Aziz Basmacı ile kahkaha dolu bir röportaj

Yayın Tarihi : 14 Mart 2016
4759
Sinemanın komik aktörlerinden Aziz Basmacı, doktorunun tavsiyelerinden en ucuz olanını uygulayarak kendisini rahatlatıyor: Gülmek!

 

Sinemada seyirciyi güldüren Aziz Basmacı, gerçek yaşamında, kendisi de bol bol kahkaha atıyor...Daha merdivenden çıkarken kahkahalarını duyduk. Ayaklarını masasının üzerine atmış, sarsıla sarsıla gülüyordu.

— "Ne o Basmacı, sen herkesi güldürüyorsun, seni de güldürenler mi var?”

Çok sevdiği Musevi taklidiyle konuşmaya başladı:

- "Film şirketi kurdum. 'Sabıkalı' diye bir film yapıyoruz, ortağım Kemal Dirim'le. Beni bir doktora götürdü. Sinirlerim bozulmuş, zayıflamıştım. Doktor muayene etti. 'Bol gıda alacaksın, her gün meyva suyu içeceksin, ilaç, vitamin, istirahat, seyahat, hava değişimi, eğlenceli hayat tavsiye etti. En sonunda, ayrılırken 'Gülmek en büyük gıdadır' dedi. Buraya geldim, düşündüm: Doktorun tavsiyelerinden en ucuzu hangisi? Gülmek! Ben de şimdi gülme rejimi yapıyorum. Ha ha haaay!"

- "Dünyanın en mesut adamı sensin Basmacı!"

- "Asla! Dünyanın en mesut adamı Adem Baba'mızdı."

- " Neden?"

- "Kaynanası yoktu da ondan!"

- "Kaç fıkra biliyorsun Basmacı?"

- "Valla, tam elli yaşımdayım. 45 senedir okuyorum . 20 yıldan beri duyduğum, okuduğum fıkraları yazıyorum. 3 binden fazladır, tahmin ediyorum."

- "Son günlerde en beğendiğin fıkra?"

Aziz Basmacı, ortağı Kemal Dirim ile...- "Yeni otomobil almış bir hanım trafik feneri kırmızı yandığı için frene basarak durur. Biraz sonra sarı, ondan sonra yeşil yanar. Fakat hanım şoför ayağını frenden bir türlü çekmez. Tekrar sarı, sonra kırmızı, sonra sarı, sonra yeşil... Kuyrukta bekleyen arabalar klakson çalmaya başlar. Hanım bir türlü yürümüyor. Trafik memuru yerinden iner, yanına gelir ve 'Hanımefendi, lütfen geçin, başka renklerimiz yok' der. O zaman hanım gaza basıp geçer, gider."

Şişli Terakki Lisesi'nden mezun olan Aziz Basmacı, Selanik'te doğmuş. Sanatkar olmadan önce manifaturacılık yapıyormuş. 1928'de "Para D elisi" adlı bir piyesle başlamış, bugüne kadar gelmiş. Çalışmadığı tiyatro kalmamış. 1946'da "Bir Dağ Masalı"yla film artistliğine geçmiş. Bugüne kadar çevirdiği film sayısı 38. Keman, ud, piyano, bateri çalan Aziz Basmacı'nın 13 ve 18 yaşlarında iki oğlu var.

- "Sinemada hangi tip rollerden hoşlanırsın?" sorusuna, "Danny Kaye tipinde, salon komedilerinde oynamak isterim " diyor.Aziz Basmacı, beğendiği fıkraları not alıyor. Dağarcığında 3 bin civarında fıkra var.

- "Beğendiğin en büyük aktör?"

- "Şarlo".

- "Hangi takımı tutarsın?"

- "En az gol yiyen takımı!"

- "Hangi yazarı takdir edersin?"

- "Gönül Yazar'ı".

- "Tercih ettiğin tip?"

- "Karımın tipi".

- "Komedyen olmasaydın, ne olurdun?"

- "Basmacı olurdum!"

- "Sana göre, dünyanın en büyük adamı kim?"

- "Uzun Ömer! O da öldü, dünyada büyük adam kalmadı."

- "Ay'a insanlar gidebilecek mi?"

- "İnsanlar Ay'a da gidecekler, Güneş'e de... Ama, biz İstanbullular dolmuşa binip Taksim'den Sultanahmet'e gidemeyeceğiz."

- "En beğendiğin rolün?"

- "Yaman Gazeteci'deki Selim Bey."

- "Hiç armağan kazandın mı?"

- "İstanbul Sanat Festivali'nde, Fahrettin Kerim Gökay'ın elinden üç madalya aldım."

- "En çok hangi hayvanı seversin?"

- "Efendim, ben çok afedersiniz, eşekleri severim. Ben yeryüzünde bu kadar güzel ve kibar yaratık görmedim."

(Ses Dergisi - 17 Kasım 1962)