Karadeniz türkülerinin sevimli şişmanı: Kamil Sönmez

Yayın Tarihi : 03 Mart 2016
3592
Öğretmen okulundan kovulduktan sonra opera, tiyatro derken türküde karar kılan Kamil Sönmez, dağınıklığını da, kilolarını da seviyor.

 

Gür kaşlı, sert mizaçlı öğretmen aldı karşısına şişman, kırmızı yanaklı öğrencisini. Başladı veryansın etmeye:

- "Bu okula öğretmen olmaya geldin. Oysa öğretmenlik senden o kadar uzak ki... Sen beynini ileride öğrencilerine aşılayacağın fikirlerle dolduracağın yerde, kalkıyorsun, davullu, zurnalı işlerle dolduruyorsun. Senden öğretmen olmaz, olsa olsa davulcu olur. "

Kamil Sönmez, TRT'nin Gemiciler türküsü için Gölbaşı'nda yaptığı klip çekiminde...Aradan yıllar geçtiği halde, öğretmeninin söylediği bu sözler, 110 kiloluk türkücü Kamil Sönmez'in kulaklarında hala çınlıyor, öğretmeninin dediği gibi, bir öğretmen olamadı ama, davulcu da olmadı. Ve Karadeniz'in göbeğinden gelip, TV ekranlarında 110 kiloluk o koca vücuduyla, Türk halk müziği sanatçısı olarak bir bomba gibi patladı ve tüm TV izleyicisinin beğenisini, ilgisini kazandı.

Şimdi sizleri televizyonumuzun Türk halk müziğine kazandırdığı bu yeni isimle, Kamil Sönmez'le tanıştırmak istiyoruz. 1947 yılında Ordu'nun Perşembe ilçesinde doğmuştur Kamil Sönmez. Öğrencilik yıllarında, başlıca iki tutkusu vardı. Ya öğretmen ya da müzisyen olacaktı. Bu amaçla öğretmen okuluna girdi. Fakat aklı fikri müzikteydi. Öğretmenleri, onu bu tutkusundan koparabilmek için çok uğraştı ama nafile... Günlerden bir gün, müdürün canına tak dedi. Aldı sınıfın koca bebeği Kamil'i karşısına, yazımızın başında sözünü ettiğimiz gibi, verdi veriştirdi. Sonra da "pasaportunu" eline verdi.

Kamil Sönmez öğretmen okulundan kovulmuştu. Ama zerre kadar üzülmüyordu, öğretmenliğin kendisine göre bir iş olmadığını o da anlamıştı çünkü. Vakit geçirmeden Devlet Konservatuarı'nın opera bölümü imtihanlarına girdi ve kazandı. Gür bir sesi vardı. Çok geçmeden bölüm değiştirdi. Okulun tiyatro bölümüne girdi. Bu sırada piyano öğretmeninin kızı Ayşe ile tanıştı ve evlendi.

Kızı Selin'in doğumundan sonra da kendini iyice tiyatroya verdi. Tam 8 yıl çeşitli tiyatrolarda çalıştı. "Batak", "Asiye Nasıl Kurtulur?", "Spor-Toto Kazım" gibi pek çok oyunda eşiyle birlikte rol aldı. Sanat dünyasına adımını ilk attığı günlerde dostları bir ad takmışlardı ona... "Tipik bir Karadeniz uşağı olduğu için, Kamil Sönmez'in dostlar arasındaki lakabı "Hamsi"ydi.

Kamil Sönmez, okulda tanışarak evlendiği tiyatro oyuncusu Ayşe Sönmez ile...1974 yılında türkü söylemeye başlayan sanatçı, özellikle Karadeniz türkülerinde çok başarılıdır. Derken TV programları art arda gelir ve Kamil Sönmez, TV ekranından tam 8 kez Karadeniz türküleri söyler. TV seyircileri de kendilerine çok yakın buldukları bu türkücüyü severler ve başlarlar TV yapımcılarına mektuplar yağdırmaya. Hemen hepsi mektuplarında Kamil Sönmez'i ekranda daha çok görmek istediklerini vurgularlar. 

"Şişmanoğlu" ve "Gemiciler", Kamil Sönmez'in lanse ettiği türkülerdir. "Gemiciler" için şöyle diyor sanatçı:

- "Denizi ve deniz işçilerini severim. Çünkü ben de deniz işçiliği yaptım. Gemiciler türküsü deniz işçilerinin bir lokma ekmek için, umutlu, umutsuz giriştikleri savaşı anlatır. Kısacası deniz işçisinin dramıdır "Gemiciler" adlı türküm. Bu türküyü her zaman yaşayarak soylerim.

Kamil Sönmez dağınık bir yaşantının adamıdır. "Ne yapayım" diyor ve ilave ediyor:

- "Ben öyle tertipli düzenli bir hayatı sevmem. Tek düzenli olduğum yer, çok sevdiğim eşim ve çocuğumun yanıdır. Çıkar çocuklarla top oynarım. Traşsız gezerim, güzel giyim için çaba harcamam. Kısacası dağınık ve rahatım. Özel eşyalarım, resimlerim bile yerli yerinde değildir. Ne yapayım böylesini seviyorum ve eğer bugün başarı merdivenlerinde isem bunu dağınıklığıma ve rahatlığıma borçluyum. Kilomdan da hiç şikayetim yok"

(Röportaj: Sami Günay - TV'de 7 Gün Dergisi - 19 Haziran 1978)