Sadettin Erbil, balık ve pul hastası!

Yayın Tarihi : 06 Eylül 2012
11787
Bu mevsimin en başarılı sinema artistlerinden biri olan Sadettin Erbil, boş zamanlarının çoğunu akvuryumdaki balıkları ve pul kolleksiyonuyla geçiriyor.

 

Sadettin Erbil'in dört tane akvaryumu var. Bu akvaryumlardan ikisi büyük, ikisi küçük. Dördü de ufacık lambalarla donatılmış. En büyük akvaryumunu çok seviyor. Önüne bir de bahçe yapmış. Toprağıyla, otlarıyla, ağaçlarıyla küçücük bir bahçe. Akvaryumlarında tropik balıklar çoğunluğu kaplıyor. Çok süslü ve renkli olan, ama ağır hareket eden, 5-10 santim uzunluğundaki Japon balıkları ilk anda ilgiyi çekiyor. Onların yanında öpüşen balıklar, piranhalar ve daha birçokları var.

Sadettin Erbil balıklarla ilgili bir hikayesini şöyle anlatıyor:

- "Her gece bir bardak süt içerim. Bundan bir yıl kadar önce de bir gece saat ikiye gelirken canım bir bardak daha süt içmek istemişti. Balıklarımı da çok sevdiğim için onları da bir kere göreyim diye en büyük akvaryumun yanına gittim. Bir de ne göreyim? Balıklarımdan birisi bahçenin otları arasında cansız yatıyor. Gözlerimi oğuşturdum. inanamamıştım onun öldüğüne. Hemen alıp suya attım. Yavaş yavaş dibe indi. Sudan çıkardım, ama arkasından gene attım. O hareketsiz akvaryumun dibine inerken ben de mutfağa koştum. Bir tas su alıp geldim. Balığımı akvaryumdan çıkardım. Tasa koydum. Durmaksızın suyunu değiştiriyordum. Hayatımda ilk defa o gece ağladım. Ama balığım ilginç şekilde dirildi. Sanki onu hayata yeniden kavuşturmuştum. Yeniden doğan bu balığım diğerlerinin arasında hala yaşıyor."

Sadettin Erbil, balıkların yanı sıra güvercinlere de ayrı bir sevgi besliyor.1925 yılında İstanbul'da doğan Sadettin Erbil'in denize ve balıklara karşı büyük bir sevgisi var. Zaten yüzme birinciliklerinden de çeşitli armağanlar almış. En sevdiği yemek de kalkan tavası. Sadettin Erbil balıklara karşı olan ilgisinin nasıl başladığı üzerine de şöyle diyor:

- "Çocukluğumda en büyük zevkim Yeniköy'de balık tutmaktı. 10-12 yaşındayken eve gelince ayakkabılarımı bir kenara atıp çıplak ayakla sokağa fırlardım. At kuyruklanndaki kılları koparıp olta yapardım. Konserve kutusu da her zaman yanımda hazır olurdu. Daha sonraları
da kılıca, lüfere çıktım. Boğaz kıyılarında, Marmara'da balık tuta tuta onlara bir yakınlığım başladı. O zamanki idealim para kazanıp bir akvaryum sahibi olmaktı."

İlk olarak 1943 yılında Shakespeare'in "Nasıl Hoşunuza Giderse" adlı oyunuyla sahneye çıkan Sadettin Erbil'in en sevdiği rolü "Aşk Tuzağı"ndaki Sbilts'miş. Bu arada John Steinbeck'in "Fareler ve İnsanlar" adlı eserindeki Lenny rolünü oynamak istiyor. Bugüne kadar 70'e yakın filmde rol aldı. Bir yandan da Bulvar Tiyatrosu'nda oynuyor. Sahneye çıkmadan önce kulise üç kere vurmayı huy edinmiş...

Sadettin Erbil balık sevgisi yanında güvercinlerden de hoşlanıyor. Boş zamanı oldukça üvercinlerin en çok bulunduğu yere gidiyor. Aldığı iki-üç kilo mısırı onlara avuç avuç atıyor.

- "1937-1938 yıllarında Yeniköy'deki 'Allah Verdi' ile 'Sait Halim Paşa' korularında üveyik (yaban güvercini) avlamaya çıkardım. Ama onları güvercinlerden ayırt edemezdim. Bu yüzden bol bol, ama bilmeyerek güvercin öldürdüm. Şimdi onlara yem verirken yanlışlıkla öldürdüğüm güvercinlerin kefaretini ödediğime inanıyorum."

Sadettin Erbil'in en büyük meraklarından birisi de pul toplamak. Nerede değişik bir pul görürse almadan edemiyor. Çok acele bir işi bile olsa birkaç dakika o pulla ilgileniyor, ilk pul toplamaya başlaması yanlışlıkla çok ucuza sattığı bir puldan sonra olmuş. Tesadüfen eline geçirdiği bir pulu pulcuya götürmüş. Adam kendisine 30 lira vermiş. Olay bundan yıllarca önce olduğu için, o 30 lira Sadettin Erbil için çok büyük bir paraymış. Pulun gerçek değeri üzerinde durmamış. Aradan bir zaman geçince, o pulun 1000 lira değerinde olduğunu anlamış. O gün bugündür de pul biriktiriyor.

- "Şimdilik 10 bin liralık pulum var... Ama, ömrüm boyunca 10 bin lirayı bir arada göremedim. Pullara bakarak, bu eksikliğimi gidermeye çalışıyorum!"

(Ses Dergisi - 7 Nisan 1962)