Yeşilçam'da zirveye koşan adam: İlyas Salman

Yayın Tarihi : 14 Ocak 2017
9116
Köylerinde topraksız kalıp Malatya'ya göç eden bir ailenin oğlu olan İlyas Salman, "Erkek Güzeli Sefil Bilo" filmiyle sinemadaki yerini sağlama aldı...

 

İlyas Salman, 7 Kocalı Hürmüz müzikalinde, Hürmüz'ün bekçi kocası olarak büyük beğeni kazanmıştı...Bu öykü bundan 26 yıl önce başlar... 14 Ocak 1949'da Malatya'nın Arguvan ilçesine bağlı Asar köyünde zayıf, çelimsiz bir çocuk dünyaya gelir. Adını "İlyas" koyarlar...

İlyas'ın doğumundan 12 yıl sonra aile topraksız kalınca, baba Vahap, çaresizlikten çoluğunu çocuğunu, ötesini berisini toplayıp Malatya yoluna düşer...

Kentin en yoksul mahallesi Taştepe'ye yerleşirler. Baba hamallığa, küçük İlyas da, Melek Baba İlkokulu'na başlar. Cin gibi bir çocuktur. Yaşam savaşı içinde, lise birinci sınıfa kadar gelir... Artık 17 yaşında, ufak tefek, gösterişsiz, içine kapanık bir delikanlıdır... 

Ve bir rastlantı, tüm yaşamını değiştiriverir bir anda. Okulda  "Öksüz Memet" adlı bir piyes sergilenecektir... Bu rol için oyuncu arayan öğretmen, sınıfları dolaşırken İlyas'ı görür ve onu seçer... Yüreği kıpır kıpır olur. Heyecanla oynar. Ve yaşının gereği, bu oyun pek etkiler delikanlıyı. Hem de öyle bir etkiler ki, bırakır okulu. Ailesinden gizli, arkadaşlarıyla Malatya'da "Umut Sahnesi" adı altında bir tiyatro kurarlar...

Her gece Malatyalılara, oyun sergilerler. Oysa ailesi, İlyas'ın okula devam ettiğini sanmaktadır. Tam iki yıl sürer bu... Merkep sırtında, bir kaç pano ile "Umut sahnesi", köylere kadar götürür tiyatroyu... Bu bir avuç yürekleri sanat aşkıyla dopdolu genç, büyük güçlüklerle yaşatmaya çalışmaktadır tiyatrolarını...

İlyas Salman, Hissel Harikalar Kumpanyası'ndaki Hüseyin Ağa rolüyle müzikalin en çok alkış alan oyuncularından biri oldu...Ve... Sonunda ailesi öğrenir İlyas'ın okulu bırakıp, tiyatrocu olduğunu. Ama hiç kızmazlar. Çünkü onun köylüsü de, ailesi de, sanata karşı bağnazca bir tutum içinde değildir. "Peki" derler, "Yoluna devam et..." 

Ve okuldan çıkış belgesini alır İlyas Salman... 1971 yılında, tutar Ankara'nın yolunu, Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü sınavlarına girer.

- "Kazanamamıştım sınavları... Oysa çok çaba göstermiştim. Sonuç çok üzüntü verici olmuştu benim için... Ve üç yıl daha, çeşitli kentlerde düzenlediğimiz turnelerle sürdü tiyatroculuğum. Ancak bu böyle uzun süre gitmezdi. Mutlaka iyi bir tiyatro eğitimi görmem gerektiğine inanıyordum. Bu arada eşim Gülser'le tanışmış, evlenmiştik. Bir de kızım olmuştu"

Ama bu evliler dünyasına atılan adım ve genç yaşta baba olmak bile engelleyememiş İlyas Salman'ı... 1974 yılında, yeniden Ankara Devlet Konservatuvarı sınavlarında buluvermiş kendisini. Saklamış evliliğini de, babalığını da. Bu kez iyi bir derece ile de kazanmış sınavı. Yatılı olarak girmiş okula. Eşi Gülser'i de, kızı Devrim'i de, ancak evci çıktığı zamanlar görebiliyormuş. Bu hasret, İlyas'ın sanat aşkı için yaşanırken, okulda iki yıl geçmiş...

- "Nasıl, nereden, kimden bilmiyorum, okuldan öğrenmişler evli olduğumu. Oysa o dönemde evli olan ve evlilikleri de okul idaresince bilinen tam 10 tane arkadaşım vardı konservatuvarda. Piyango bana vurdu ve okuldan atıldım. Konservatuvar düşü böylelikle de sona ermişti"

Erkek Güzeli Sefil Bilo filmi ile başrole yükselen İlyas Salman, sanatın toplum için yapıldığını savununlardan...İlyas Salman için, tiyatroculuğu sürdürmekten daha önemli hiçbir şey yok o günlerde... Bu kez, çoluğunu çocuğunu alıp tutmuş İstanbul'un yolunu. Şehir Tiyatroları'nda sınava girerek, kadrolu sanatçı olmuş, 1976-1977 sezonunda... Üç yıl boyunca, başarılı bir sanatçı olarak ramp ışıklarında göründüğü İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları, bugünün İlyas Salman'ı için, çok iyi bir vitrin oluşturmuş. 

- "Bu arada Bertold Brecht'in "Şvayk, Hitler'e Karşı" adlı oyununda rol almıştım. Beş ayrı kompozisyon çiziyordum. Beni izleyen yönetmen Atıf Yılmaz, oyunumu çok beğenmiş. Çağırdı. Deneme olarak "Baskın" filminde küçük bir rol verdi. Sonra Ertem Eğilmez çağırdı. Artık sinemacı olmuştum"

Yeşilçam'a adım attıktan sonra, giderek büyüyen rollerle dikkatleri çeken bir İlyas Salman vardır artık. "Çöpçüler Kralı" ve "Kibar Feyzo" filmlerinde, Kemal Sunal'la beraber oynar... "Sultan" filminde Türkan Şoray'la kamera karşısına geçer..."Hababam Sınıfi" ile İlyas Salman'ın Yeşilçam'daki denenmesi bitmiştir artık. Son günlerde büyük ilgi çeken "Sefil Bilo" ile başrole atmıştır kapağı. Yeşilçam'm büyük güldürü oyuncusu umudu olarak... Birçok insana göre o bir Yılmaz Güney-Kemal Sunal karışımıdır çünkü...

İlyas Salman'ın 22 yaşında 98 santimetre boyunda bir de kardeşi var. İki yaşında geçirdiği bir hastalık sonucu cüce kalan kardeşinin üzerine titriyor genç sanatçı. Omuzları üzerinde taşırken 'O benim uğurumdur' diyor ve 'Her zaman başımın üstünde de yeri vardır' diye ekliyor..."Çirkin Kral"a olan benzerliği ve sanat gücü ile Yılmaz Güney'e, güldürü sanatçısı oluşu, bu tür filmlerin aranılan ismi haline gelişi ile Kemal Sunal'a rakiptir... Hele hele "7 Kocalı Hürmüz" oyununda, Hürmüz'ün bekçi kocası rolü ile büyük başarı sağlaması,. "Hisseli Harikalar Kumpanyası"nda "Hüseyin Ağa" kompozisyonu ile, kumpanyanın yıldızı olması, sanat dünyasında, sessiz bir adamın, İlyas Salman'ın devrini başlatıverir...

İlyas Salman, bu yorumlar konusunda alçakgönüllülüğü elden bırakmıyor ve bakın ne diyor:

- "Kimse kimsenin rakibi değildir. Kemal Sunal'ın yerini doldurmak söz konusu edilemez. Onun sinemadaki yeri başka... Benim de başka bir yerim olacağı kuşkusuz. Rakip olarak adlandırılmaktan hoşlanmıyorum. Bunlar yalnızca yakıştırmadır."

Sefil Bilo filminde toprak reformu konusu işleniyor. Ancak film sansürün kurbanı oldu ve 1 saat 50 dakikalık filmin tam 45 dakikası makaslanmış olarak vizyona girdi. İlyas Salman bu konuda da şöyle konuşuyor:

- "Bu yüzden ortaya, eksik ve güdük bir film çıktı. Seyirci bazı bölümleri anlayamadı. Ama yine de, ses veren bir film oldu. Ben sanatın toplum için olduğuna inananlardanım... Sanatın insanlara yararlı olmasını, yaşamın çelişkilerini göstermesini savunuyorum. Asık suratlı sanatçı olmak da istemiyorum. Bütün bunlar, güldürü ile yansıtılabilîr. Ancak güldürü derken, sabun köpüğü gibi patlayıp sönen bir eser de vermek istemiyorum. Bu düşünceler ışığında, ben başlıbaşına bir ekol olmak, disiplinle çalışmak, yararlı bir sanat emekçisi olmak istiyorum. Hepsi bu"...

(Not: Manşet fotoğrafında İlyas Salman; eşi Gülser ve kızı Devrim ile birlikte görülüyor.)

(TV'de 7 Gün Dergisi - 7 Nisan 1980)