Hülya Koçyiğit'in yüzen arabası

Yayın Tarihi : 08 Şubat 2016
10284
Hülya Koçyiğit hem karada hem de denizde giden otomobiliyle Boğaz'da tur attı, kıyıdakiler kendisini şaşkınlıkla izledi...

 

Hülya Koçyiğit'in tek kapılı ve üstü açık olan «Amphicar Own» marka otomobili 4 kişilik. Dört silindirli. Denizde kullanılması gereken özel bir vitesi var. Denizde, saatte 10 kilometre yapıyor. Karada ise saatte 100 kilometre... Yakıt konusunda oldukça ekonomik. Örneğin, 400 kilometrede 30 liralık benzin yakıyor. Arabanın gövdesi, tekerleklerinin üstünde ve yerden de bir hayli yüksekte. Arabanın arkasında, plastik iki pervanesi var. Ayrıca iki de yedeği bulunuyor. Türkiye'ye gelişi 60.000 lirayı buluyor.Hülya Koçyiğit şortunun üzerine pantolonunu giydi. «Tamam çocuklar, çıkabiliriz» dedi.

Apartmanın karşısındaki park yerinde o meşhur deniz otomobili duruyordu. Mavi renkli, tek kapılı, spor «Amphicar Own» marka bir Alman arabasıydı. Otomobilin gövdesi yerden bir hayli yüksekti. Arka kısmındaki iki plastik pervane hemen dikkati çekiyordu.

Hülya Koçyiğit «Nasıl buldunuz yeni arabamı?» dedi, «Ama daha benim sayılmaz. Permisi gelip, devir muamelesi tamamlanınca benim olacak. Bana 60.000 liraya mal olacak. Kabul ettim, komisyoncu ile anlaşmayı yaptık. Arabanın en büyük özelliği karada olduğu gibi denizde de yürümesi. Türk artistleri arasında bu tip bir otomobilin sahibi olmak inşallah bana kısmet olacak.»

Direksiyona Hülya Koçyiğit, diğer koltuklara da biz geçtik. Hülya kontak anahtarını çevirdi. Araba çalıştı, plastik pervaneler alışık olmadığımız bir gürültüyle dönmeye başladı. Bir süre sonra da, üstü açık deniz otomobili ana caddeye çıkınca hızlandı.

Hülya Koçyiğit, «Hızlı yaşamak gerçekten de zevkli ve heyecanlı oluyormuş. Hülya Koçyiğit arabasının yönünü denize çevirip sulara girerken çevredekiler şaşkınlıkla kendisini izliyordu.İster misiniz daha hızlanayım?» dedi ve cevabımızı beklemeden gaza bastı. İstinye'ye inen yol üzerinde önümüze çıkan bütün arabaları geçtik. Duraklarda otobüs bekleyenlerin gözleri çoğunlukla pervanelere takılıyordu.

Araba Yeniköy'de hızını azalttı. Deniz kıyısına gitmek üzere sağdaki toprak yola saptık. Kıyı bir hayli kalabalıktı. Çevremiz bir anda sarıldı. Hayranları Hülya Koçyiğit'i tanımışlardı. Arabadan indik. Hülya pantolonunu çıkarıp, şortuyla kaldı. Çevresini saranlar onun denize gireceğini sanıyorlardı.

Oysa Hülya, tekrar direksiyona geçip, arabayı denize doğru sürünce, şaşırdılar. Hayret dolu bakışlar arasında otomobil, sulara girdi ve denizde ilerlemeye başladı. Biz de resim çekebilmek için kıyıda bulunan motorlardan birine atlayıp, peşinden takibe başladık.

Yeniköylüler, Hülya Koçyiğit'i hayranlık ve hayretle izlerken, genç yıldızı el sallayarak selamladılar.Otomobil ardından beyaz köpük yığınları bırakarak ağır ağır ilerliyordu. Bir süre kıyıyı takip etti. Bu arada bütün kıyı villaların balkonları Yeniköylülerle dolmuştu. Hala mavi otomobilin içinden el sallayan Hülya'yı selamlıyorlardı. Birçoğu ilk defa denizde bir otomobilin yüzebildiğini görüyordu.

Hülya Koçyiğit otomobilin burnunu açtı. Eliyle de «Karşı kıyıya» diye işaret etti. Yeniköy'ün karşı kıyılarında Çubuklu ile Kanlıca var. Biz de motoru çevirip, sulara yarı yarıya gömülmüş otomobilin peşine düştük. Yakınımızdan gelip geçen bütün motorlar yavaşlayıp, Hülya'ya yol veriyorlardı.

Hülya Koçyiğit hem karada hem de denizde giden arabasını denizden çıktıktan sonra, bir çay bahçesinin önüne parkedip, dinlendi.Hülya Koçyiğit, Çubuklu yakınlarından döndü. İstikamet gene Yeniköy'dü. Araba karaya çıkınca, gene çevresi sarıldı. Hülya çocuklar gibi mutluydu. 

«Çok eğlendim» diyordu, «Denizde otomobil kullanmanın heyecanını unutamayacağım.»

(Röportaj: Agah Özgüç - Ses Dergisi - 24 Temmuz 1965)