Türk sinemasının Greta Garbo'su: Evrim Fer

Yayın Tarihi : 13 Şubat 2016
2869
Evrim Fer, Kırık Kalpler ve Unutamadığım Kadın filmlerindeki başarısı üzerine, 'Türk sinemasının Greta Garbo'su' olarak anılır oldu...

 

12 Ekim 1938'de Yunanistan'ın İskeçe şehrinde doğun Evrim Fer'in gerçek adı Evrim Abit...Greta Garbo'yu hatırlatan bir şeyler var Evrim Fer'de... Filmlerindeki oyununda bir yakınlık, özel hayatındaki konuşmalarında ise hemen hemen aynı esrarlı hava görülüyor.

Beyaz, mat, fildişini andıran bir teni var. Yeşil, sarı, gri karışımı; hareli gözler... Doğal sarı ipek saçlar, incecik burun ve bu tür tiplerde asla rastlanmayacak kadar keskin çizgili, manalı dudaklar...

Piyanosunun başına oturmuş; Chopin'den, Çaykovski'den hüzünlü parçalar çalıyor. Cenap Şahabettin'in "Ta uzaklarda işte bir piyano..." diye başlayan şiirini hatırlatan bir genç kız...

22-23 yaşlarında olmalı... İstanbul Belediye Konservatuvarı'nı bitirdikten sonra, sadece film çevirmek kararını vermişti. Önceleri, filmlerde çalışmak lafını duyunca hafif bir tebessümle beyaz dişlerini gösterirdi. Yerli sinemayı beğenmiyordu. Fakat bir gün, ünlü bir rejisör Evrim Fer'e bağırmış "Sen sinema artisti değil, hiçbir şey olamazsın!" demişti. Reaksiyonları "içeri doğru" olduğu için buna ses çıkarmamış; ama sonraları lazım gelen cevabı vermişti: Birbiri arkasından çevirdiği filmlerle... "Kırık Kalpler" ve "Unutamadığım Kadın" filmlerinde gösterdiği başarı karşısında "Türk sinemasının Greta Garbo'su" sıfatını verdiler.

Evrim Fer bu yaz "Sevdalı Efe", "Merhaba Aşkım" ve "Çıkar Yol" filmlerini çevirdikten sonra "Fer Film" adında bir şirket kurdu. Firmanın müdürlüğünü annesi Fahriye Tamkan yapıyor. Bugünler, de rejisör Semih Evin idaresinde kameracı Orhan Çağman tarafından çekilecek olan filmin senaristi Hamdi Değırmencioğlu'dur. 

İstanbul Belediyesi Konservatuvarı'nı bitiren ve çok iyi piyano çalan Evrim Fer, 1958'deki ilk filmi Şeytan Mayası ile Yeşilçam'a adım attı.Bir şoförün, iki ruhlu bir kadınla, aralarında geçen serüvenlerini anlatan kordelada Evrim Fer, gündüzleri sarı, geceleri siyah saçlı görünecek. Bu dış değişiklikten başka gündüzleri çok saf, geceleri "vamp" tipini canlandıracak. Genç aktris, "Bu filmde benimle oynayacak jönprömiyenin muhakkak amatör ya da profesyonel şoför olması gerekiyor. Fotojenik, yakışıklı genç şoförlerin Büyük Parmakkapı Sokağı'ndaki Fer Film yazıhanesine başvurmalarını bilhassa rica ederim" diyor...

Evrim Fer, sonbaharda bir tiyatroda sahneye çıkmak niyetinde. "Önce İstanbul Konservatuvarı'na yazılacağım" diyor, "Orada Yıldız Keuter'in talebesi olmak istiyorum. Eğer kabul ederse, Kent Oyuncuları'nda stajyer olarak da çalışacağım. Bütün piyeslerini seyrettim, hayran oldum. Sinemada iyi bir mevki yapabilmek için kuvvetli tiyatro tecrübesine muhakkak ihtiyaç olduğunu sanıyorum. Zaten, evvelce piyano ve bale dersi almıştım. Çeçen yıl Bulvar Tiyatrosu'na girmek üzereydim. Tiyatroya aşığım"

Kendisine soruyoruz:

- "Size devamlı çiçek gönderen meçhul bir hayranınız vardı, ne oldu?"

Evrim Fer, annesi Fahriye Tamkan ile arkadaş gibidir. Daha önce terzi olan Fahriye Tamkan, şu an kızıyla birlikte kurdukları Fer Film'in genel müdürüdür.- "Hala kim olduğunu anlayamadık. Sadece tahmin ediyoruz. Bir sinema artisti, jönprömiye olacak. Adını siz tahmin edin artık..."

Duvarda, içi boş bir resim çerçevesi var. Büyük, yaldızlı, klasik bir çerçeve... İçi boş duruyor. "Niçin bu çerçevenin içi boş?" diye sordum.

Önce derin derin düşündü, sonra manalı bir gülüşle, "Kafamdaki hayal hakikat olduğu gün, içi dolacak!" dedi.

Evrim Fer bu cevaptan sonra piyanosunun başına geçti, "Size Chopin'den bir vals çalayım" dedi. İnce, beyaz parmakları tuşlar üzerinde uçar gibi dolaşmaya başladı.

(Ses Dergisi - 18 Ağustos 1962)