Karakter oyuncularının değişmeyen kaderi

Yayın Tarihi : 09 Mart 2017
2395
Adeta bir karakter oyuncu değirmeni olan Yeşilçam'da Faik Coşkun, Hakkı Haktan, Muazzez Arçay, Memduh Alpar ve onlar gibi sinemaya ömürlerini vermiş birçok isim zor durumda...

 

Adam, nesli tükenmeye yüz tutmuş bir tipin, hayatta kalan son temsilcilerinden biriydi, tam bir İstanbul beyefendisiydi. Beyaz hastane odasına pek uyan bembeyaz bıyığı, kartopu saçları vardı. Kısık bir sesle, utancın perdelediği soluk bir yüzle anlatıyordu:

Faik Coşkun- "Evet efendim. Babam Salim Bey, annem Mari'dir. Ama validemi Direklerarası'nda herkes 'Salim'in Mari'si' diye tanırdı efendim. Bendeniz 1915 yılında Kastamonu'da dünyaya gelmişim, babamlar turnedeyken. Sahneye 9 yaşında çıktım efendim. Trabzon'da babamlar, 'Hamdi Paşa'nın Katli' adlı oyunu oynuyorlardı, işte o oyunda Hamdi Paşa'nın çocuğu rolünde oynadım. Sonra sinemaya da başladım efendim. Kaç filmde oynadığımı derhatır edemiyorum, ama herhalde 500'ü mütecavizdir"

«500'ü mütecaviz» filmde oynayan Faik Coşkun'un ayağı kırılmıştı. Eşi-dostu mahalleden «fakir ilmühaberi» alıp Faik Baba'yı devlet hastanesine yatırmıştı.

İki ay hastanede kaldı Faik Baba, sonra iki ay bastonla sokaklarda gezindi durdu. Bu dört ay boyunca kimse elinden tutmadı. Kimse «Aç mısın, açık mısın, bir şeye ihtiyacın var mı?» diye sormadı. Faik Baba da kimseye şikayet etmedi, dert yanmadı. Eski «mevlevi dervişlerinin» tevekkülüne, sanatçı ruhunun cömertliğini katık etti, halini hatırını soranlara, «İyiyim» demekle yetindi, «Buna da şükür» dedi.

Günlerini film setiyle, Özsüt muhallebicisi arasında geçiren Faik Baba hala, «Allah'a şükür» diyor. Ama 10 günde 10 bin lira kazananlar, 50 bin lira kazananlar «Şükür» diyorlar mı acaba?

YA MUAZZEZ ARÇAY?

Muazzez ArçayBir canlı tarih gibi duruyordu otel odasına sığınmış kadın. Uzun süre tiyatroda kalmış, sinemanın aşağılandığı, hor görüldüğü, prodüktörlerin kadın oyuncu bulabilmek için ne yapacaklarını bilemedikleri bir devirde sinemaya girmiş, yıllar boyu Yeşilçam için emek vermişti. Kader, onu da sonunda kırık ayakla, elinden düşmeyen bir koltuk değneğiyle bir otel odasının dört duvarında teselli aramaya mecbur etti. Kısık bir sesle konuşuyordu:

- «Allah Ümit Utku'dan razı olsun» diyordu. «Bu otelin parasını o veriyor. Ya o da olmasa... Herhalde sokakta kalırdım.»

En azından 300 filmde rol almış bir sanatçıya, bu 300 film, başını sokacağı bir tek oda dahi vermemişti. Film kutularında ebedileşen bu sanatçının 3 milyonluk şehirde tek bir dayanağı vardı. Bir prodüktör: Ümit Utku... Otel ücretini vermese sokaktaydı. Bugün iyileşti artık Muazzez Arçay. 57 yaşında ve hala filmlerde oynuyor. Ama o acı günleri unutamıyor, nasıl unutsun?

MEMDUH ALPAR

Memduh AlparTürk sinemasının unutulmaz «Baron Memduh»unun sonu da arkadaşlarından farklı değil. O da hiç oynamadıysa 400 filmde rol aldı. Sonra kısmi felç denen illet gelip yapıştı «Baron»un yakasına. Filmlerde parlak yeleği, muntazam papyonu ve monoklü ile «milyoner» rollerine çıkan «Baron», bir süre bu haline rağmen çalışmaya devam etti. Sonra sağa başvurdu, sola başvurdu ve Darülaceze'ye yatırıldı.

ŞİMDİ DE HAKKI HAKTAN

Ya Hakkı Haktan? Bu koyu sarı saçlı, seyrek bıyıklı, hafif kambur karakter oyuncusunun kaderi de diğerlerinden farklı değil. O da son 3 yıl boyunca ciğerini için için kemiren «ince hastalığa» rağmen, setten sete koştu; 50 lira, 10 lira, çok çok 200 lira yevmiyeyle filmlerde oynamaya devam etti. Yakınları ona «Hastasın Hakkı, çalışma artık, dinlen» diyordu. 

Nasıl çalışmasın, nasıl dinlensin, nasıl kendini kapıp koyvermesin Hakkı Baba?... Geçindireceği bir ev vardı başında... Sonunda bir gün vücudu bu çalışmaya isyan etti, «Dur» dedi ve Hakkı Baba apar topar Heybeliada sanatoryomuna yatırıldı.

Yeri gelince ağzımızı yaya yaya, «Yerli film sanayinde en azından 5 bin aile ekmek yiyor» deriz. Hani nerede? İşte canlı örneği önümüzde. Bir Ümit Utku gitti Heybeliada sanatoryomuna. Sendikası adına, şahsı adına, yılların Hakkı Baba'sına yardım elini uzattı, onunla ilgilendi. Peki geri kalan 4 bin 999 kişi ne yaptı? Hiç. kocaman bir hiç...

BU LİSTE UZAR GİDER

Sami HazinsesMuazzez Arçay, Memduh Alpar, Faik Coşkun, Hakkı Haktan... Böyle kalmaz bu liste, uzar gider. Çok az ücretle çalışan, haftada iki gün çalışıp, kazandığını yedi güne bölen karakter oyuncularının değişmez, ortak kaderidir bu. Aldığı nedir ki bir kenara para koysun, yaşlılığında eli, ayağı tutmadığı zamanlarda kimseye muhtaç olmadan son günlerini geçirsin?

Alın Sami Hazinses'i... Sami, bir zamanların en aranan komedi oyuncularından biriydi. Aldığı pek ahım şahım bir para değildi, ama onun rahatça geçinmesini temin ediyordu. Komedi filmleri furyası durulunca Sami'nin de durumu bozuldu. Bugün yine oynuyor, ama hep eski parlak günlerin hayaliyle...

Sırtını Türker-Berker İnanoğlu kardeşlere dayayan ve sadece onların filmlerinde oynayabilen Necdet Tosun da öyle. Bir zamanların ünlü Mualla Sürer'ine, gitgide daha az rastlanır oldu filmlerde. Bir zamanlar Ahmet Tarık Tekçe'den sonra en ünlü adam olan Mehmet Ali Akpınar da öyle, Mümtaz Alpaslan da, Hasan Ceylan da, Talia Saltı da gitgide daha az sayıda filmde oynuyor.

Hüseyin BaradanListe daha da genişletilebilir. Hüseyin Baradan, sinemanın açığını şovmenlikle kapamaya çalışıyor. Hulusi Kentmen'le bunca yılın Atıf Kaptan'ı turneye çıkıp Yeşilçam'ın bonosunun yanına, sahnenin nakdini ekliyor.

Bu, bütün karakter oyuncularının ortak kaderidir. Yıldız sisteminin hakim olduğu Yeşilçam'da konular daima başroldeki ikilinin etrafında döner. «Karakter oyuncuları» dediğimiz «çilekeşler ordusu» da bu filmlerin tuzu-biberidir. Onlarsız film olmaz. Bu satırların yazıldığı anda yeni bir kongreden çıkan Prodüktörler Cemiyeti, bu sınıfa giren oyuncular hakkında muhakkak bir karar almalıdır. Unutulmamalıdır ki bir sinema yıldızının içine düştüğü güç durum, her şeyden önce bir meslek dalı olarak sinemayı yaralar. Ve artık yerli sinemanın da yaralanmaya tahammülü kalmamıştır...

(Not: Manşet fotoğrafında Erol Taş ve Ümit Utku, hasta olan Hakkı Haktan'ı (ortada) Heybeliada sanatoryumunda ziyaret ettikleri gün görülüyor...)

(Yazı: Erman Şener / Ses Dergisi - 27 Aralık 1969)