Sinemanın 'Kadir Babası', evinde de babaların babası

Yayın Tarihi : 22 Kasım 2016
1162
Yeşilçam'ın kalbi de cüssesi kadar iri olan, mert ve dürüst adamı Kadir Savun, beyazperdede nasıl görünüyorsa, özel yaşamında da öyle...

 

Kadir Savun'un en büyük keyfi, kahve ve sigara...Aydın yakınlarındaki Beşparmak Dağı'nda "Dokuz Dağın Efesi" adlı film çekiliyordu. Çalışması biten Kadir Savun bir ara ekipten uzaklaştı. Tepedeki ağaçların altına uzandı. Uyuya kalmıştı. Kadir Savun olayın devamını şöyle anlatıyor:

- "Kendimi sinema alemimizde en iri vücutlu aktör olarak bilirdim. Tamamen tersineymiş de haberim yokmuş. Otuz kişilik otobüse herkes binmiş de benim orada almadığımı görmemişler bile... Uyandığımda güneş batmak üzereydi. Arkadaşları aradım ama, bulamadım. Gitmişlerdi. Dağın yamacındaki köye bir saatte yürüdüm. Oradan da bir arabayla kasabaya, daha sonra da geç saatlerde Aydın'a gittim"

Aktörün evlilik hikayesi de şöyle: Bir gün Nermin adında bir kızla tanıştı. Hemen birbirlerine ısınıverdiler. Beraber gittikleri, denizaltı hayatını anlatan "Sessiz Dünya" adlı filmi seyrederken evlenmeye karar vermişlerdi bile. Çocukları Iraz da bugünlerde 14. ayını dolduruyor.

Ailesine bağlı, çok iyi bir baba olan Kadir Savun, film çalışmaları bitince hemen evine döner ve kızı Iraz'ı kucağına alıp, balkonda dinlenir...Hayvanlardan en çok at ile köpeği seven Kadir Savun'un eskiden küçük bir bahçesi varmış. Orayı küçük bir çiftlik haline getirmiş. Koyun, keçi ve diğer evcil hayvanları beslemişti. Bir ara domuz avcılığı da yapan Kadir Savun at ve köpekle ilgili hikayelerini şöyle anlatıyor:

- "Attan birçok kereler düştüğüm, yaralanıp zedelendiğim, hatta kolum çıktığı halde bu hayvanı çok seviyorum. Bir gün film çekmek içinbir köye gitmiştik. Filmin bir sahnesinde ata binmem gerekiyordu, zayıf bir at getirdiler. 'Bu at beni taşımaz' diye defalarca söylediğim halde önemsemediler. En sonunda mecburen ata bindim, tabii ki at hemen çöktü. Çok acıdım hayvana. Sevdiğim hayvanlardan ikincisi de köpek... Eskiden 'Fındık' adında bir köpeğim vardı. Bu köpeği bana Hollandalı bir aile vermişti. O sırada gemi tamiratıyla ilgili bir işte çalışıyordum. Her sabah 7'de işe giderken o da beni Osmanbey'e kadar geçirirdi. Ben otobüse bininceye kadar yolun karşısında bekler, sonra eve dönerdi. Akşam üzeri saat 18'de işten dönünce de, onu Osmanbey'de, beni beklerken bulurdum."

Kadir Savun, Bodrumlu misafirlerinin hediye getirdiği üç sandık dolusu deniz kabuğunu nereye yerleştireceğini kara kara düşünüyor...Bir ara boksla uğraşan ve futbol oynayan Kadir Savun koyu Fenerbahçe'li. Ama tuttuğu takımın maçlarına gitmiyor. Maçı radyodan dinlemek onun daha çok hoşuna gidiyormuş. 

- "Hele bu yıl Fenerbahçe'nin hiçbir maçına gitmek istemiyorum. Onların yenildiğini görmek beni üzüyor."

Kadir Savun'un sinemaya ilk geçişi sekiz yaşındayken çevirdiği "Bir Millet Uyanıyor" filmiyle olmuş. Ama ondan sonra yıllarca başka bir filmde oynamamış. Liseden sonra bir ara memurluk yapmış. Ondan sonra da birbiri arkasına çeşitli işlerde çalışmış. Fabrika hayatı, direksiyon dersleri gibi...

Son yıllarda iyi filmlerin hemen hemen hepsinde oynayan Kadir Savun bu yıl Suphi Kaner'le birlikte Azim Film'i kurdu. "Yedi Günlük Aşk"tan sonra şimdi de "Şeyh Ahmet'in Torunu"nu çeviriyorlar. Azim Film'in çevirdiği bu iki filmde de hemen hemen bütün filmciler ve oyuncular kendilerine yardımcı olmuşlar.

- "Arkadaşlar sağolsun, gece gündüz bize durmaksızın yardım etti. 'Yedi Günlük Aşk" ile "Şeyh Ahmet'in Torunu" hepimizin filmleri oldu"

Kadir Savun'un İstanbul'da en çok sevdiği yerlerden biri Rumelihisarı...Kadir Savun bugüne kadar 100'e yakın film çevirdi. Bunların hepsinde değişik bir tipti. Az sayıda olsa da kötü karakterleri canlandırdığı rolleri vardı. Ama bütün filmlerinde aynı babacan Kadir Savun'du. Örneğin "Gecelerin Ötesi"nde suçlu, kötü bir karakteri oynamasına rağmen bile iyi bir tarafı vardı. Kadir Savun oynadığı filmlerin adını hatırlamıyor. Ancak çok sevdiği, etkisi altında kaldığı filmleri biliyor.

Aktörün evinde kitaplar ve deniz kabukları ile deniz hayvanları ilk göze çarpan şeyler oluyor. Kadir Savun anlatmasına devam ediyor:

- "Bir film dolayısıyla Bodrum'a gitmiştik. Sodrumlular bize gerçekten iyi davranmışlardı. Hele aralarında iki kişi vardı ki, hemen samimi oluverdik. İşimiz bittikten sonra İstanbul'a döndük. Fırsat buldukça birbirimizle mektuplaşıyorduk. En sonunda geçenlerde istanbul'a geldiler. Bir de ne göreyim? Tam üç sandık deniz kabuğu... Hediye getirmişler... Şimdi onlar için, evde, özel bir yer hazırlıyorum."

Yerli artistlerden en çok Eşref Kolçak ile Ahmet Mekin'i, yabancılardan da Paul Muni, Charles Chaplin, Anna Magnani ile Maria Schell'i beğenen Kadir Savun iki filmin etkisi altından hala kurtulamamış. "Gizli Münasebetler" ile "Son Kızgın Adam"...

"Karacaoğlan'ın Kara Sevdası"ndaki rolünü unutamayan Türk sinemasının bu dev yapılı aktörü, geçen yıl "Gecelerin Ötesi" adlı filmdeki oyunuyla "En İyi Yardımcı Aktör" armağanını
kazandı.

15 Ağustos 1926'da Erzincan'da doğan Kadir Savun, Türk yazarlarından en çok üç tane Kemal'i beğeniyor: Orhan Kemal, Yaşar Kemal ve Kemal Tahir..

(Not: Manşet fotoğrafında, Kadir Savun, 14 aylık kızı Iraz ile oynarken görülüyor...)

(Röportaj: Bülent Bora / Ses Dergisi - 14 Nisan 1962)