İşte Sadri Alışık'ın orkestrası!

Yayın Tarihi : 18 Mart 2013
9115
Hafif batı müziği dünyamızda «Herkese eşlik eden topluluk» diye ün yapan Ritm 68'in kurucusu ve isim babası beyazperdemizin sevimli Turist Ömer'i Sadri Alışık'tır. Yukarıdaki fotoğrafta, en arka sırada soldan itibaren İhsan Avşar ve Taner Olcay, ortada Oğuz Kutmandu ve Engin Süelözgen, ön sırada Sacit Çöze, topluluğun şefi Rıza Silahlıpoda ve ortada isim babaları Sadri Alışık görülüyor.


Bugün, Türk sinemasının unutulmaz aktörlerinden Sadri Alışık'ın 18. ölüm yıldönümü. Bu büyük oyuncumuzu saygıyla anarken, kendisiyle ilgili farklı bir yazıyı da aşağıda sunuyoruz...

**********

Topluluk vardır, ünlü bir ismin arkasında çalmakla şöhret olmuştur... Topluluk vardır, saçlarıyla, kılık kıyafetleriyle hafif batı müziği seyircilerinin, dinleyicilerinin dikkatlerini üzerinde toplamıştır. Topluluk vardır, müzik dünyasında bir «janr» yaratır, topluluk vardır, icralarındaki ustalıkla gençlerin kalbinde taht kurmuştur. Ve topluluk vardır, plaklarda, gazinolarda, Türkiye radyolarında, gece kulüplerinde ünlü seslere eşlik etmesiyle tanınır ve sevilir... İşte bu son gruba giren orkestraların başında da «Ritm 68» gelir.

«Ritm 68» bundan üç yıl önce, sıcak bir Temmuz akşamında kurulmuştur. Biliyorsunuz, topluluğun şefi; efendiliği, müzik bilgisi ile olduğu kadar, burnu ve çenesiyle org çalışı ile de tanınan ve sevilen Rıza Silahlıpoda'dır. Peki kurucusu ve isim babası kimdir bu topluluğun? Bilemediniz mi? Öyleyse biz söyleyelim: Sadri Alışık...

İsterseniz şimdi biz aradan çekilelim ve şu günlerde kuruluşlarının üçüncü yaşını tamamlamış, dördüncü yaşına basmış bulunan Ritm 68'in müzik dünyasına nasıl girdiğini, isim babaları Sadri Alışık'tan dinleyelim...

- «Yıl, alaturka gazinolarda sahneye çıkmam için devamlı teklifler aldığım, gazinocuların beni ayartmak için kapımı aşındırdıkları yıldı» diye anlatıyor Sadri Alışık. «Fakat her şeyin iyisini yapmak istediğim için bu tekliflere müsbet bir cevap vermekten çekiniyordum. Bir gün nasıl oldu bilmiyorum, bir gece kulübünde Rıza Silahlıpoda ile karşılaştık. Rıza, Yurdaer Doğulu Orkestrası'ndan ayrılmıştı, yeni bir orkestra kurmak istiyordu. Kısa zamanda konuşup, arkadaş olduk. O bana, ben ona cesaret vermiş olacağız ki, o gece, kulübü terkederken birimiz orkestra kurmaya, birimiz de sahneye çıkmaya karar vermiştik. Birkaç gün sonra Rıza'yla yine karşılaştık, kurduğu orkestrayı dinledim. Hoşuma gitti. 'Bana eşlik eder misiniz?' diye sordum. Kabul etti... Önce isim düşündük. Sonunda aklıma 'Ritm' sözcüğü geldi. Bu kelimenin peşine, içinde bulunduğumuz 1968 yılının son iki rakamını ekleyince isim meselesini halledip, çalışmalara başladık. Şansımız yaver gitmiş, Ritm 68 de, ben de muvaffak olmuştuk...»

Şimdi de gelin bundan sonrasını topluluğun şefi, organist Rıza Silahlıpoda'dan dinleyelim:

- «Önceleri bizimle çalışmak istemeyen şarkıcılar bir süre sonra bizimle çalışmaya can atmaya başladılar. Öyle bir zaman geldi ki, bir gecede 10 iş birden aldığımız, saat 13.00'ten ertesi sabaha kadar aralıksız çalıştığımız oldu. Orkestranın kusursuz müzik yaptığını iddia etmiyorum. Fakat kulakları rahatsız edecek bir müzik de yaptığımızı sanmıyorum. Bence son iki yıldır her yerde bu kadar çok aranılan bir orkestra olmamızın sebebi her şeyden önce işimizi sevmemizden, kendimizi işimize vermemizden ileri geliyor...»

Peki Halit Kıvanç'ın «Gramafon, vibrafon, mikrafon»dan mülhem olarak «Burnofon, çenefon Rıza» adını taktığı Rıza Silahlıpoda gelecek yıllar için ne düşünüyor acaba?

- «Önümüzdeki pırıl pırıl yıllar için iki dileğim var benim» diyor. «Birincisi bu toplulukla daha uzun yıllar birarada çalışmak, daha iyiye gitmek, Türkiye'nin en beğenilen orkestraları arasında Ritm 68 ismini yazdırmak. İkincisine gelince... Bu da koleksiyonumuzun eksik olan kısımlarını tamamlamaktır!»

Hayretle bakıyoruz yüzüne, «Ne koleksiyonu?» diye soruyoruz. Gülüyor.

- «Biliyorsunuz,» diyor. «Biz kurulduğumuzdan bugüne kadar Erol Büyükburç'tan Ajda Pekkan'a, Özdemir Erdoğan ve Selçuk Ural'dan Serpil Örümcer, Sevtap Çetinkale'ye kadar aklınıza ne kadar hafif batı müziği sanatçısı geliyorsa, hepsine sahnede olsun, plakta olsun, kulüpte olsun eşlik ettik... Bugüne kadar eşlik etmediğimiz bir Cem Karaca, Barış Manço var, bir de Fikret Kızılok'la Eşin Afşar kaldı. Onlara da eşlik edersek koleksiyon tamamlanmış olacak!...»

(10 Temmuz 1971)