Belgin Doruk zayıflama haplarının kurbanı

Yayın Tarihi : 20 Ocak 2016
18386
Kilo vermek için kullandığı haplar nedeniyle sinir krizleri geçiren Belgin Doruk, 20 günlük tedavi sonrası evine döndü.

 

Dünyanın en cazip mesleklerinden birisidir sinema oyunculuğu. Milyonlarca kişi, düşlerinde kendilerini evler, arabalar ve hayranlar arasında ünlü bir artist olarak görür. 

Tedavi sonrasında kendisini çok iyi hissettiğini söyleyen Belgin Doruk, dünyanın ne kadar güzel olduğunu yeniden farkettiğini söylüyor...Oysa görünen yüzünün arkasında, bilinmeyen bir başka yönü vardır sinemanın. Herkesin yerlerinde olmaya can attığı ünlüler, yalnız kaldıkları zaman, mutsuz, karamsar ve ümitsiz oluverirler. Çoklukla kendi kendileri ile başbaşa kalırlar. İşte bu yaşam çizgisi, bir gün dayanılmaz hale gelir ve o insan bir korku çukuruna düşmeye başlar.

Bir Marilyn Monre, bir Belinda Lee, bir Pier Angeli, güzelliklerinin ve şöhretlerinin zirvesinde, hayatlarına kendi elleri ile son vermişlerdir. Çünkü artık gidecek başka yer kalmamış, tüm kurtuluş kapıları kapanmıştır. 

Aslında intihar eden sinema oyuncularının karakterlerinin zayıf olmasının yanı sıra, içinde yaşadıkları şartlar da büyük rol oynar. Unutulmak, ününü yitirmek, yaşlanmak, hayranlarını kaybetmek korkusu yüzünden çeşitli bunalımlar geçiren artistler pek çoktur.

İşte yukarıda sıraladığımız olaylara benzer bir hadise, geride bıraktığımız günlerden birinde ülkemizde meydana geldi. Gazeteler Türk sinemasının hanımefendi oyuncusu Belgin Doruk'un sinir krizleri geçirdiği için hastaneye kaldırıldığını okurlarına duyurdu.

Haber, Doruk'un dostları kadar, hayranlarını da çok üzüyor ve kaldığı Şifa Yurdu'nun telefonları çalmaya başlıyordu. Ancak doktoru Kemal Keskiner'in kesinlikle dinlenmesini istediği yıldızın, sessizliğe ihtiyacı olduğu için bu telefonlara hemşiresi cevap veriyor ve her geçen gün güzel oyuncunun iyileştiğini belirtiyordu. Nitekim söylenenlerin doğruluğu 15 gün içinde anlaşılmış ve Belgin Doruk çok özlediği yuvasına dönmüştü.

Oğlu Aydın'ın doğumundan sonra aldığı kiloları vermek için zayıflama ilaçları içmeye başlayan Belgin Doruk, son zamanlarda günde 20 hap alıyordu. Fotoğrafta, Belgin Doruk, oğlu Aydın Birsel ile...Ünlü yıldız, 1935 yıllarından İkinci Dünya Savaşı sonrasına kadar tiyatro oyuncularının yardımıyla yürütülen Türk sinemasına, 1952 yılında bir yarışma sonucu gelmişti. O güne kadar genellikle tiyatro oyuncularının rol aldığı Türk filmleri, iç pazarda bile ilgi çekecek çizgiye varmamıştı. Oya Sensev, Sadri Alışık ve Ayhan Işık gibi oyuncularla birlikte Yesilçam'da ilerlemeye başlayan Belgin Doruk, yirmi yıl süreyle adını ve kişiliğini ayakta tutmayı başarıyordu. Üstelik işinde ve evinde mutlu bir sanatçıydı.

Ancak bu mutlu yaşantı bir yıl önce gölgelenmeye başlamış. Birsel ailesinin üzerinde kara bulutlar belirmişti. Oğlu Aydın'ın doğumundan sonra kilo alan ve kısa bir süre içinde zayıflamak isteyen Belgin Doruk bir ilaç kullanıyordu. Bu suni zayıflama metodu, kilo vermesini sağlamış, ancak diğer taraftan sinir sistemini allak bullak etmişti.

Sık sık eşi Özdemir Birsel'le arasında tartışma çıkan güzel oyuncu, sonunda boşanmaya karar vermişti. Fakat bilindiği gibi kısa bir süre ayrı kalan çift, sonra yeniden bir araya gelmişti. Bu arada Belgin Doruk kullandığı ilacı hiç kesmemiş, hatta günde 20 tablet almaya başlamıştı. Doktorların "intihar" olarak adlandırdıkları bu davranış, kötü meyvelerini vermekte gecikmemiş ve genç kadın hastaneye kaldırılmıştı.

Belgin doruk, Küçük Hanımefendi filmindeki bir sahnede, Dursune Şirin ile...İyileştikten sonra ilk kez Ses dergisi muhabiri ile konuşan güzel oyuncu, «Yeniden hayata kavuştum» diyordu, «Dünya ve insanların bu kadar güzel olduğunu sanki ilk defa görüyorum. İçimde korkunç bir  yaşama arzusu ve insan sevgisi  var. Hiç tanımadığım  kişilere bile sevgi  duyuyorum. Aslında bu hastalığı geçirmem  benim için   çok iyi oldu. Şimdiye kadar farkına varmadığım güzelliklerin değerini anladım.»

Yaz boyunca doktorunun tavsiyesine uyarak dinlenecek ve eğlencek olan Belgin Doruk, sonbaharda sinemaya döneceğini belirtiyor ve «Sinema benim için zevk  aldığım bir iş» diyordu. Fakat bir ihtiras değil. Eğer iyi bir  film olursa  oynayabilirim. Yoksa film çevirmiş olmak için iş yapmak, önce beni sevenlere,   sonra da kendime ihanet olur. Ben bunu yapamam. Zaten çocuklarım, kocam ve yuvam bundan böyle beni fazlası ile meşgul  edecek»

(Röportaj: Çetin Ener - Ses Dergisi - 15 Temmuz 1972)