İstanbul'un Çöp İmparatoru

Yayın Tarihi : 04 Ağustos 2012
9788
"Tako" Salih, 1972 yılında İstanbul'un tüm çöplerini, 1 milyon 610 bin lira ödeyerek satın almıştı.


Alabildiğine uzanan geniş, engebeli toprağın üstü, çöp yığınlarıyla doluydu. Devamlı gidip gelen kamyonlar, toz toprak saçarak yüklerini boşaltıyor ve etrafa, burun deliklerimize kasteder gibi ağır, iğrenç bir koku salıyorlardı. İnce ince yağan yağmur, her tarafı çamura bulamıştı. Şiddetli bir ayaz, soluk kesiyordu. Bütün bu çetin şartlara aldırmayan 30-40 kişi, ellerinde kazma, kürek, çöplerin başına toplanmış, harıl harıl karıştırıyor ve gözlerine kestirdikleri işe yarayacak cinsten nesneleri bir kenara ayırıyordu.

Bu hengame arasında, kırmızı yüzlü, irikıyım bir adam, oradan oraya koşup, etrafına devamlı emirler veriyor:

- Gözünü dört aç İsmail! Çatalları, bıçakları geçen seferki gibi kaçırmayalım!...

- Sen de Ahmet, etrafına bakınmayı bırak da, ekmekleri topla.

Burası, İstanbul Belediyesi'nin Levent'te bulunan en büyük «Çöp İskelesi». İşçilerin başında devamlı emirler yağdıran adam ise, İstanbul'un bütün çöplerine sahip olan müteahhit Salih Canal.

Evet, Canal'ın işi, çöp müteahhitliği. Ama kestirme bir deyimle İstanbul'un «Çöp Kralı», hatta "İmparatoru»...

Adı, Salih Canal, dedik. Fakat onu ismiyle tanıyanların sayısı parmakla gösterilecek kadar az. Herkes onu, «Tako» olarak tanıyor. Ama bu lakabın nereden geldiğini açıklayamıyor «Tako» Canal:

- Vallahi, bildim bileli bana «Tako» derler, bunun herhangi bir anlamı da yok.


(Soldaki fotoğraf: Çöp kralı «Tako», okuma-yazma bilmez, ama Atatürk hayranıdır. Salonunun baş köşesinde Ata'nın resmi asılıdır.)

İstanbul'un çöp kralı, Edirneli. Yaşından genç gösteriyor. 1920 yılında dünyaya gelmiş Tako. Çöp krallığına çekirdekten yetişerek gelmiş. Kısacası, önce şehzadeliğini yapmış bu işin...

Daha on yaşlarında iken, çöp bidonlarından teneke toplamakta rakipsizmiş. Sonra, bir bakıma Tako, bir hanedanın temsilcisi. Babası ve dedesi de bu işi yapıyormuş. «Çöp Kralı»nın oğlu Halit de, bu dede yadigarı mesleği benimsemiş.

1972 yılı içinde İstanbul halkının «işes yaramaz» diye çöp tenekesine attığı çeşitli maddeleri Tako, belediyeye peşin olarak tam 1 milyon 610 bin lira ödeyerek satın almış... Fakat kendisine sorarsanız; bu alışverişten hiç de memnun değil:

- Belediyenin kontrol görevini iyi yapamaması yüzünden, bazı kimseler sokaktaki çöp bidonlarını karıştırıp bütün işe yarar maddeleri topluyor. Bana da pek az bir şey kalıyor. Tabii zararlı çıkıyorum. Halbuki ben, belediyeden bütün çöpleri satın alıyorum. Daha önceleri Ankara'nın ve Karamürsel'in çöplerini de aldığım halde, bu çöp hırsızlığı yüzünden oraları bıraktım...

Mesleğinin bütün zorluklarına rağmen Salih Canal, bu yıl da, İstanbul'un çöplerini kimseye bırakmak niyetinde değil. Yakında 1973 yılı ihalesine girip, gerekirse 2 milyon bile verecek. Belki, «Bu kadar fazla para ödenip de, satın alınan bu çöpler, ne işe yarıyor?» diyeceksiniz. İsterseniz biz bu konuda sözü Tako'ya bırakalım:

- Evlerden ve bilhassa lüks otellerden, lokantalardan «işe yaramaz» diye atılan maddeleri, biz, toplayıp çeşitli yerlere satmak suretiyle değerlendiririz. Mesela, kuru ekmek parçalarını, Çatalca'da bulunan bir mandıraya, domuzlara yem olmak üzere satarız. Bunun gibi, kemikler tutkal fabrikasına, camlar, cam fabrikasına, naylonlar, naylon fabrikasına satılır. Çöplerin içinde, para etmeyen hiç bir şey yoktur.

(Üstteki fotoğraf: Ailesine çok düşkün olan «Tako», oğlu Halit askerde olduğu için gelinini ve torunlarını yanına almıştır.)

Okuma-yazma bilmediği halde Atatürk hayranı olan Tako, tam 30 yıllık evli. Biri kız, biri erkek iki de yetişkin çocuk babası. Tako, tam 43 yılını bu mesleğe vermiş. Vermiş ama, bu meslek de, ona, nankörlük etmemiş, Tako'ya bir ev, bir Chevrolet araba ve üç kamyon kazandırmış. Ona 5 katlı koca bir apartman yaptıracak varlık sağlamış. Fakat Canal ailesi, nedense hala, Kasımpaşa'nın Yenişehir Mahallesi'nde, kira evinde oturuyor.

Bu konuda Tako'nun eşi Lütfiye Hanım şöyle diyor:

- Salih'e «Çöp Kralı, Çöp İmparatoru» derler. Ama, gelsinler de, bizim halimizi görsünler. Acaba krallara yakışır bir hayat mı sürüyoruz?... Baksanıza hala bu kira evinden kurtulamadık!

(Soldaki fotoğraf: Tako ve otuz yıllık eşi Lütfiye Canal, mutlu bir çift. Bunda Lütfiye Hanımın erkeğine olan derin sevgi ve saygısının rolü büyük. Daima anlayışla hareket eden Canallar, mahrumiyet günlerini unutmuyor, kalkan balığının yanında bile sofralarında mutlaka bir çanak kuru fasulye bulunduruyorlar.)

(11 Mart 1973)