Nihat Ziyalan: Tek rakibim Yılmaz Güney

Yayın Tarihi : 04 Kasım 2012
19730
Ankara Sanat Tiyatrosu'nda oynarken Yılmaz Güney'in teşvikiyle İstanbul'a gelen Nihat Ziyalan aynı zamanda şair. Yakında ikinci şiir kitabı basılacak...


Geçen aralık ayında bir gece, sekiz, on kişilik bir grup, bir gece kulübünde oturuyorduk. Masada üç de prodüktör vardı. Yılmaz Güney elindeki viski bardağını kaldırdı, «Nihat Ziyalan'ın şerefine içiyorum» dedi: «Onun şerefine içiyorum, çünkü beni sinemada yıkabilecek tek adamdır Nihat...»

Yılmaz Güney'in çocukluk arkadaşı olan Nihat Ziyalan ilk kez 'At Hırsızı' filminde oynadı.O günden bugüne aşağı, yukarı on ay geçti. Şimdi Nihat Ziyalan da şöyle konuşuyor: «Yerli sinemada tek rakibim Yılmaz Güney'dir!»

Son aylarda Yeşilçam'da sık sık adı duyulan, yerli fotoromanlarda her gün resimlerine rastlanan Nihat Ziyalan ile Sarıyer'de deniz kenarında ufak bir balıkçı kahvesinde konuşuyoruz. Etrafımızda martılar çığlıklar atarak uçuyor.

- «1938 yılında Adana'da doğdum» diye anlatıyor, «İlkokulu, ortaokulu, liseyi Adana'da bitirdim. Çocukluğum Yılmaz Güney ile birlikte geçti. Aynı mahallede oturuyorduk. Bağlarda, bahçelerde, tarlalarda beraber kuş avladık, elma, erik, üzüm çaldık! Sonra lise yıllarında beraber heyecanlandık, ileriye ait tasarılar kurduk.»

- «Perde ve sahne adamı oluşumda ilkokul öğretmenimin büyük rolü vardır. Üçüncü sınıfta okurken rahmetli öğretmenim bir gün, 'Nihat sen büyüyünce tiyatro artisti ol. Kabiliyetin var' demişti, ilk olarak o yıl sonunda sahneye çıktım. Perde açılınca piyesin sözlerini heyecandan unutmayayım mı? Yandaki delikten öğretmenim hatırlatmasa, belki de sahneden atlayıp kaçacaktım. Gerçi sonra açıldım, çok alkışlandım, ama kaç para eder... Olan olmuştu bir kere...»

Önümüzden kocaman kocaman gemiler geçiyor Karadeniz'e doğru... Akdeniz'e doğru... Boğaz'ın eşi yok dünyada, insan mavi sulara baktıkça dünyayı daha başka görüyor. Orhan Veli bile en güzel şiirlerinden birini Rumelihisarı'nda yazmamış mı?... «... Urumel-ihisarı'na oturmuşum - Oturmuş da, bir türkü tutturmuşum...»

- «Adana Şehir Tiyatrosu'nda altı yıl çalıştım. Sonra Ankara Sanat Tiyatrosu. Orada da iki yıl... Bugüne kadar tam 42 piyeste rol aldım. Kimi ufak, kimi büyük roller. En çok Orhan Kemal'in 72. Koğuş'undaki rolümü severim.»

- «Bir gece Yılmaz Güney telefon etti, 'İlle İstanbul'a gel,' dedi. İşte böylece adımımızı attık Yeşilçam'a. Geliş o geliş, 'At Hırsızı' ile başlayan sinema serüvenimiz bugün hala devam ediyor. Son olarak 'Binbaşı Türk'te oynadım. On güne kadar da Selda Alkor'la birlikte 'Gül Ayşem'e başlayacağım.»

Nihat Ziyalan'ın Adana ve Ankara'da uzun bir tiyatroculuk geçmişi var.- «Yılmaz Güney, son yılların en iyi oyuncularından biri. Üstelik sizi de sinemaya getiren adam,» dedik. «Onu tek rakibiniz olarak görmek biraz iddialı ve kırıcı olmuyor mu? Nasıl izah edebilirsiniz bunu?»

Gülerek, «Katiyen,» dedi. «Sözlerim yanlış anlaşılmasın. Yılmaz Güney sinemada geçilmesi zor bir geçittir. Devamlı olarak onu geçmeye çalışmak beni güçlü yapar. Kendimi ona rakip görünce, daha fazla kuvvet kazandığımı hissediyorum. Sinemaya şöhret için gelmedim. İşimi çok ciddiye alıyorum. Bu, ileride yapacağım filimlerde açıkça görülecek. Fakat şu da bir gerçek ki, bugün Türk sinemasının çok sayıda kaliteli film yapmasına imkan yok. Halk, kötü filmlere alıştırılmış bir kere. Türk seyircisinin hoşlandığı, içinde gözyaşı, aşk, seks, kavga-dövüş bulunan konular başta geliyor. Ama bu, ilelebet böyle devam etmez. Ben, Türk sinemasının sanat değeri ön plana alınan eserlere kavuşacağına inananlardan biriyim.»

- «Sizin şairliğiniz de var galiba?» dediğimiz zaman tekrar güldü. Bu kadar benzerlik hayret doğrusu. Tıpkı Yılmaz Güney gibi gülüyor. Yürüyüşü, davranışları, konuşması da tıpkı o. Ama bu benzeyiş muhakkak ki taklit değil. Tuhaf bir tesadüf.

- «Evet, 'Asık Yüzlünün Biri' isimli şiir kitabım var. İkincisi de yakında basılacak, ismi henüz belli değil..»

Nihat Ziyalan aynı zamanda bir şair...Nihat Ziyalan'ın evlilik konusundaki fikirleri de (herhalde şairliğinden olacak) bir hayli ilginç... «Evli misiniz?» diye sorunca, «Aşığım» diye cevap veriyor.

- «Sırılsıklam aşığım. Aşık olmanın yanında evli olmanın ne önemi vardır!»

John Steinbeck, Tolstoy gibi iki dev yazarın hayranı olan Nihat Ziyalan, Türk sineması hakkındaki görüşlerini şöyle özetliyor: «Yerli sinemada iyi niyetli insanlar ve iyiye doğru gidiş var, ama kaplumbağa yürüyüşüne benziyor bu. Hızlanma şart. Aşırma konular, ödenmeyen bonolar, filmin maliyetinin yarısını alıp götüren star sistemi Yeşilçam'ın üzerinde Demokles'in kılıcı gibi sallanan, öncelikle çözülmesi gereken başlıca konular...»

(Ses Dergisi - 28 Eylül 1968)