Bir figüran öldü, Yeşilçam karıştı!

Yayın Tarihi : 26 Eylül 2013
28646
İki yıldan beri figüranlık yapan 23 yaşındaki Suphi Özkaya'nın, «Önce Sev, Sonra Vur» filminin çekimleri sırasındaki ölümü Yeşilçam'da çeşitli söylentilere yol açtı. Hiçbir günahı olmadığı halde Yılmaz Köksal, bu dedikoduların bir numaralı hedefi haline geldi.


Geçen hafta içinde figüran Suphi Özkaya'nın ölümü Yeşilçam'da bomba gibi patladı ve çeşitli dedikoduların, söylentilerin çıkmasına sebep oldu. Suphi ÖzkayaOlayları daima gerçek yönüyle ve en doğru şekilde vermeyi prensip edinmiş ulan Ses mecmuası, bu olayın da peşine düştü, olayın kahramanlarıyla teker teker konuştu ve çeşitli yorumlara sebep olduğu için bir esrar perdesine bürünen Suphi Özkaya olayını aydınlatmaya çalıştı. 

Kadri Film Şirketi, «Önce Sev, Sonra Vur» filminin bazı sahnelerini çekmek için önce İznik'e, sonra Bursa'ya gitmişti, işte ne olmuşsa Bursa'da Uludağ'da teleferikte çekilen kavga sahnelerinde olmuş ve Suphi Özkaya isimli figüran (soldaki fotoğraf), çıktığı elektrik direğinde 2100 voltluk cereyana kapılarak ölmüştü. Olaya hemen Bursa Savcısı el koydu ve bütün film ekibinin ifadeleri alındı. 

Yılmaz Köksal(Sağdaki fotoğraf: Bursa'da çekilen "Önce Sev, Sonra Vur" filmi, teleferikte çekilen tehlikeli teleferik sahneleriyle dikkat çekiyor. Fotoğrafta Yılmaz Köksal ile Adnan Mersinli bir kavga sahnesinde.)

Verilen ifadelerden anlaşıldığına göre, figüran Suphi Özkaya, hiçbir işi olmadığı halde, kendi kendine verdiği bir kararla 6-7 metre yüksekliğindeki elektrik direğine tırmanmış, oradan o esnada teleferikte kavga sahneleri çekmekte olan Yılmaz Köksal'ı seyretmeye başlamıştı. 10 dakika kadar direkte kalan Suphi Özkaya tam aşağı inecekken sağ elinin baş parmağından cereyana kapılmış ve 2100 voltluk cereyanın etkisiyle havaya fırlayarak yere düşmüştü, Bu sırada aşağıda bulunan filmin prodüksiyon amiri Necip Koçak ile çekimi yarıda bırakıp olay yerine gelen aktör Adnan Mersinli hemen Suphi Özkaya'yı sırtlamışlar ama; ne var ki 23 yaşındaki talihsiz figüran hastaneye gidemeden yolda ölmüştü. 

Olay, polis ve savcılık kayıtlarına bu şekilde geçtiği halde Yeşilçam'da tamamen aksi şekilde dedikodular, söylentiler  dolaşmaya başladı. Yeşilçam'daki söylentilere göre, Suphi Özkaya, kendi hatası neticesinde ölmemiş, teleferikte çekilen kavga sahnelerinde Yılmaz Köksal'ın yerine dublörlük yaparken, 15 metreden yere düşmüş ve beyni parçalanıp, boynu kırılarak ölmüştü. 

Yılmaz KöksalDiğer bir dedikoduya göre ise Yılmaz Köksal'ın bütün filmlerinde dublörlük yapan Suphi Özkaya, bundan önce de defalarca ölümle burun buruna gelmiş, fakat her defasında kıl payıyla ölümden kurtulmuştu. 

Bu dedikodu ve söylentiler karşısında olayın bir numaralı sorumlusu haline gelen Yılmaz Köksal ne düşünüyor, ne söylüyordu acaba? 

Kadri Film'in Beyoğlu'nda Eren Han'daki yazıhanesinde bulduk Yılmaz Köksal'ı. Rengi sapsarı, gözleri uykusuzluktan kıpkırmızı. Çok üzgün olduğu her halinden belli.

«Yukarıda Allah var» diyerek başlıyor söze... «6 yıllık sinema hayatımda yalnız bundan bir yıl önce oynadığım bir filmde dublör kullandım. O da sadece bir sahne içindi. Allah gani gani rahmet eylesin, Suphi Özkaya, benim iş hayatımın dışında çok sevdiğim bir kardeşimdi. Bugüne kadar birçok filmde beraber oynadık ama, benim hiçbir zaman dublörlüğümü yapmadı. Çekilen filmler meydanda. Benim dublör kullandığımı ispat eden varsa çıksın ortaya.» Yılmaz Köksal

Biz bunları konuşurken filmin prodüktörü Kadri Yurdatap, rejisörü Natuk Baytan ile kameramanı Kaya Ererez ve Suphi Özkaya öldüğü zaman yanında bulunan Adnan Mersinli ile Necip Koçak giriyorlar odaya. Dedikodulardan hepsi üzgün. Natuk Baytan, «Buyrun stüdyoya gidelim» diyor... «Eğer teleferikte çekilen sahnelerde Yılmaz Köksal'ın yerine Suphi Özkaya oynamışsa ben cebimden yarım milyon lira tazminat vermeye hazırım!»

(Yazı: Cahit Poyraz
17 Temmuz 1971)