sarışın uzun boylu yakışıklı bir erkek. Elleri birbirine kenetlenmiş, alçak sesle konuşuyorlardı. Yaşlı karı koca yüzlerinde hoşgörür bir gülümseme ile bir süre onları izlediler. Geride kalmış bir hikayenin, yeniden yaşanması gibi mutlu bir hayalle kadın, başını erkeğin omuzuna dayadı.

Küçük kahveci çırağının elindeki tepside sallaya sallaya getirdiği kahveleri yudumlarken, bir kez bile başlarını kaldırıp çevrelerine bakmadı iki genç. Sanki zaman durmuş, dünya dönmekten vaz geçip onların buyruğuna girmişti. Öylesine unutmuşlardı ki her şeyi, masalarından on metre uzaklıkta bir fotoğrafçının, makinesinin peş peşe deklanşörüne bastığını farketmiyorlardı.

Aslında iki çift meraklı gözün onlarla ilgilenmesi aşağı yukarı bir saat önce başlamıştı. Bir röportaj dönüşü Aksaray'dan geçerken, yanımızdan bir arabanın virajı yavaşça dönüşünü izlemiştik. Arka koltukta kol kola oturan iki tanıdık yüz dikkatimizi çekmiş, saniyenin kesirleri içinde hafızamız bize, Hale Soygazi ve Ahmet Özhan'ı gördüğümüzü hatırlatmıştı.

Bu beraberliğin adını daha sonra koymak üzere, bir boş araba aramış, ümitsizce çırpınışlardan sonra bir taksiye binmiştik. Ve düşünceler, yorumlarla geçen yolculuk, Eyüp'ün tepelerindeki, eski bir Türk dostu olan ünlü yazar Piyer Loti'nin bugün kahve olarak kullanılan mekanında son bulmuştu.

Yosun kokusu, mezarların sessizliği ve çınar ağaçlarının hafif hafif esen rüzgara uyup sallanması arasında fısıl fısıl konuşan iki ünlü gencin beraberliğinin adı, kendiliğinden belli olmuştu.

Ahmet Özhan, Hale Soygazi'nin sigarasını yakarken, bir ara başını çevirdi ve göz göze geldik. Biraz sonra aradaki uzaklık azaldı ve masada dört kişi olduk. Sarışın Ahmet Özhan, pembe bir renkle foto muhabiri arkadaşımıza, fotoğraf çekip çekmediğini sordu. Çekildiğini öğrenince de, ellerini havaya kaldırarak:

- «Teslim» dedi.

Kahkahaları, sorular izledi... Kendilerini ne zaman görmüştük? Arabada nasıl tanımıştık, neden buraya kadar takip etmiştik? Hani bir an, yakışıklı şarkıcı ile meslekleri değiştiğimizi zannettik.

Merakları geçtikten sonra, sıra bize geldi. Beraberlikleri nasıl başlamış, bugüne nasıl varmıştı? Neden bu kadar gizli hareket etmişlerdi ve gelecek için ne düşünüyorlardı?...

Hale Soygazi, Ahmet Özhan'a, Ahmet Özhan, Hale Soygazi'ye baktı. Sonra ikisi de bize döndü, bir açıklama bekler gibi. Yaşlı karı koca masalarından kalkmış gidiyorlardı. Belki de aşk rüyalarının bozulmasına içerlemişlerdi. Fakat her şeye rağmen iki genci sevgi dolu bakışlarla süzdüler. Biraz sonra da Ahmet Özhan, altı ay öncesine uzanan beraberliklerinin öyküsünü anlatmaya koyuldu.

- «Her şey 'Çocuğumu istiyorum' filminde başladı. Bütün çekim süresince ikimiz, açığa vurmadığımız bir sempati duyuyorduk birbirimize karşı. Filmin son günü, ekipten bir kaç arkadaşla yemeğe gittik. İyi biten bir işin ardından gelen mutlu, neşeli saatler geçirdik ve dönerken, duygularımız yine gizliydi ama galiba blrbirlerimizin ne düşündüğü, ne hissettiğini anlamış olarak evlerimizin yolunu tuttuk. Ben hayatımda ilk kez, bir insanı kendime böylesine yakın ve vazgeçilmez buluyordum. Günlerce düşündüm, kendi kendimi sınadım. Sonunda da sevgime teslim oldum.»

Hale Soygazi, elleri çenesinde seyrediyordu, Ahmet Özhan'ı. Sözünü bitirdiği zaman, sevinçli sevinçli gözlerini kırpıştırdı. Sanki kendisi ile ilgili olmayan, güzel bir hikaye dinlemiş gibi bir hali vardı, o da bize döndü:

- «Ahmet söylenebilecek her şeyi öylesine güzel dile getirdi ki, ben ancak anlattıklarını doğrulayabilirim.»

- «Gelecek için neler düşünüyorsunuz?»

Yine göz göze baktılar. Mutlu, rahat ve güvenli. Sonra güzel yıldız:

- «Bugünü, yarın da yaşamayı. Bir beraberlik için en iyi dilek değil mi bu? Başlangıçta her şey çok güzeldir. İnsan, pembe bulutlar içinde yaşar. Oysa zaman geçince, gerçekler belirir, yavaş yavaş. Pürüzler, anlaşmazlıklar çıkar. Bence önemli olan, uzun vadeli ve sarsılmaz dostluklar kurabilmektir. Gelip geçici ilişkiler değil.»

Sözünü bjiirdiğl zaman, Ahmet Özhan'ın yeşil gözlerine, ela gözleri ile baktı. Eğer bakışlar adlandırıdı, herhalde Soygazi'ninkine «Umutlu sevgi» demek gerekirdi...

Ve onlar «Aşkların en güzeli»ni yaşayıp, mutluluk istasyonunda beklerken, turistlerle biz, dönüş yolunu tuttuk. Güneş tepelere doğru yatmış, Haliç'in maviliği koyulaşmıştı. Çınar ağaçları artık kımıldamıyor, sessizlik yalnızca iki genci sevgiyle kucaklıyordu...

(15 Eylül 1973)