Filmler Tekçe'siz, Özlen babasız kaldı

Yayın Tarihi : 15 Aralık 2016
4326
Ünlü oyuncu Ahmet Tarık Tekçe, Yankesici Kız filminin galasına giderken, Türker İnanoğlu ve Filiz Akın'la birlikte geçirdiği trafik kazasından bir hafta sonra öldü...

 

Türker İnanoğlu, Filiz Akın, Ahmet Tarık Tekçe ile eşi Hatice ve şoför Yılmaz Şahin,  «Yankesici Kız» filminin galasına gitmek üzere, İnanoğlu'nun Ford marka özel arabasına bindikleri zaman,  takvimler 27 Eylül 1964'ü gösteriyordu.

Ahmet Tarık Tekçe, kazadan hemen sonra Öztürk Serengil'in çabalarıyla gelen ve Karabük Stadı'na inen bir helikopterle Ankara'ya götürüldü. Fotoğrafta Ahmet Tarık Tekçe sedyede...Arabayı bazen Türker İnanoğlu, bazen de şoförü kullanıyordu. Karabük'e yaklaştıkları sırada arabada oturuş vaziyeti şöyleydi: Direksiyonda Türker İnanoğlu, yanında Ahmet Tarık Tekçe ve onun sağında Hatice Tekçe... Arkada da Filiz Akın ile şoför Yılmaz Şahin. Kazadan 10 dakika önce Filiz Akın, Hatice Tekçe'yi yanına çağırdı. Araba durdu. Şoför öne, Hatice Tekçe arkaya geçti. Karabük'e 13 kilometre kala, Türker İnanoğlu'nun kullandığı Ford, yolda durmakta olan bir kamyona arkadan bindirdi. Fren, arabanın sağ yandan çarpmasına sebep oldu. Şoför Yılmaz Şahin derhal öldü. Hatice Tekçe ise kazayı muhtelif kırıklar, Filiz Akın ile Türker İnanoğlu da ufak sıyrıklarla atlattılar.

Ahmet Tarık Tekçe'yi kurtarabilmek için hastanedeki son çabalar...Ahmet Tarık Tekçe ise kafasını ön cama çok şiddetle çarpmıştı. Önce İstanbul'dan Öztürk Serengil koştu. Helikopter buldurdu. Ahmet Tarık, Karabük'ten Ankara'ya Hava Kuvvetleri'ne ait bir helikopterle komada uçtu. Bir hafta sonra, 4 Ekim Pazar günü saat 22.20'de ecele yenildi ve Zincirlikuyu'daki Salih Tozan'ların, Suphi Kaner'lerin yanına gitti...

Türk filmciliğinin, en meşhur jönprömiyesinden daha fazla alkış alan adamı, 1948'den 1964'e kadar 300'e yakın filmde oynayarak, kırılması çok zor bir rekora sahip olmuştu. Tekçe, sinema hayatının başındaki ilk üç filmi ve son birkaç filmi hariç, daima «kötü adam» rolüne çıkar ve filmlerinin sonunda da çoğunlukla rol icabı ölürdü.

Türk sinemasının gelmiş geçmiş en büyük aktörlerinden Ahmet Tarık Tekçe, 4 Ekim 1964'te hayata gözlerini yumdu.Son serüveninde ise, milyonlarca seyircisine bir haftalık acı bir film seyrettirdikten ve ölümle epeyce mücadele ettikten sonra yenik düştü. Ve hayat filminde bir daha beyazperdeye dönmemek üzere sevgili seyircilerine veda etti... "Kitapsız ilim, Tekçe'siz film olmaz" sözü de tarih oldu. Filmler Tekçe'siz kaldı... Küçük Özlen de babasız...

Anılar...

Ahmet Tarık Tekçe'nin ölebileceği kimsenin aklına gelmezdi. 110 kilo ağırlığında, sıhhatli, tosun gibi bir adam. Zaten doğduğu zaman iriliğinden dolayı ona «Tosuncuk» derlermiş. Saraçhanebaşı'nda büyük bir konakta dünyaya geldi. Büyükada'da büyüdü. «11 yıllık liseyi 18 yılda bitirdim» derdi. Kendi hayatını esprili, mübalâğalı bir şekilde anlatmaktan hoşlanırdı:

Ahmet Tarık Tekçe'nin vefatından sonra cenazesi, Ankara'dan İstanbul'a kalabalık bir vatandaş topluluğu tarafından uğurlandı...- «Hayatımı Büyükada'daki evimizin bahçesine bağladığımız dişi eşeğe borçluyum. Kolera olmuşum. Çocuk doktoru meşhur Kadri Raşit Paşa, bana eşek sütü içirmelerini söylemiş. Babam da Ada'da böyle süt veren bir eşek bulup benim hastalığı tuşa getirmeme yardım etmiş. Mahallede koleraya yakalanan 40 çocuktan 39'u ölmüş, ben kurtulmuşum»

- «Galatasaray Lisesi ilk kısmına parasız yatılı alarak girmiştim. Babam, o zamanın Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi'nin arkadaşıydı. Fakat Galatasaray'dan mezun olamadım; Işık Lisesi'nden çıktım. Edebiyat hocamız Esat Mahmut Karakurt, bitirme imtihanında bana, 'Tevfik Fikret'in hayatını anlat' dedi. 'Anlatırım ama, tam not olan 5 numarayı verirseniz' dedim. Başladım anlatmaya. Fakat Esat Mahmut, 'Al sana 5 numara' 5 numara' diyerek 'Çat, çat,çat' diye üst üste 5 tokat tokat atmasın mı? Meğer ben Tevfik Fikret diye, ezberlediğim Abdülhak Hamid'in hayatını anlatıyormuşum da farkında değilmişim!»

Ahmet Tarık Tekçe'nin İstanbul'daki cenaze töreni, o güne kadar bir sanatçı için yapılan en kalabalık törenlerden birine sahne oldu...- «Okulda fizik öğretmenimiz, 'Denizde sandal niye batmıyor?' diye sordu. Hemen cevap verdim. 'Batmaması lazım... Çünkü içinde insanlar var. Öğretmen 'Peki, bunun bir kanunu yok mu, düşün bakalım?' deyince 'Yok tabii... Batmak için kanun yapmazlar' dedim. Bütün sınıf gülmekten kırıldı.»

- «Adalar-Paravan adlı gazetemde bir parti başkanı aleyhinde yazdığım yazıdan dolayı Paşakapısı Cezaevi'nde 410 gün yani 13 ay 20 gün hapis yattım. Beni, beş kişiyi kesmiş bir katilin yanına koydular. Adam gece gündüz cinayetlerini anlatır, sonra da bana 'Haksız mıyım?' diye sorardı. 'Haksızsınız' diyebilir miyim? Hemen başımı sallar, 'Haklısın kardeşim, az bile! 10 kişiyi de kessen, sana helal olsun canları' derdim.»

-Ahmet Tarık Tekçe'nin annesi Nedime Tekçe (solda) ve ablası Sabahat Tekçe'yi Öztürk Serengil teselli etmeye çalıştı... «Denizyolları'nın Camialtı Atölyesi'ne, iltimas bulup paketleme işçisi olarak girdim. Fakat iş yoktu, canım sıkıldı. Çıktım. 1948'de merhum Vedat Karaokçu, Raşit Rıza Tiyatrosu ile Büyükada'ya gelmişti. Benimle konuşurken 'Filmde oynar mısın?' dedi. Jönprömiye olarak kamera karşısına, Suavi Tedü'nün yerine, çıktım. Suavi Tedü 900 lira istemiş, 500 lira vermişler; kabul etmemiş. Bana film bitince 200 lira verdiler. Ondan sonra 'Lale Devri'nde oynadım. Üçüncü filmim 'Yavuz Sultan Selim ve Yeniçeri Hasan'dı. Bu Ayhan Işık'ın da ilk filmidir. Şimdiye kadar 300 filmde oynadım. Bu herhalde bir dünya rekorudur.»

Şişli'deki Palazoğlu sokağında yeni bir daire almış, oraya iki hafta önce taşınmıştı. Burayı dilediği gibi döşeme fırsatı bile bulamadı. Sinemaya yeni geçtiği yıllarda Şehir Tiyatrosu aktrislerinden Nezihe Becerikli ile nikahlanmıştı. Çabuk ayrıldı. Sekiz yıl önce de Hatice Tekçe ile evlendi.

Ahmet Tarık Tekçe, çok sevdiği kızı Özlen ile...Ahmet Tarık Tekçe'nin en çok sevdiği şey okey oynamaktı. Alyon sokağında işsiz gezen üç dört kişiye devamlı olarak yardım ederdi. Kendisine başvuran birçok kimseye hemen üstündeki paraları dağıtırdı. Kendi adına Florya'da bir çeşme yaptıran Ahmet Tarık Tekçe, adeta birkaç yıl önce öleceğini hissetmiş gibiydi.

Ahmet Tarık Tekçe'nin biyografisi

15 Aralık 1920'de İstanbul'da Saraçhanebaşı'ndaki evlerinde doğdu. Babası Ağır Ceza Reisi Mehmet Hikmet Bey'di. Sabahat adında bir ablası, Necip (oyuncu Necip Tekçe) ve Cemil adında iki kardeşi vardır.

Ahmet Tarık, Özlen ve Hatice Tekçe, keyifli bir yemek sırasında...Annesi Nedime Hanım'dır. Tekçe, ilkokulu Jandark Lisesi'nin ilk kısmında okudu. Ortaokulda Galatasaray Lisesi'ne girdi. Son sınıfta Işık Lisesi'ne geçti ve oradan mezun oldu. 1945'te Yedek Subay Okulu'na gitti. 22. devre öğrencisiydi. Askerliğini Hadımköy'de 32'nci Piyade Alayında yaptı. Askerlikten sonra Denizyolları'nın Camialtı Atölyesi'ne saati 32 kuruş ücretle girmişti.

Oradan Haliç Fener'i nüfus memuru oldu. Burada 108 lira aylık alıyordu. Bir yandan da Paravan (sonraki adı Pandispanya) mizah gazetesini çıkarıyordu. 1952'de gazetesinde yazdığı bir yazı nedeniyle 13 ay 20 gün hapis yattı. Bir gün Büyükada'ya Raşit Rıza Tiyatro Topluluğu gelmişti. Artistlerden Vedat Karaokçu, Ahmet Tarık'ı görünce, «Suavi Tedü, 900 lira istediği için başrolde oynatmadılar. Sen oynar mısın?» dedi.

Türker İnanoğlu, Filiz Akın, Hatice Tekçe ve Ahmet Tarık Tekçe, Karabük yolunda kaza geçirmeden önceki bir davette...Böylece rejisör Faruk Kenç'in «Tuzak» filminde jönprömiye olarak sinemaya başladı. Bu filmde 200 lira almıştı. Sonra «Lale Devri», «Yavuz Sultan Selim ve Yeniçeri Hasan» filmlerinde iyi adam rollerine çıktı, ilk defa «Vahşi Arzu»da «kötü adam» oldu.

300'e yakın film çeviren Ahmet Tarık Tekçe, son filmlerinde tekrar komik ve iyi adam rollerine çıktı. Ölümüyle yarıda kalan filminin adı «Barut Fıçısı»dır.

Filiz Akın, kazayı küçük sıyrıklarla atlatmış, hastanede kısa süre tedavi görmüştü.Notlar:

. En Korktuğu Şey Trafik kazasıydı

. Kızı Özlen 3 Ekim'de doğmuştu, baba Ahmet Tarık 4 Ekim'de öldü

. Karabük'e 13 kilometre kala uzaklıkta kaza geçirdiği sırada saatler 13'ü gösteriyordu.

. Kötü adam olduğu halde filmlerde kavga etmekten hiç hoşlanmazdı.

. Kanaryası öldüğü zaman ağlamıştı.

. Kendi adına, Florya'daki yazlık evinin yanında bir çeşme yaptırmıştı.

(Ses Dergisi - 10 Ekim 1964)