İsmail Dümbüllü, 50 yıldır halkı güldürüyor

Yayın Tarihi : 10 Haziran 2013
15407
50. sanat yılını kutlayan tiyatro ve sinema sanatçısı İsmail Dümbüllü'nün hayatı ilginç kesitlerle dolu...


İsmail Dümbüllü  nüfus  kağıdına göre, 63 yaşında... Boyu, bugüne kadar aldığı ölçülere göre, 1.59... Karısının söylediğine göre, gözleri kahverengi... Burnu, kendi deyimiyle armudi... Berberinin anlattığına göre, 40 yıldır başına ustura vurduruyor, tepesinde bir tutam saç bırakıyor. Dilinden düşürmediğine bakılırsa, en sevdiği şarkı, «Usküdar’a gider iken aldı da bir yağmur...» 

İsmail Dümbüllü Topluluğu'nun birkaç yıl önce Kağıthane Çayırı'nda çekilmiş  bir fotoğrafı... Tevfik İnce ile Zenne Necdet, İsmail Dümbüllü'yü aralarına almış, keyif içinde oyunlarının nüktelerini hazırlıyorlar.Saz çalmasını bilmiyor, ama laf olsun diye "ud"lu bir fotoğraf çektirmiş. Evine, kapıdan değil de, balkondan giriyor. Bir konu açılıp da söz verildi mi, iki cümlede bir, «Ondan sonra» diyor.

Babası Sultan Hamit'in silahşörlerinden Abidin Efendi'ymiş. Ancak, iki yaşındayken annesi babasından ayrılmış, aynı yıl da Şirketi Hayriye memurlarından «Şişman» Hakkı diye tanınan biriyle evlenmiş. Ondan sonra, üvey babasının uğurundan olacak, talihi lakaplı adamlardan açılmış.

En iyi arkadaşları «Kel» Hasan, «Polis» Apti, «İmam» Hakkı, «Tavuk Hırsızı» İhsan'mış... Bunlarla, Şehzadebaşı Tiyatroları’nda tanışmış. İlkokulu bitirdikten sonra, ailesi onu Toptaşı Askeri Rüştiyesi’ne yazdırmış. Arapça dersinden iki yıl üstüste sınıfta kaldığı için, okuldan çıkarılmış. Üvey babası, Şirketi Hayriye Fabrikası’na işçi olarak sokmuş. Ancak, ilk günü eve yağlı tulumlarla dönünce, annesi «Ben onu yağlar içinde görmeye dayanamıyorum» diye ağlamaya başlamış. İsmail Dümbüllü çiçekleri çok sever. Ama sadece dört saksısı var. Sabah ilk işi daha pijamasını çıkarmadan bu çiçekleri sulamaktır.

Birkaç gün evde oturmuş. Oyunculuğa karşı ilgi duyuyormuş. Annesi ile babalığı bir gün çocuklarının «kantocu» olduğunu öğrenmişler, üzülmüşler, ama onu sahneden indirememişler. Önce Komik Şevki'yle, sonra Hasan Efendi'yle, daha sonra da Naşit Bey'le çalışmış. Bunlar teker teker sahneden çekilince, kendi adına bir tiyatro kurmuş. 

8-9 kat elbisesi olduğu  halde, hep aynı elbiseyi giymekten hoşlanıyor. 18 yıllık karısı, 17 yaşındaki büyük kızı bundan şikayetçi. Eşi Feriha diyor ki:

- «Şöyle gömleğine uygun kravat taksa, en güzel şapkasını giyse, ne güzel adam olacak».

O da eşinin, kızının modaya uygun giyinmesinden yakınıyor: 

- «Şöyle doğru dürüst elbise giyseler» diyor. 

Yemeklerden baklayı seviyor. Bakla, çıktığı günden bittiği güne kadar evden eksik olmazmış. Renklerden, kahverengiyi beğeniyor. 

Bugünkü eşi Feriha ile bir aşk mektubu sonunda evlenmiş. Hikayeyi Feriha Hanım şöyle anlatıyor:

İsmail Dümbüllü  evine çok bağlıdır. Hayatı, evi ile tiyatro sahneleri arasında geçer. Eşinin, kızının bir dediğini iki etmez.- «Ortaokulda öğrenciydim. Dümbüllü'nün oyunlarını çok seviyordum. Hele onun «Kanlı Nigar» oyununa bayılıyordum. Hemen bir aşk mektubu yazdım. Dümbüllü randevuya gelmedi. Yolunu bekledim, zorla bir muhallebiciye soktum. Bana bekar olduğunu söyledi. Oysa evliymiş. Durumu aileme açtım. "Yaşı büyük" dediler, "Evli" dediler, "Oyuncu" dediler, kısacası bu evliliğe razı olmadılar. Ama sonunda karısından ayrıldı, biz de evlendik, İsmail Bey’i çok sevdim, ama soyadına bir türlü ısınamadım. Eski soyadım 'Gülonar' çok hoşuma gider».

Hayatta karısı ve kızı ile yan yana yürümez. O önden kös kös gider, karısı ve kızı üç metre geriden... Denizden, hele lodostan çok korkar. Bir gün Üsküdar'a geçerken vapur batacak olmuş, 7 yıl vapura binmeye tövbe etmiş...

50 filmde oynamış, ilk filmi «Memiş...» Sanat hayatıyla film sayısı eşit. 50 yıllık eski bir hesap defterine göre bu yıl «Altın Yıl»ını kutlayan Dümbüllü, yarım yüzyılda 50 bin altın kazanmış.

(Yazı: Orhan Tahsin - Hayat Dergisi - 10 Ağustos 1961)