Elia Kazan, Kayseri'deki köyünü ziyaret etti

Yayın Tarihi : 04 Eylül 2012
20656
İstanbul doğumlu ünlü Amerikalı rejisör Elia Kazan, annesinin köyü olan Kayseri'deki Germir'de, köylüleriyle hasret giderdi ve çevireceği yeni film için araştırma yaptı. Köyün erkekleri kadar, kadınları da kendisine büyük ilgi gösterdi.

 


Ogün, Germir köyünde, Ramazan'dan beri ilk defa tellalın sesi duyulmuştu:

- "Duyduh duymadın dimeyüün!... Hemşerümüz Aliya Gazan goyümüze gelmüştür. Gormeg dileyen göy meydanına gelsün!..."

Köyün yıkık taş duvarlarla çevrili meydanı, birkaç dakika içinde doluverdi. Meydana açılan dar sokaklardan da akın akın insanlar geliyordu... Yanık yüzlerde sevincin sıcaklığı görülüyordu... Bu sevinç, dünyanın bir ucundan gelişin, bu arada eski köyüne uğrayıp eski köylülerine kavuşmanın mutlu sevinciydi. Bu köylüleri kocaman bir "sinemacı" olmuştu. Bu onların deyimiydi...

Elia Kazan meydanda, dar yollardan gelen köylülerini karşılıyor, hepsinin teker teker hatırını soruyordu:

- "Merhaba Ali Emmi..."

- "Nasılsın Mustafa Ağa?..."

- "İşlerin iyi mi Hasan Dayı?..."

Elia Kazan, köyün yaşlılarını adlarıyla, sanlarıyla, soyuyla sopuyla bilirdi... Onlar da, Elia Kazan'ın dedesini bile tanırlardı. Bazen köy kahvesinde, politikadan, tarladan söylenecek söz bitti mi. Elia Kazan'ın lafı edilirdi. Anlatılanlara bakılırsa, Elia'nın dedesi Kayseri'de "Kazancıoğulları" diye anılırdı.

Kayseri'de, Germir'de oturan Hıristiyanların çoğunun soyadları, lakapları
Türkçe olurdu. "Kazan" soyadı, "Kazancıoğulları'nın kısaltılmışıydı. Ana tarafı ise Germir'liydi. Onun ailesine de adıyla sanıyla "Şişmanoğlu" denirdi. Germir'de büyük bir konakları, konağın önünde de bir kuyu vardı. Kuyuyu hayır için yapmışlardı. Şimdi konağın yerinde yeller esiyordu. Ama kuyu hala kullanılıyordu.

(Sağdaki fotoğraf: Elia Kazan, çevireceği filmin sahnelerini tespit etmek amacıyla Germir'in sokaklarını dolaşıyor... Kazan, bundan önce de, köye üç defa gelmiş, fakat böyle her yeri karış karış gezmemlşti.)

80'lik Ali Emmi, Kazan'ın anası Eleni'yi çok iyi tanıyordu. "Seferberlikten
önce gittiler... 45-50 yıl sonra oğlunu, Elia Kazan'ı gördük. Ondan sonra da, iki yılda bir uğrar oldu" diyordu.

Kazan'ın son uğrayışı, Türkiye'de çevireceği bir filmle ilgiliydi Film, gerçek
bir hayat hikâyesini konu edinmişti. Kahramanı ise Elia'nın öz dayısıydı. Hikaye şöyle başlıyordu. Anadolu'dan bazı Hıristiyan ailelerin Amerika'ya göçettiği devirler... Şişmanoğulları da ailenin ne kadar altını, yüzüğü, bileziği varsa, yirmi yaşındaki dayının cebine koyup, onu yolcu eder... Dayı, Amerika'nın yolunu açacak, sonra bütün aileyi oraya aldıracaktır...

Genç dayı, Kayseri'den trene biner... Germir'de bir sözlüsü kalmıştır ama, İstanbul'a uğrayışında Rum kızları gönlünü çeliverir. Bir hafta içinde ne altını, ne bileziği, ne yüzüğü kalır.. Hamallığa başlar. Ama köyüne bir tek satır mektup yazamaz... "Parayı yedim" demeye utanır.

Sonra, yaşlı bir kadının sevgisini kazanır. Ona bir gün derdini acar. Kadın, onu elinden kaçıracağını bile bile, Amerika'ya gidecek kadar para verir, vapura bindirir, uğurlar... Bir sürü maceradan sonra. Yeni Dünya'ya ayak basan Kazan'ın dayısı, boyacılıkla işe başlar... Ama üç-dört yıl geçince, milyoner oluverir... Bir buçuk yıl içinde de, milyonları eritip, meteliksiz kalır.

Ünlü rejisör Elia Kazan, bu basit hikayeyi, Amerika'nın sosyal düzenini incelemek amacıyla filme alıyor. Hikaye de, Germir köyünde, Şişmanoğulları'nın evinde başlıyor...

Elia Kazan, meydana toplanan köylülerinin halini, hatırını sorduktan sonra, anasının evine doğru yürümeğe başladı... Ama, koca evden bir avluyla, bir kuyu kalmıştı. Buraya, eskisine benzer bir ev kurmak kolaydı. Önce tipini, şeklini öğrenmesi lazımdı. Ali Emmi yanı başındaydı. Ona, "Emmi. anamın evi nasıldı?" diye sordu... "Basbayağı, kocaman bir evdi..." cevabını aldı.

Elia Kazan, Germir'e gelmeden önce. Kayseri'de iki-üç saat dolaşmış, çevrilecek film için, eski bir istasyon binası, eski tip vagonlar aramıştı. İstasyon binası çok değişmişti. Eski binalar, eski sokaklar, eski vagonları yapmak biraz güç olacaktı...

Film için dolaşmayı yeter görmüş olacak ki, oturdu, köy halkı çevresine toplandı. Ona önce köyün türküsünü okudular:

- "Gene yeşillendi Germir'in bağları..."

Kazan, Amerika'deki eşine eski köyünden bir hatıra götürmek istiyordu, önüne, bir sürü işlemeler serdiler.. Dikiş kursundaki kızlar işlemişti bunları... Ama çoğu bebek eşyasıydı. Elia Kazan bunları görünce:

- "İki oğlum, iki de kızım var" dedi... "Bu el işlerinin hatırı için, yeni bir bebek mi yapacağız yani?"

Sonra, sohbet başladı. Ünlü rejisör:

- "Rakıyı severim" dedi. "Ama doktorlar izin vermiyor. Patlıcan yemeklerine, hele mantıya bayılırım... Şeref Gürsoy, Ankara'ya gelir gelmez bana bir mantı ziyafeti çekti.. Eline sağlık, annesi bir güzel pişirmişti ki..."

Ayağa kalktı. Tatlı bir Kayseri ağzıyla, "Gidek" dedi. Köylüler de kalktılar. Birkaç dakika sonra tellalın sesi duyuldu:

- "Duyduh duymaduh dimeyüün!... Hemşerümüz Aliya Gazan goyümüzden ayrılıyor. Uğurlamak istüyen göy meydanına gelsün!..."

(Üstteki fotoğraf: Elia Kazan, Devlet Tiyatrosu'na da uğradı. Soldan sağa, Umum Müdür Cüneyt Gökçer, Muazzez Kurtoğlu, Elia Kazan ve Şeref Gürsoy...)

Ünlü rejisör Ankara'dan sonra İstanbul'a uğrayarak bir gece de burada kaldı. Fakat zaman pek dardı. Yunanistana giderek orada da etütler yapması lazımdı, İstanbul'dan uçakla ayrılırken yüzünden seyahatinin yorgunluğu okunuyordu.


Elia Kazan'ın ziyaretinden notlar:

- Kayseri'de Seker Fabrikası Lojmanında misafir edildi. Ayrılırken kendisine bir defter uzattılar. Bu defterde üç soru vardı. Soruları söyle cevaplandırdı:
Adı: Elia Kazan
Yaptığı iş: Film production
Çalıştığı yer: Dünya...

- Kazan, Şeref Gürsoy'a sordu:
"Kayserili bakan var mı şimdi kabinede?"
Şeref Gürsoy:
"Turhan Feyzioğlu var" dedi. "Hem de çok zeki bir adam!..."
Kazan güldü:
"Kayserili dedin bir kere... Çok zeki demen lüzumsuz."

- Elia Kazan, Türkiye'de çevireceği filmin başrolünü Marlon Brando'ya teklif etmiş. O, 1 milyon dolar istemiş. Kayserili rejisör, "Meşhurların şöhretinden faydalanmak adetim değildir" dedi. "Brando artık kalbiyle değil, cüzdanıyla konuşuyor. Sanatı bitmiştir. Ben 1 milyon dolara iki film birden çeviririm. Bu arada, onun şöhretine şöhret katacağım gibi, isimsiz birini de meşhur edebilirim..."

- Kazan, ailesinden bahsediyordu. Kızının 25 yaşında olduğunu söyledi. Şeref Gürsoy da, "Maşallah Kazan, sen de ancak 25 gösteriyorsun" dedi. Kazan hemen cevap verdi: "Ziya Müezzinoğlu, senden daha Kayserili. O, benim yaşım için 24 diyor."

- Kayseri'den üç hatırayla ayrıldı. Biri, Germir halkının, kendisinden çeşme isteyen dilekçesi... Hacının Mehmet'ten dinlediği ve sözlerini defterine yazdığı "Kürtoglu" türküsü, işlemeli bir el bezi...

- Elia Kazan, son sözünü havaalanında söyledi:
"Bugüne kadar ancak 15 film çevirebildim. Otuz-kırk film çeviren Türk
rejisörlerinin yanında çok tecrübesiz sayılırım.

(10 Şubat 1962)