Beyazperdenin benzersiz kadını: Mualla Sürer

Yayın Tarihi : 17 Kasım 2016
3738
Türk sinemasının 'kötü kadın'ları içinde en meşhuru olan Mualla Sürer, Anadolu'ya gittiği zaman kraliçeler gibi karşılanıyor...

Yerli filmlerimizde, etrafa kötülük saçan, şeytan ruhlu, fenalık yapmaktan başka işi olmayan tipler var. Bunların çoğu genç veya orta yaşta tipler... İçlerinde güzelleri, çirkinleri var. Fakat "kötülük yapan kadınlar"ın en meşhuru bugün Mualla Sürer...

Filmlerde sert ve kötü kadın karakterlerini canlandıran Mualla Sürer, gerçek yaşamında çok güler yüzlü...Daha önceleri Halide Pişkin, dedikoducu, yedi mahalleyi birbirine katan, çaçaron ve cadaloz kadın tipinin tek temsilcisiydi. Halide Pişkin, tiyatro sahnelerinde kazandığı büyük tecrübesiyle filmlerdeki başarısını sağlamıştı. Kendisi için "Pişkin Teyze" adıyla senelerce skeçler yazılmış; sahne ve perde sempatisinin büyüklüğü, milyonlarca seyirciyi çekmişti.

Bugün Türk filmlerinde Halide Pişkin'den boşalan yeri Mualla Sürer doldurdu. Ona yerli sinemada verilen roller hemen hep birbirine benziyor: Durmadan kötülük yapan bir kadın... Kıskanıyor, dedikodu yapıyor, yalan söylüyor, temiz insanlara durup dururken düşman olan bir iblis!..

Gerçek hayatında Mualla Sürer hiç de öyle biri değil: Torun sahibi, hayatını kendi emeği ile kazanan ciddi bir ev kadını... 14 Ağustos 1902'de Nevşehir'de doğmuş. Üçü kız, üçü erkek altı kardeşin en küçüğü... İlk ve ortaokulu Beşiktaş'ta okumuş. 15 yaşında, Hamit Paşazade Atıf Bey'le evlenmiş. Ahmet Atıf "Tayyareci Atıf" adıyla meşhur... Türkiyenin ilk pilotlarından...

16 yıl evlilikten sonra kocası ölmüş. Ama, havada, uçak kazasında filan değil, kalp sektesinden... Mualla Sürer, İnci adındaki kızıyla dünyada yapayalnız kalmış. İkinci defa 1943'te evlenip iki yıl sonra ayrılmış. Bugün Filiz ve Füsun adında (8 ve 3 yaşlarında) iki torunu var. Damadı da yerli film prodüktörü Yüksel Tanık...

Büyükbayram Sokağı Feridun Paşa Apartmanı'nda Mualla Sürer ile konuşuyoruz. Sormaya lüzum kalmadan anlatıyor:

Artist olmadan önce terzilik yapan Mualla Sürer, o günlerden hatıra kalan makinesini ara sıra kendi dikişleri için kullanıyor.- "Ayol benim tiyatro hayatım da var" diyor. 1924'ten 1926'ya kadar Darülbedayi'de (Şehir Tiyatrosu) iki yıl çalıştım. Kocam, Yıldız'da makine uzmanlığı yapar, aynı zamanda tiyatroda oynardı. Darülbedayi'nin ilk kuruluşunda bulunmuştu. 1926'da o da benimle birlikte tiyatroyu bıraktı. İlk oynadığım piyes, "Bir Donanma Gecesi" adlı oyundu. Sonra "Hisse-i Şayia" ve "Nur Baba"yı temsil ettik. Şimdiki Taksim Gazinosu'nun bulunduğu yerde "Eldorado" adında ahşap binada çalışırdık. Kocam öldükten sonra 20 yıldan fazla terzilik yaptım. 1946'dna Talat Artemel beni gördü. 'Senin gibi birini arıyordum. Oynar mısın?' dedi. Terziliği bıraktım. "Unutulmayan Acı" adlı filmle bu işe başladım. 16 senede 100'den fazla filmde oynadım. Bazı filmlerimde iyi kadın rolüne de çıktım. Bu yıl "Şoförün Aşkı", "Lekeli Kadın", "Ekmek Parası", "Gümüş Gerdanlık", "Cafer Çocuk Hırsızı", "Rüzgar Kırdı Dalımı", "Yolcu", "Damat Bey" ve "Şaka Yapma" filmlerinde oynadım."

Rumca, Ermenice ve Fransızca'yı iyi konuşan Mualla Sürer, "Hiç aşık oldunuz mu?" sorusuna gülerek şöyle cevap veriyor:

- "Farkında olmadım ki anlatayım..." Arkasından ilâve ediyor:

- "Ben, Türk sinemasında Ahmet Tarık Tekçe'nin dişisiyim!.."

- "Yani onun gibi, kötü roller yaptığın halde seviliyorsun?"

- "Tabii. Anadolu'ya gittiğim zaman kraliçeler gibi karşılanıyorum. İstanbul halkı bunu bilmez. Son prömiyere, Edirne'ye gitmiştim. Daha otobüsten inmeden 'Aa, koşun, Mualla Sürer gelmiş!' diye bağırmalar duydum. Gece yazlık bahçede 2000 kişi vardı. Yanımda başka artistler de bulunuyordu. Bana yapılan gösteriyi, gözlerim yaşararak seyrettim. Hele sahneye çıkıp birkaç kelime konuşunca, film çevirirken çektiğim bütün sıkıntıları unuttum. Bu büyük, sonsuz sevgi, aldığımız paradan on misli daha kıymetli benim için..."

(Ses Dergisi - 8 Eylül 1962)