Barış Manço'nun 40 gün süren ilk evliliği

Yayın Tarihi : 18 Aralık 2011
77933
Ünlü şarkıcı, üç yıllık sevgilisi Belçikalı Marie ile evlendikten 40 gün sonra boşanma davası açtı

Tarih 31 Ocak 1970... Belçika'nın Liege kentindeyiz.

İlginç bir nikah törenine davetliyiz. Damat, genç bir Türk müzisyen: Barış Manço. Gelin ise Belçikalı bir fotomodel: Marie Claude...

Belçikalı nikah memuru şaşkın. Karşısında adeta Türk masalından fırlamış gibi duran bir çift bulunuyor.

Barış Manço'nun üzerinde, dededen kalma 175 yıllık, üzeri gümüş işlemeli mor bir kaftan var. Marie Claude ise beyaz bir gelinlik yerine, üzerinde turkuaz işlemeler bulunan siyah bir gelinlik giymiş, başına yörük işi bir gelin başlığı takmış...

Zaten üç yıldır birlikte yaşayan Barış Manço ve Marie Claude, nikah sonrasındaki üç günü birlikte geçirir. Sonra ikisi de işlerine döner. Barış Manço bir plak doldurmak üzere Londra'ya giderken, Türk dergilerindeki Fruko reklamlarında da yer alan Marie Claude (en alttaki fotoğraf), yeni bir kampanya için İstanbul'a uçar.

Genç çift çok mutlu, her şey çok güzeldir. Daha doğrusu görüntü öyledir...

Nikahın üzerinden henüz 40 gün geçmişti ki, Barış Manço eşinden boşanmak üzere mahkemeye başvurdu. Ünlü şarkıcı olayın gerekçesini şöyle açıklıyordu: "Birbirimizle anlaşamayacağımızı anladık. Sanıyorum, ayrılık ikimiz için de daha iyi olacak"

Barış Manço'nun masal gibi başlayan ilk evliliği, sadece 40 gün 40 gece sürdü. Hukuki boşanma ise 6 ay sonra, 16 Temmuz 1970'te gerçekleşti.

Peki ayrılığın gerçek nedeni neydi? O dönem Kaygısızlar topluğuyla birlikte çalışan Barış Manço'ya gitarıyla eşlik eden arkadaşı Fikret Kızılok ile Marie Claude birbirine aşık olmuştu. Marie Claude, henüz Barış Manço ile evliyken Fikret Kızılok'la birlikte olmaya başlamıştı. Bu durumu öğrenen Barış Manço da evliliğe sessiz sedasız noktayı koymuştu.

Olayı o dönemde iki usta müzisyenin arkadaşı olan gazeteci Arda Uskan şöyle anlatıyor: "Barış bizden birkaç yaş büyüktü ama gençliğimiz Moda'da beraber geçti desem yeridir. Bu olayın üzerinden yıllar geçtiği için şimdi anlatmakta bir mahzur görmüyorum. Fikret, o günlerde Barış’ın gurubunda gitar çalardı. Barış da Marie Claude adlı Belçikalı bir kızla evli… “M’amur” diye çağırırdık… Çok tatlı bir kız…

Fikret ile Marie Claude birbirine aşık olmuşlar… Bir gece kapı çaldı açtım, ikisi el ele gelmişler “Bu gece sizde kalabilir miyiz” dediler. Sırtlarında uyku tulumları… Ertesi sabah doğru Anadolu’ya gittiler. Sevmişler birbirlerini yapacak bir şey yok… Barış hiçbir şey yapmadı. Sessizce boşandı kızdan"