Atıf Kaptan'la eski Beyoğlu sinemalarına yolculuk

Yayın Tarihi : 18 Şubat 2013
13899
Eski Beyoğlu sinemalarının çoğu banka, pasaj, pastane, iş hanı olmuş. Bir kısmı yine sinema ama adı, şekli değişmiş. Atıf Kaptan, çocukluğunun sinemalarını anlatıyor...


Eskiden mahalle bekçileri omuzlarına Ramazan davulunu asıp «Besmeleyle  çıktım yola... Selam verdim sağa sola» tekerlemesi ile yola revan olurlarmış.  Geçenlerde biz de bir anlamda öyle yaptık. Atıf Kaptan'la birlikte İstiklal  Caddesi'ni Taksim'den Tünel'e kadar bir baştan bir başa katettik; arada durup  durup resim çektik, not aldık.

Günümüzün Elhamra Tiyatrosu eskiden sinemaymış. Atıf Kaptan, Elhamra Sineması için. «Majik'ten sonra gençlik yıllarımın en büyük, en lüks sinemasıydı. Ben ilk sesli filmi burada görmüştüm» diyor...Konumuz sinemalardı, daha doğrusu eski sinemalar... Yıllar öncesinin Beyoğlu  sinemaları... «Eski çamların bardak olması» gibi eski sinemaların çoğu da  şimdi banka olmuş, pasaj olmuş, pastane olmuş... Bir kısmı yine sinema, ama  şekli değişmiş, adı değişmiş... Bir kısmı ise... Neyse, bir kısmı için de şairin  sözünü tekrarlayalım: «Ol saltanatın yeller eser şimdi yerinde.»

Atıf Kaptan'la önce eski Taksim Sineması’nın önünde duraklıyoruz. Burası  sonradan ad değiştirip Venüs Sineması oldu. Şimdi Devlet Tiyatrosu'nun  işgalinde... Aldı Atıf Kaptan, bakalım ne dedi:

- «Efendim, burası eskiden 'Majik' Sineması'ydı. Bu Majik, sadece İstanbul'un  değil, Türkiye'nin en güzel, en lüks sinemasıydı. Devrin en muazzam filmleri  burada oynardı. Bir örnek vereyim isterseniz. O zaman sinema sessiz ya...  Her sinemada film oynarken bir yandan da piyano çalınırdı. Oysa burada 7-8  kişilik bir orkestra vardı. Fon müziğini onlar yapardı.» İşte bir zamanların ünlü Majik Sineması... Bugün, bu binada Devlet Tiyatrosu var. Majik, o yılların en büyük, en güzel, en lüks sinemasıymış.

Sonra gezimiz başlıyor... Lale Sineması'nın yanında şimdi Etibank olan bina  eskiden «Etoile Sineması»ymış. Onun karşısında, Fitaş ve Dünya  sinemalarının bulunduğu pasaj o zaman yokmuş tabii... İstanbullular orayı  «Cosmograph» Sineması olarak bilir, o isimle tanırlarmış. Halen Ayfer Feray  Topluluğu'nun tekelinde olan Alkazar var ya, orası yıllar önce de yine aynı adla  tanınırmış, ama tiyatro değil, sinemaymış. Şimdi Şehir Galerisi'nin bulunduğu  pasajda da bir sinema varmış. O sinemanın adı da Opera imiş. 

İşin enteresan  tarafı şu. Yan sokaktaki Şehir Tiyatroları «Yeni Komedi» bölümü var ya, orası  o zaman yokmuş. Binalar da sonradan tadil edilmiş olmalı. Çünkü şimdi  tiyatroya ait olan oturacak yerler, o zamanlar Opera Sineması'nın  koltuklarıymış. Galatasaray yakınlarındaki «Tilla» Pastanesi'nin yerinde de bir  sinema varmış devri devranda. (Atıf Kaptan adını hatırlayamadı.). O sinema  adından çok «aynasıyla» tanınır, «Aynalı Sinema» tabir edilirmiş. Ayrıca  sinemanın önünde her gün, her seanstan önce çalgı çalınırmış.

Ya şimdi İstanbul Tiyatrosu'nun bulunduğu Elhamra Tiyatrosu... Orası da Atıf  Kaptan'ın gençlik devirlerinde Elhamra sinemasıymış. Devrinin Majik'ten sonra  en lüks sinemasıymış Elhamra... Tarzı ve  mimarisiyle hala eskiliğini muhafaza eden bu bina, uzun yıllar Alkazar Sineması olarak bilinmiş. Burada özellikle serial filmler gösterilmiş. Şimdi ise aynı yer «Alkazar Tiyatrosu» olarak tanınıyor.Atıf Kaptan başrolünü Marisa Bell'in oynadığı ilk sesli filmi (ilk sesli filmin  başrolünü Marisa Bell oynamadı tabii... Ama Atıf Kaptan ilk sesli filim olarak  onu görmüş) o sinemada seyretmiş. 

O zamanlar bilet fiyatları da pek  ucuzmuş. Nişantaşı Sultanisi'nde okuyan Atıf Kaptan, Perşembe öğlende tatil  başlayınca (o devirde resmi tatil Perşembe öğlende başlar, Cumartesi sabahına  kadar devam edermiş) doğru sinemalara koşar ve cuma akşamına kadar film  üstüne film seyredermiş. Bilet fiyatları da 3 kuruştan başlar, 10 kuruşa kadar  yükselirmiş. Localar da 50 kuruşmuş o zaman.

Sonra yıllar geçmiş, birçok sinema kapanmış, yenileri açılmış, bazıları da ad  değiştirmiş. Atıf Kaptan bunların bir kısmını şöyle sıralıyor:

- «Bugünkü Saray Sineması'nın adı eskiden Majik'ti. Şimdiki Rüya sinemasının  ilk adı ise 'Sümer'... Yeni Ar, 'Asri Sinema' adıyla tanınırdı. Bir Asri Sinema da  Tepebaşı'ndaydı. (Bu sinemanın serüveni de çok enteresandır. Burada ilk  sinema aynı zamanda Türkiye'nin ilk yerleşik sinema salonu olarak Sigmund  Weinberg tarafından Pathe Sineması adıyla kurulmuş, çok sonraları Asri adını  almıştır. Daha sonra uzun yıllar Şehir Tiyatroları Komedi Bölümü olarak  kullanılan bina geçen yıl yanmıştır.) Şimdiki adı Lüks olan sinema ise  'Şık’'  Sineması adıyla faaliyete geçmişti.»

- «Bize biraz da Türkiye'deki ilk sinemaları anlatır mısınız?» diyoruz. Gözleri  dalıyor, çocukluk günlerini, gençlik günlerini düşünüyor.

- «Eğer hafızam beni yanıltmıyorsa Türkiye'ye ilk sinema 1896-97 yıllarında  gelmiş» diye anlatmaya başlıyor, «İstanbul'da, Galatasaray'da Sponek adlı  bir adamın bir birahanesi varmış, işte Türkiye'de ilk film bu birahanede  oynamış. On beş gün sonra da Sehzadebaşı'nda, Direklerarası'ndaki meşhur  Fevziye Kıraathanesi'nde aynı film gösterilmiş. Daha önce bir Fransız ressamı  da Saray'da film oynatmış.»

Bir an duruyor, düşünüyor, sonra konuşmasına devam ediyor Atıf Kaptan: Bu pastanenin yerinde bir zamanlar «aynasıyla» meşhur bir sinema varmış. Herkes bu sinemayı adından çok «Aynalı Sinema» olarak tanırmış...

- «Sinema işini esaslı bir ticaret olarak ilk defa ele alan, Sigmund Weinberg  adlı, Türkiye'de yerleşmiş, Romanya uyruklu bir Leh Yahudisi olmuş. Weinberg, Fransız Pathe Kumpanyası'nın acenteliğini alarak önce  sinemacılığa, bir zaman sonra da filmciliğe başlamış. Bizde sinema yıllarca,  tiyatrolarda olduğu gibi, kadınlarla erkeklere ayrı gösterilirdi, İstanbul  kadınları ilk defa Pangaltı'da, Asaduryan'ların açmış olduğu sinemada film  seyrettiler. Burada haftada iki defa kadınlara film gösterildiğini hayal meyal  hatırlıyorum...»

Bu zaman meselesi sonradan ola ki, başımıza bir iş açar... Çünkü Atıf  Kaptan'la kesin bir tarih seçmedik. «Eski sinemalar» deyip yola revan olduk.  (Aksi halde işin içinden çıkmanın imkanı mümkünü yoktu zaten.)

Atıf Kaptan, 1955 yılında çıkardığı «Kırk Sekiz Yıldan Çizgiler» adlı anı  kitabında, 1915 yılında eğitime başladığını, önce İttihat Terakki Mektebi'ne,  sonra Nişantaşı Sultanisi’ne gittiğini ve oradan İzmit' te eğitimine devam  ettiğini belirttiğine göre yukarıdaki bilgilerin tarihi hakkında bir fikir sahibi  olabiliriz.
Atıf Kaptan, şimdi banka olan bir zamanların Etoile Sineması'nın önünde...
(Soldaki fotoğraf: )

İsterseniz biz işi daha sağlam tutalım. Tevfik Çavdar'ın «Sayılarla Vaziyet ve  Manzara-i Umumiye» adlı kitabını açıp 145. Sayfadaki «Beyoğlu Sinemaları»  bölümüne bir bakalım. Tevfik Çavdar'a göre 1921 Beyoğlu'sundaki sinemalar  söyle sıralanıyor: «Majik (1005), Etoile (541), Cosmograph (900), Russo- American (342), Luxemburg (460), CK Falace (482), Eclair (452), Central  (350), Cinema Orientan (461), One Amphi (1030), Pangaltı (450), Cinema  Variete (752), Taksim Garden (400), Majestik (200)...

Elimizde «Eski Zaman » Sinemaları’na ait bir başka belge daha var. 1933  yılında Hilmi Malik'in yazdığı «Türkiye’de Sinema ve Tesirleri» adlı kitap...  Orada da 1932 yılındaki İstanbul Sinemaları’na alt bilgiler var. Buradaki  listede Atıf Kaptan'ın söylediği sinemalar arasında adı geçenlere de  rastlanıyor.

İsterseniz onlara da bir bakalım: «... Elhamra (750), Opera  (1200), Majik (1170), Şık (500), Yeni Alkazar (600), Etoile (360), Palhe- Pangaltı (350), Majestik (360), Asri (800). Meraklısı için not: Bu kitaba göre  1932'de İstanbul'da 30, bütün Türkiye'de 129 adet sinema salonu varmış.

(Ses Dergisi - 1 Mayıs 1971)