Sanatçı bir çift: Ayla ve Beklan Algan

Yayın Tarihi : 02 Aralık 2016
1262
Evlendikten sonra birlikte Amerika'ya giderek tiyatro eğitimi alan Ayla Algan ile Beklan Algan, birbirlerini çekinmeden eleştirebiliyor...

 

Ayla ve Beklan Algan ilk defa 6 yıl önce Amerika'da tiyatroyla ilgilenmeye başlamışlardı. Ayla Algan Amerika'ya giderken "yes" ve "no"dan başka, bir kelime bile İngilizce bilmiyormuş:

- "Uçakta 'No smoking' yazılı bir tabelayla karşılaştım. Kendi kendime 'Hayret' dedim, 'Buraya smokinle girilmiyormuş..."

Ama beş ay içinde İngilizcesini ilerletip orada "Baby Doll"la sahneye çıkmış. Haftada üç, dört gün ise New York'takl bir güzellik enstitüsünde sabahın 8.30'undan akşamın 17.30'una kadar çirkin kadınları güzelleştirerek bayatını kazanmış...

- "Geçim dünyası" diyor Ayla, "Orada çalışmayan kişilere önem vermiyorlar.  Ama çalışanı da, takdir ediyorlar, değerini veriyorlar. Beklan da yaşayabilmemiz için ders veriyordu" diye anlattı.

Ayla ile Beklan bir yılbaşı gecesi tanışmışlar, bir Amerika seyahatinden önce evlenmişler. Ayla Algan piyano, bale ve şan dersleri almış. Beklan'la evlendikten sonra, Amerika'da tiyatro öğrenimine başlamış. Sonra Türkiye'ye dönmüşler... Şehir Tiyatrosu'nda "Tarla Kuşu"nu sahneye koymuş ve oynamışlar.

Algan'lar birbirlerini "Jandark" ve ve "Sinekler"deki oyunlarından dolayı tenkit etmekten çekinmiyor.

Ayla Algan diyor ki:

Algan'ların evleri bir resim sergisine benziyor. Bütün resimlerdeki imza aynı: Nevzat Kasman... Ayla Algan'ın annesi Nevzat Hanım yıllardan beri resimle uğraşıyor. Ayla, annesine modellik yapmadığı boş zamanlarında, eşi Beklan Algan'a piyano çalıyor...- "Bekloş benim oyunlarımı hiç beğenmedi. Perdeler kapandıktan sonra, bir gün deniz kıyısında bana şöyle dedi: 'Ayla biliyor musun, o ilk sahneyi vallahi iyi kıvırdın'. Bunu da oyunun üzerinden altı ay geçtikten sonra söyledi. O benim oyunumdaki kötü tarafları, beş-altı bin kelimede ancak anlatabilir. Biraz da onun oyunu hakkında ben konuşayım: Her iki oyunda da oynarken, ister istemez 'sahneye koyuculuk'a kaçıyordu. Herhangi bir oyuncu aksayınca ya da küçük bir teknik hata olunca da sinirleniyordu. Her şeyden önce sahnede oynarken rejisörlüğünü unutması lazım..."

Sanatçı karı-kocadan ilginç notlar...

. İkisi de, fotoğraf koleksiyonuna meraklıymış... Ayla Algan, bir ara yerli film yıldızlarının fotoğraflarını toplamaya kalkışmış, fakat, işin içinden çıkamamış. Beklan Algan ise, bir aile fotoğrafları albümü yapmak istiyormuş. Ancak, o kalabalığı bir araya toplamak kısmet olmamış...

. Ayla Algan konuşmayı seviyor. Beklan Algan ise az konuşuyor. Buna karşılık, Ayla az konuştu mu, Beklan'a da susmak düşüyor.

. Beklan Algan ağlamayan şarkıları seviyor. Ayla Algan'ın en sevdiği şarkı ise "Ağla ey dil, ağla durma halime..."

. Beklan Algan, tiyatroya girmeden önce Fenerbahçe takımında basketbol oynarmış. Ayla Algan ise Galatasaraylı olduğundan, Beklan'ın takımının yenilmesi için, dua edermiş...

. Balaylarını isahnede geçirmişler...

. Ayla Algan hayatının ilk tokatını, rol icabı, kocası Beklan Algan'dan yemiş... Beklan ise ilk daşağını, 7 yaşında olduğu sıralarda, mahalledeki bir kız çocuğundan yemiş...

(Ses Dergisi - 13 Ocak 1962)