Bilal İnci'nin altın yılı

Yayın Tarihi : 03 Haziran 2013
17367
Uzun yıllar Almanya'da çalıştıktan sonra rejisör kardeşi Kemal İnci vasıtasıyla Yeşilçam'la tanışan Bilal İnci, 1966 yılından bu yana şöhret merdivenlerini ağır ağır tırmandı ve 1971 yılında başrol oyunculuğuna yükseldi.


- «Uzak yerlerden, Almanya'dan geldim Türkiye'ye. Bir macera ki sormayın... Aslında bu, benim hayat hikayemin küçük bir parçası. 1936 yılında Adana'nın Kozan ilçesinde doğmuşum... İzmit Lisesi'ndeki öğrenim; sonra öğrenimi terk, çeşitli işlere girip çıkmalar, falan filan... Son işim trikotajcılıktı... Sonra bir gün aklıma esti, 'Ben gidiyorum' dedim ve ver elini Almanya... Yıl 1960...»

Hani "Babayiğit delikanlı" derler, "Er adam" derler... Karşımızda önüne bakarak konuşan, bir yandan bira bardağı ile oynayan Bilal İnci de öyle... Uzun boylu, esmer, sert hatlı ve biraz Anadolu kokan bir kara yağız genç adam...

Anlatmaya devam ediyor:

- «Sarı saçlı insanların ülkesinde 1966 yılına kadar kaldım. Bir Alman kızıyla, müslümanlığı kabul ettikten sonra hayatımı birleştirdim. Ve bir gün dönüverdim vatanıma... Neden mi? Bilmem, belki vatan hasreti...»

Aslında sinema artisti olmak aklının köşesinden geçmiyormuş Bilal İnci'nin... Fakat Yeşilçam'la ilgisi çok gerilere, 1957 yılına kadar gidiyor. Nedenine gelince... Kardeşi Kemal İnci (halen Almanya'dadır) uzun yıllar Yeşilçam'da reji asistanlığı ve rejisörlük yapmış. Bu arada Bilal'in de kenardan köşeden tanışıklığı oluyormuş Yeşilçam'la. Ama başta da söylediğimiz gibi gönlü yokmuş sinemada...

- «Benim gönlüm yok ama, Kemal dinler mi hiç? Bir gün geldi ve anlatmaya başladı. Bir film varmış da, bu filme tanınmamış bir adam lazımmış da... Neyse, efendim uzatmayalım, sonunda kardeşim beni bu filmde oynamaya razı etti... İlk filmim olmasına rağmen 'Karanlıkta Vuruşanlar'da bana bayağı büyük imkanlar tanıdılar... Ve böylece Yeşilçam serüvenim başlamış oldu...»

Bilal İnci'nin sinema serüveni başlamış ama, hiç de parlak gelmemiş arkası... Uzun aylar, yıllar iş peşinde koşmuş, 50 lira yövmiyeye setlerde jönlerden dayak yemiş, figüran olmuş... Tabii, o da iş bulabildiği günlerde.

- «Evde bir hanım ve 4 çocuk sizin getireceğiniz ekmeği beklerken boş gezmenin ne demek olduğunu düşünebiliyor musunuz? Ne var, ne yok sattım, savdım, ablamın evine yerleştim ve sonunda her şeye lanet ederek tekrar Almanya'ya dönmek için pasaport işlemlerine başladım. Tam işlemler tamamlanırken karşıma Halit Refiğ çıktı ve bana hayatımın akışını değiştirecek, kara günleri ak günlere çevirecek olan teklifi yaptı ve 'Bir Türk'e Gönül Verdim' filminde oynar mısınız? diye sordu. Sorulur mu hiç!...»Bilal İnci

Bilal İnci'nin «Bir Türk'e Gönül Verdim» filminde oynamasının hikayesi hayli ilginç:

- «Gün, Halit Refiğ'in 'Bir Türk'e Gönül Verdim'in senaryosu üzerinde çalıştığı gündü... Konu olarak kendine Almanya'da işçi olarak çalışan bir Türk'ü ve orada evlendiği bir Alman kızını almıştı. Eseri gerçeğe daha uygun olsun diye, Almanya'da bulunmuş Türklerle konuşuyordu. Bir gün kardeşimden benim de uzun süre Almanya da çalıştığımı duymuş. Çağırttı, gittim istediği bilgileri verdim. Bir ara hikayemi anlatmamı istedi. Onu da anlattım. Pek beğenmişti, kafasında tasarladığı senaryoya üç aşağı, beş yukarı uyuyordu. Sonra bildiğiniz gibi bu filmde oynayıp oynamayacağımı sordu. Dedim ya, sorulur mu hiç?»

İşte bu filminden sonra Bilal İnci'nin sanat hayatında değişiklikler, ama olumlu yönden gelişmeler başlamış. İyi Almanca bildiği için, Alman tevizyoncuları ile, 20 bin liraya anlaşmış ve Muzaffer Tema ile birlikte Almanya'ya uçmuş...

- «Artist olduğumu Almanya'da anladım ben. Aman Allahım, o ne calışmaydı... Figüranından baş karakterine kadar filmde rolü olan herkese birer oda vermişlerdi... Odada her türlü konfor vardı... Gardrop, sıcak-soğuk su, banyo, makyaj için aynalar, yorgunluk gidermek için bir mini divan ve hatta telefon... Filmin çekiminden bir saat önce üzerinde adınız yazan odada bulunmaya mecburdunuz. Çekime yarım saat kala sizi ikaz ediyorlar, on beş dakika sonra bu ikazı tekrarlıyorlar ve beş dakika kala da sizi sete davet ediyorlardı. Elli metre ilerdeki sete yürüye yürüye de gitmiyordunuz. Kapıda bir trayler sizi, alıp sete götürüyordu...»

Televizyon filmini tamamlayıp yurda döndükten sonra artık adının Yeşilcam'da, ünlü karakter oyuncuları arasında anıldığını görür Bilal İnci... Film üzerine film çevirmeye başlar, her filminde bir öncekindeki başarısını tekrarlar. Sonra «Alageyik» ve «Büyük Öç»... Artık Yeşilçam'da büyük bir atağa kalkmıştır Bilal İnci ve başarı grafiği de yükseldikçe yükselmektedir.

- «'Canlı Hedef, Beyaz Güller, Vurguncular' hep beni 'ben' yapan filmlerdi…» Arada bir soru geliyor aklımıza hemen soruyoruz: «Acaba» diyoruz. «Ödüllü oyuncu olmak, sinemadaki durumunuza olumsuz yönden tesir etti mi? Daha doğrusu Yeşilçam'da, bazılarının dediği gibi, ödül uğursuz mudur?»

- «1970 yılında Adana Altın Koza yarışması'nda 'Umut' filmiyle en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülünü aldığım zaman, çok kişi aynı şeyleri sordu veya söyledi. Bana kalırsa bu bir değerlendirme meselesidir. Ödül bir takım şeyler getirir sanatçıya ama aynı zamanda da  bir takım şeyler de götürüyor kendiliğinden... İşte ben bu tuzağa düşmek istemedim ve öyle tahmin ediyorum ki düşmedim de. Açıkçası ödül, davranışlarıma, ondan daha mühimi fiyat politikama değişiklik getirmedi. Sadece ödüllü bir oyuncu oldum o kadar...»

Şimdiye kadar konuşulanlar, söylenen sözler hep Bilal İnci'nin geçmişine aitti. Şimdi gelelim bugünün Bilal İnci’sine...

- «1971 yılı’nın Ocak ayından sonra başrol teklifleri gelmeye başladı. 6 ay kabul etmedim bu teklifleri... Sonra dost bildiklerimle, tecrübesine güvendiğim arkadaşlarla konuştum. 'Kabul et Bilal,' dediler. 'Hiçbir kaybın olmaz bu işte...' Ve 1971 yılında 'Hey Amigo' filmiyle Bilal İnci'nin hayatında yeni bir dönem başladı.»

Adı artık Yeşilçam'da «iyi oyuncu» olarak anılan Bilal İnci, «Hey Amigo»dan sonra «5 Altın 5 Mezar»ı çevirmiş, onu başrollerini Süleyman Turan ve Eşref Kolçak'ın paylaştığı «3 Öfkeli Adam» ve yine Süleyman Turan ve Nihat Ziyalan' le oynadığı «Kalleşlere Af Yok» filmi izlemiş.

Gerçekten 1971 yılının sonu ve 1972 yılı Bilal İnci için çok önemli günlerle dolu...

- «Kendime güvenim sonsuz» diyor ve devam ediyor. «Yalnız kendimi iyi kontrol etmem ve adımlarımı hesaplı atmam gerekiyor.»

Anlayacağınız, Yeşilçam, yeni yılda çok iyi bir karakter oyuncusunu kaybederken, yeni bir başrol oyuncusunu kazanıyor.

(11 Aralık-1971)