Dario Moreno'yu nasıl öldürdük?

Yayın Tarihi : 01 Aralık 2016
5634
Dario Moreno, Yeşilköy Havalimanı'nda bir görevliyle tartışarak bayıldı. Yardım etmek isteyenler merdivenden düşürünce, ünlü sanatçı beyin kanaması nedeniyle hayata veda etti.

 

Dario Moreno, Türk sanatçılar arasında dünya çapında büyük ün yapmış az sayıdaki isimden biriydi. Şarkıcı, şovmen ve sinema oyuncusuydu. Aydın'ın Germencik ilçesinde doğmuştu ancak kendisini İzmirli kabul etti. En çok İzmir'i sevdi.

Dario Moreno, Türklüğüyle övünen, sesiyle ve sempatisiyle dünyaca ün kazanmış bir sanatçıydı...Oysaki "Canım İzmir" diye şarkısını bile yaptığı bu şehirde babasız, yoksulluk içinde, dahası dört yıllık bir bölümü yetimhanede geçen bir çocukluk yaşamıştı. Sesinin güzelliği ile dikkat çekince, şansını denemek için Fransa'ya gitti. Paris ona uğurlu geldi. Şarkıları, sempatisi ve sahne hakimiyetiyle kısa bir sürede dünya yıldızı oldu. Çok önemli filmlerde önemli oyuncularla oynadı. 

Dario Moreno, gerçek adıyla Davi Arugete Moreno, Musevi kökenli bir Türk vatandaşıydı. Her zaman ben "Türküm" dedi. Her yıl Türkiye'ye mutlaka geldi. Hayır işlerini hep Türkiye'de yaptı. Fransa'da birincilik kazandığı bir yarışma sonrasında çalınan Fransa Milli Marşı'nı durdurup, "Ben Türküm. Türk Milli Marşı'nı çalın" diyerek uyarmıştı.

Unutulmaz Fransızca parçalara imza atarken, zaman zaman aralarına Türkçe sözler de serpiştirerek, Türk kültürüne büyük hizmet vermişti. Ayrıca Deniz ve Mehtap, Hatıralar Hayal oldu gibi hafızalardan silinmeyecek Türkçe sözlü şarkılar da bıraktı.

Dario Moreno, Cerrahpaşa Hastanesi'nde 47 yaşında hayata gözlerini yumdu.Vasiyetinde öldüğünde İzmir'e gömülmesini isteyen Dario Moreno'yu adeta "toprak çekti". Fransa'da yaşamasına karşın, kısa bir süre için geldiği İstanbul'da hayata veda etti.

Ancak ölümü çok trajik oldu. Yurt dışında ülkemize en büyük katkıyı yapan isimlerden biri olan Dario Moreno'yu ihmal ve "beceriksiz ilk yardım müdahalesi" nedeniyle, adeta elbirliğiyle öldürdük. 1 Aralık 1968 sabahı Paris'e gitmek üzere Yeşilköy havalimanına gelen Dario Moreno 9.00'daki uçağa geç kalmıştı. Hipertansiyonu olan ünlü sanatçı, uçağa binme konusunda buradaki memurla tartışınca baygınlık geçirip, yere yığıldı. Toplanan kalabalık, yardım ederek yerden kaldırdığı ağır cüsseli sanatçıyı merdivenlerden yuvarladı. Komaya giren Dario Moreno'nun başı yarılmış, sürekli kanıyordu.

Dario Moreno'nun cansız bedeni, morga kaldırıldı...Cerrahpaşa Hastanesi'ne kaldırılan Dario Moreno'ya beyin kanaması teşhisi kondu. Bazı doktorlar, hastaneye gelmeden önce ölmüş olduğunu söyledi. Sonuçta cebinde "TC" rumuzlu kimlik taşıyan Dario Moreno, henüz 47 yaşında hayata veda etti. İzmir'e gömülmeyi vasiyet etse de, İsrail'e yerleşmiş olan annesi Roza, oğlunu bu ülkedeki Holon kenti mezarlığına defnetti.

Aşağıda, Dario Moreno'nun ölümünün ardından, 7 Aralık 1968 tarihli Ses dergisinde Mine Baykara tarafından kaleme alınan yazı yer alıyor...

***

1968'in son ayına girdiğimiz ilk gün, sabah saatler 9.30'u gösterirken büyük bir kaybımız oldu. Sempatik tavırları, değişik şivesi ve gür sesiyle ilgi toplayan, bizden biri olan Dario Moreno öldü. Dario Moreno'nun ölümüyle çok şey kaybettik. Önce iyi bir müzisyenden yoksun kaldık. Sonra, yabancı memleketlerde birincilik kazanınca şeref direğine Türk bayrağı çektiren bir vatandaşımızdan olduk.

Orta boylu, şişman bir adamdı Dario Moreno. İyi bir insan, iyi bir arkadaş, iyi bir şarkıcıydı. 1921'de Aydın'da doğmuş, İzmir'in fakir bir semtinde büyümüştü. Ailesinin beş çocuğundan biriydi. Fazla tahsil yapamamış, çocukluğu çeşitli zorluklar içinde geçmişti. Musevi asıllıydı. Balıkesir'de askerliğini yaptığı sırada orduda sesinin güzelliğiyle ün yapmış, terhis olup İstanbul'a gelince bu yoldan para kazanmanın yollarını aramıştı. Aynı arzuyla 1946'da Fransa'ya şarkıcılık yapmak için göç etmişti. 

Türkiye ile bağlarını hiçbir zaman koparmayan Dario Moreno, bazı türkülerimizi Fransızlara sevdirmişti. Fotoğrafta Erzurum Halk Oyunları ekibiyle...Dario'nun «şöhret» mücadelesi Fransa'ya gittikten sonra başlar. Paris sokaklarında şöhret olmak isteyen birçok genç gibi yıllar yılı dolaştı. Sefalet bu büyük şehirde de peşini bırakmadı. Ama, Dario'nun hayalleri hiçbir zaman yıkılmadı. Ünlü bir müzisyen olmak onun en büyük idealiydi. Bu ümitle, bütün güçlüklere göğüs gerdi. Sefalete, parasızlığa...

Dario Moreno'yu şöhret yapan yıl 1957, şöhret yapan şarkı ise «Adieu Lisbonne» oldu. O yıl, Türkiye ve Avrupa, Dario'nun gür sesiyle söylediği şarkıyla doldu: «Elveda Lizbon»...

Yeşil gözlüydü Dario Moreno, mücevherlere aşırı bir düşkünlüğü vardı. Zaman zaman on parmağına on yüzük takar, sonra da hayran hayran seyrederdi. Yüzüklerini parmağına takmadığı zaman mutlaka yanında taşırdı. Hastaneye kaldırıldığı gün cebinden çıkan o pırlanta yüzükler herkesi çok şaşırtmıştı. Ama biz, onun bu yüzük sevgisini yakinen bildiğimiz için hiç şaşırmamıştık.

Dario Moreno, İstanbul'daki en yakın dostlarından biri olan tiyatro sanatçısı İsmet Ay ile...Yanında 715 Türk lirası, 313 dolar, 830 İsrail lirası, 660 Belçika frangı, 1.000 Fransız frangı, 800 dolar tutarında 8 çekin yanında, en çok sevdiği mücevherleri vardı: Pırlanta taşlı yüzük, şövalye yüzük, pırlanta taşlı altın at nalı, altın kolye, iki erkek bileziği ve pırlanta taşlı çakmağı...

Dario Moreno çok şık giyinirdi. Belki de şarkıcılar arasında en şık giyinenlerden biriydi. Paris'te bir villası, Brezilya'da bir çiftliği vardı. Avrupa'nın muhtelif yerlerinde apartman katları ve gömlekçi dükkanları...

En sevdiği insan Madam Toranto'ydu. Onunla konuşurken bambaşka bir insan olur, neşelenirdi.

Dario'nun pek az kimseye nasip olan gür bir sesi vardı. Sesini ustalıkla kullanmasını bilirdi. «Granada», «Malaguena», «Banjo Boy» gibi gür ses isteyen şarkılarla ün yapmıştı. Bunları fırsat buldukça tekrar tekrar repertuarına alırdı. Dario bir şarkıcıydı ama, değme şovmenden iyi şov yapardı. Onun dünya sahnelerindeki ününün bir kısmı da bu yüzdendi.

Dario Moreno'yu sadece Türk müzikseverlerine değil, bütün bir Türk halkına sevdirten asıl yönü memleketimize duyduğu aşırı hayranlık, aşırı dostluktu. Her zaman, «Ben Türküm» derdi. «Ölürsem beni Türk topraklarına gömün» derdi. Acımızı, sevincimizi paylaşır, yapacağı hayırları hep yurdumuzda yapardı. Her yıl ülkemizi muhakkak ziyaret ederdi. Ne kadar çok işi olsa da muhakkak bir fırsatını bulup İstanbul'a gelir, İzmir'e gider ve bu doğduğu şehrin havasını teneffüs ederken, kendi deyimiyle, hayatta hiçbir yerde duymadığı huzuru» duyardı.

"Dario Moreno, büyük bir Türk dostuydu demiştik". Dostluğunu içinde saklanmazdı. Fiiliyata döküp daima bize bir şeyler vermek isterdi. Avrupalı sanatçıları Türkiye'ye yollar, yarı Fransızca, yarı Türkçe söylediği şarkılar çoğu zaman Fransa'da listelere girerdi. Bazen Dario bizi tanıtmak için halk türkülerimizi bile plağa okurdu. «Alim», «Yavaş Yavaş Gel Bana», «Sarı Kanaryam», «Canım İzmir» onun Fransa'da ün yapan şarkılarının sadece birkaçıdır.

Gece yaşamını çok seven Dario Moreno, bir kulüpte opera sanatçısı Sevda Aydan ile...Birkaç yıl önce Türkçe sözlü şarkı akımı açıldığı zaman bu akıma ilk uyanlardan biri yine Dario Moreno olmuştu. Fecri Ebcioğlu'nun yazdığı sözlerle ve kendine has şivesiyle okuduğu «Mesut Ol Sen», «Aşkımız Bitti», «Sarhoş» adlı sarkılar satış rekorları kırmıştı.

Dario Moreno'yla son gecesinde Goldfinger'de konuşmuştuk. Hastalığından şikayet etmişti. Rengi soluktu. Devamlı içiyordu. Sonra son süksesi Don Kişot piyesinden söz etmiştik. Konuşurken birden gözleri parlamış, canlanmıştı. «Yarın Paris'e gidiyorum. Paris allak bullak olacak» demişti. Haklıydı Dario, Paris allak bullak olmuştu... Ama «Don Kişot»taki başansı ile değil ölümüyle... Gazeteler ondan bahsediyor, televizyon ondan bahsediyor, radyolar onun şarkılarını çalıyor, Brigitte Bardot göz yaşı döküyordu...

Gece yarısını hayli geçmişti, Selçuk Ural onu sahneye çağırmıştı. Dario alkollüydü... Çok sarhoştu... Şarkı söylemek değil, konuşmakta bile güçlük çekiyordu. Selçuk Ural açılması için Dario Moreno'nun koluna girdi, onu tuvalete götürdü, yüzünü, gözünü kendi eliyle yıkadı...

Dario, sabaha karşı kulüpten ayrıldı. Arkadaşlarıyla tek tek vedalaşıp, «Bakın Paris'te tekrar nasıl yıldızım parlayacak» diyordu. Onu bir taksiye kadar götürüp, uğurladık.

Dario Moreno'nun annesiyle birlikte İzmir'de yaşadığı Asansör Sokağı bugün Dario Moreno Sokağı adını taşımakta ve evin kapısındaki tabelada İzmir'e gömülme vasiyeti yer almaktadır.Birkaç saat sonra mecmuaya gelen bir telefonda, Dario'nun hastanede olduğunu haber verdiler. Şaşırmıştık. Telaşla hastaneye koştuk. Komaya girmişti Dario. Havaalanında gümrük merdivenlerinin dibinde yerde baygın vaziyette yatarken bulunmuştu. Etrafına toplananlar bu koca vücudu kaldırmak istemiş, tekrar merdivenlerden yuvarlamışlardı. Başının bir tarafı yarılmış, devamlı kanıyordu.

Kaldırıldığı Cerrahpaşa Hastanesi'nde, doktorlar bu ünlü hastaya beyin kanaması teşhisini koydular. Sağ tarafına da felç gelmişti. Dario yaşamak ve yaşamamak arasında sadece bir gün mücadele edebildi. Cumartesi sabahı hastaneye kaldırılmıştı, pazar sabahı, yapılan müdahaleye rağmen kurtarılamayıp öldü... Evet, dünyaca tanınan bir şarkıcı öldü. Cebinde T.C. rumuzlu bir nüfus kâğıdı taşıyan bir vatandaşımız öldü... İzmirli Dario Moreno öldü...

***

Dario Moreno'nun, en ünlü şarkılarından biri olan "Brigitte Bardot"yu söylerken, ünlü yıldızın bizzat kendisiyle dans ettiği bu klibini mutlaka izleyin...