Ayhan Işık'ın yeni aşkı: Kızı Serap

Yayın Tarihi : 05 Mart 2017
7293
Erkek çocuk beklerken bir kızı dünyaya gelen Ayhan Işık, şimdi minik Serap'a aşık ve onun geleceği için bugünden planlar yapmaya başladı

 

"Kapıda bir aşağı bir yukarı dolaşıyordum. Heyecandan dudaklarımı dişlerimle eziyor, ellerimi, parmaklarımı birbirine geçiriyordum. 'Ya ikisi birden kurtulur; ya biri, ya da ikisi de öl... Hayır, hayır, kötü şeyler düşünmeyeyim. Bir çocuğum, bir oğlum olsun’ diyor, dua ediyordum. Bir ses beni birdenbire düşüncelerimden ayırıverdi. Ne olduğumu anlıyamadım; içeriden bir çocuk sesi yükseldi. 'Acaba kulaklarım mı uğulduyor' diye bekledim, bu çocuk haykırışı, ağlayışı, bağırışıydı. Ben de bağırmak, ağlamak, gülmek istedim. Kapıyı kırar gibi itip içeri daldım. Bir köşede karım, bir köşede çocuğumu elinde tutan hemşire... Hemen onlara koştum. 'Gözünüz aydın, bir kızınız oldu' dediler. Kıvranıyor, ayaklarını, kollarını oynatıyordu. Göbeğini gözümün önünde kestiler. Saat tam sabahın 6'sını 35 dakika geçiyordu. Bir dakikalık insanı görmek çok enteresandı. Tarttılar: 3 kilo 800 gram geldi. Boyu da 54 santim. Kız çocuklar için çok uzun sayılırmış, erkek çocuklar bile bu kadar olmazmış. Doğduğu gün uzun, siyah saçları vardı. O an kendimi yepyeni bir şahsiyet içinde gördüm. İçimde bir sorumluluk duygusu başlamıştı. Nasıl çocuk dünyaya gelir gelmez yepyeni bir hayata başlıyorsa, ben de kendimi yeni doğmuş bir insan gibi gördüm. Hemen o küçük canlının geleceğini düşünmeye başladım. Kız olduğu için daha fazla düşünmek zorunda kaldım. Etrafımdakiler beni o kadar inandırdı ki, doğacak çocuğun erkek olacağını sanıyordum. Ama, bir çocuğum daha olmasını istiyorum. İkincinin mutlaka erkek olacağına inanıyorum” .

Ayhan'ın eşi Gülşen Işık ise duygularını şöyle anlatıyor:

- "Anne olmak bambaşka bir şey... Yeryüzünde kendinizi iki ayrı insan olarak çoğalmış, kuvvetlenmiş görüyorsunuz. İki kalbiniz, iki kafanız oluyor. Bir tuhaf duygu... Hani, şu anda içeri bir canavar girse de 'İkinizden birinin canını alacağım' dese hiç üzülmeden, çekinmeden 'Kızımın yerine beni öldürün' diyebilirim. Kolunuzdan, bacağınızdan değil, canınızdan bile vazgeçebilirsiniz, fakat çocuğunuzdan asla!"

Ayhan Işık, minik kızı Serap'ın üzerine titriyor, şimdiden geleceği için adımlar atmayı planlıyor.Gülşen Işık, "High School"dan çıkmış; İngilizce, Fransızca ve İtalyancayı çok iyi biliyor. Gayesi ev kadını olmakmış. Doğumdan önce pek çok çocuk bakımı kitabı okumuş; kendi eliyle çocuğuna elbiseler, çamaşırlar hazırlamış. Tam 12 çift yün patik örmüş. Kıbrıs'tan, İngiltere'den, Fransa'dan dostları bebek elbiseleri yollamış, ama küçük Serap önce annesinin biçip diktiği çamaşırları giymiş. "Ana sütü gibi gıda olmaz" diyor. Bebeği kundaklamıyor; ellerini, kollarını sallayan Serap daha şimdiden rahat bir hayat sürüyor.

Ayhan, kızının yetiştirilmesi konusunda kararını vermiş; programı yapmış bile:

- "Tasavvur edin" diyor, "Kızım 1980 yılında 18 yaşına girecek. İnsanların Ay'a gidip geldikleri bir devir. Belki de otomobiller kalkacak, herkesin helikopteri, uçağı olacak? O zamanın toplum kurallarını, kıymet hükümlerini bir düşünün? Kimbilir dünya ne kadar çok değişecek. 20 yıl sonraki insanlar ileri fikirli, bugünden farklı bir zihniyette olacak. Kızımı o günlere şimdiden hazırlamalıyım. Onun için bir meslek düşünmedik. Ama ben yıllarca ressamlık yaptım; Güzel Sanatlar Akademisi'nden çıktım. Belki "kreatör" tarafı ağır basar, sanatkar olur; belki televizyon tahsili için Avrupa'ya gönderirim. Muhakkak üç dil öğreteceğiz. Bugün bir yabancı dil yeterse, o zaman üç tanesi az gelecek. Cemiyette ezilmeyecek, kuvvetli bir genç kız yetiştirmek istiyorum. Kendi kadınlığını unutturup erkek arkadaşlarına sadece hürmet telkin ettiren bir genç kız... Her şeyden önce ekonomik hürriyetine sahip olmalı. Erkeğin hakimiyetine girmeyen, her bakımdan eşit bir insan... Bizim toplumda kadınların ezilmesinin sebebi ekmeğini kendi çalışmasıyla çıkarabilecek bir durumda olmayışlarıdır. Eşitlik sadece kanun kitaplarında kalıyor” .

Ayhan Işık, kızı Serap'ı kucağına alırken, bir yerini incitmekten korkuyor.Ayhan Işık, kızı Serap’ı kucağına alırken korkuyor, adeta elleri titriyordu:

- "Kaza ile ötesini-berisini kırarım diye ödüm kopuyor. Baba olmak da zor şeymiş doğrusu. Kucakta taşımayı bile beceremiyorum. Ama, Gülşen bana onu da öğretecek".

Gülşen Işık, Serap'ı Ayhan'ın kucağından alıyor:

- "Bak işte böyle tutulur. Önce başını göğsüne dayarsın, sonra da sağ elinle altından tutarsın. Sol elin de boşta durmasın".

Odada bir piyano vardı, Gülşen Işık bazı günler çalıyordu. Ayhan piyanoya baktı:

- "Müzikle uğraşmalı, edebiyat ve sanattan anlamalı... Hangi meslekte olursa olsun bunlardan uzak kalan bir insanın tam insan olacağına inanmıyorum. Gerçekten entellektüel bir kimsenin neleri öğrenmesi gerekiyorsa hepsini noksansız olarak ona temin etmek istiyorum. Toplumda bence kadın-erkek problemi değil, iyi insan yetiştirme davası vardır".

Ayhan erkek çocuk istemesinin sebebini şöyle anlatıyor:

- "Bu, egoizmimizden geliyor. Baba, neslinin devamını oğlunda gördüğü zaman tatmin oluyor. Yoksa, kız çocuk erkek çocuk diye ayırmamak gerekir".

Ayhan Işık 5 Mayıs, eşi Gülşen Işık 30 Ağustos'ta doğduklarına göre burçları "Boğa" ve "Başak". Serap da "Oğlak" burcunda doğdu. Gülşen Işık doğduğu zaman (1939) 3 kilo 200 gram geliyormuş, Ayhan Işık da dünyaya gözlerini açtığında (1929) 3 kilo 500 gramlık bir bebekmiş. Bu bakımdan rekor Serap'ta... 

Ayhan Işık baba olmanın verdiği mutluluk içinde adeta uçuyordu. Ancak kendi çocukluğunu hatırlayınca yüzünü bir hüzün ifadesi kapladı:

- "Benim çocukluğuma ait hiç resmim yok. Şimdi Serap'ın her ay bir büyük portre fotoğrafını çektireceğim. Bir yaşından sonra da her altı ayda bir fotoğraf... Böylece ona 20 yaşında güzel bir albüm hediye edeceğim. Tabii bu arada 25-50'şer metrelik filmlerini çekmeyi de ihmal etmeyeceğim. Sesini ve konuşmalarını da şimdiden banta almaya başladım"...

Yazı: İnal Tengizman

(Ses Dergisi - 20 Ocak 1962)