Atıf Yılmaz - Afiş tasarımından yönetmenliğe

Yayın Tarihi : 09 Aralık 2016
1469
Yeşilçam'a film afişleri tasarlayarak giren yönetmen Atıf Yılmaz, Hukuk Fakültesi'nden ayrılıp, Güzel Sanatlar Akademisi'ne geçti. İlk filmi ise Kanlı Feryat'tı...

 

Atıf Yılmaz, 1951 yılında, Mezarımı Taştan Oyun filminin çekimleri sırasında...Lisede öğrenciyken, "Kral Oidipus"u sahneye koymak istemiş. Arkadaşları "Ne yapıyorsun Yılmaz, bu zor bir oyun..." demişler, "Mizanseni zor, oyuncuların rolü ağır. Şöyle hafif bir okul piyesi bul!" Ama, lise öğrencisi Atıf Yılmaz Batıbeki, bu sözleri dinlememiş bile. "Oidipus" üzerinde çalışmaya başlamış. Ancak, bazı aksilikler, dilediği oyunun sahneye aktarılmasına engel olmuş...

Bu olaydan tam 10 yıl sonra, ona, bir filmin rejisörlüğünü teklif etmişler... "Başarılı bir kordela" olmayacağına inandığı için, teklife "Hayır" demiş. O yılların böyle bir teklife "Hayır" diyebilen tek insanı belki de Atıf Yılmaz'dır. O zaman Semih Evin'in yanında reji asistanıymış. "Allah Kerim", "Mezarımı Taştan Oyun", "Sihirli Define" asistanlık yaptığı filmler...

"Oidipus" gibi ünlü bir trajediyi denemek isteyen, ancak "Mezarımı Taştan Oyun" ile sanat hayatına giren Atıf Yılmaz Batıbeki, bu arada hareketli bir okul dönemi geçirmiş. Hukuk Fakültesi'ne yazılmış. Ama fırsat buldukça, "dinleyici öğrenci" olarak Güzel Sanatlar Akademisi'ne devam ediyormuş. Sonra, akademiyi daha renkli bulmuş, Hukuk Fakültesi'ni bırakmış.

Yeşilçam'da 25-30 rejisör vardır. Bir yılda çevrilen 150 filmi onlar idare eder. Fotoğrafta, bu rejisörlerimizden bazıları görülüyor. (Soldan sağa) Osman Seden, Ömer Lütfi Akad, Atıf Yılmaz, Çetin Karamanbey, Ahmet Üstel, Baha Gelenbevi, Metin Erksan, Hulki Saner. En önde ortadaki Nejat Duru'dur...1947 yılında birkaç arkadaşıyla "Tavan Arası Ressamları" topluluğunu kurmuş... Ayrıca, sanat dergilerine yazılar da yazmış. Bir gün, sinemaya girmeyi düşünmüş. Özene bezene bir senaryo yazmış. Birkaç prodüktöre göstermiş, beğenilmemiş. "Ben de sinemaya 'afiş'le girerim" demiş. Ressam arkadaşlarıyla, film afişleri yapmaya başlamış. Afişler dolayısıyla, şirketlerle arasında bir bağlantı kurulmuş, 1950 yılında reji asistanı olarak, Yeşilçam'a girmiş. 1951 yılında, "Kanlı Feryat" filminde, adı rejisör olarak jeneriğe ve film afişlerine yazılmış.

26 yaşındaki bu genç rejisör, daha sonra iş üzerine iş almış... "Aşk Istıraptır", "Hıçkırık", "Şimal Yıldızı", "Kadın Severse", "Dağları Bekleyen Kız", "İlk ve Son", "Beş Hasta Var", "Gelinin Muradı", "Bir Şoförün Gizli Defteri", "Yaşamak Hakkımdır", "Karacaoğlan'ın Kara Sevdası", "Bu Vatanın Çocukları", "Suçlu", "Ayşecik Şeytan Çekici", "Kumpanya", "Ölüm Perdesi", "Dolandırıcılar Şahı", "Kızıl Vazo", "Allah Cezanı Versin Osman Bey", Atıf Yılmaz'ın 11 yılı bulan rejisörlük hayatının, hatıra ilk gelen isimleri...

Atıf Yılmaz, film yıldızı Nurhan Nur'la evlidir. Fotoğrafta mutlu çift, kızları Kezban ile görülüyor. (Fotoğraftaki küçük Kezban, daha sonra Kezban Arca Batıbeki adıyla ünlü bir grafik tasarımcısı ve ressam olacaktır...)Atıf Yılmaz, hiçbir kordelasında, jenerikten finale kadar devamlı başarı sağlayamamıştır. Ama, sahne sahne bakıldığında "iyi"nin çok üstüne çıkmıştır. Atıf Yılmaz, imkanları zorlamayı düşünmez, eldekilerle yetinmeye çalışır. Aktör Orhan Günşiray'la ortak olduğu "Yerli Film" şirketinin prodüksiyonları da onun "iş" ile "sanat'ı birleştirmeye çalıştığını gösterir. Kamera oyunlarına, ışığa, yani "teknik" yöne önem verir. Gerçekten de, Atıf Yılmaz, oyunculara etki edemeyen bir rejisördür. Sürükleyici bir anlatışı vardır. Atıf Yılmaz, sinemamızın genel bir dili olmadığından, Japonya ve Hindistan gibi "beşeri" özellikleri taşımadığımızdan şikayetçidir. "İyi bir sanatçı sansürden korkmamalı, önemli olan, insanın kafasındaki sansürdür" der... 

Atıf Yılmaz, asistanlığa 100 lirayla başlamış. Şimdi, bir film için 20 bin lira alıyor. Beğendiği üç Türk, üç yabancı rejisörü şöyle sıralıyor: Ömer Lütfi Akad, Metin Erksan, Memduh Ün ve Vittoria de Sica, Luchino Visconti, George Stewens... Bu yıl gördüğü yabancı filmlerden "Rocco Kardeşler" ile "Sevgilim Hiroşima"yı beğenmiş.

(Yazı: Coşkun Şensoy - Ses Dergisi - 9 Haziran 1962)