Sahnedeki ilk günleri (4) Özdemir Erdoğan

Yayın Tarihi : 29 Aralık 2013
9945
Özdemir Erdoğan, şöhret olmak için yıllarca sabretmiş azimli bir sanatçıdır. 1969'daki «Duyduk Duymadık Demeyin» adlı şarkısıyla adını Türkiye'nin her tarafına duyurmuştur.

«Sahnedeki İlk Günleri» yazı dizimizin dördüncü konuğu Özdemir Erdoğan yıllar süren şöhret mücadelesini ta çocukluğuna kadar götürüyor. Çocukluk günlerinde müzikle ilgili ilk anılarını şöyle anlatıyor:

- «Müzik kelimesi benim hayatımda 'mücadele' anlamına gelir. Çocukluğumdan başlayıp, şu güne kadar hep mücadele ettim. Bu mücadeleyi daima tek başıma yaptım. Yanımda hiçbir destek görmedim. Çocukluğumdaki müzikle ilgili ilk anım annemdir. Piyanonun başından hiç ayrılmayan ve benim piyanonun yanına gitmemi yasaklayan annem! Ailemizde müzik soyu anne tarafından gelir zaten. Dayım bugün hala gece kulüplerinde piyanisttik yapan eski bir müzisyen, Mihran Baron'dur. Herhalde annem de piyano çalmayı dayımdan öğrenmiş. Fakat ne bana, ne de benden birkaç yaş küçük kızkardeşime derslerimize engel olur düşüncesiyle değil müzik öğretmek, dinletmemiiştir bile!» 

Özdemir Erdoğan annesinin müzik çalışıp, müzik dinletmesini yasakladığı için müziğe hırsla bağlandığını söylüyor ve sözlerine şöyle devam ediyor:

- «Kadıköy'de otururduk. Kadıköy'ü bilirsiniz, bugün piyasadaki müzisyenlerin birçoğu oradan çıkmıştır. Konserler, müzikli toplantılar Kadıköylü gençlerin en büyük eğlencesidir. 14-15 yaşlarındaydım ve böyle bir ortamda yaşıyordum. Müzikle uğraşmam kesin olarak yasaklanmış. Zaten şahsiyetimi kazandığımı belli etmek için hırçınlaşmak, isyan etmek istiyorum. Fırsat tam fırsat iste. Anneme babama isyan etmek, kötü giden okul hayatımın verdiği kırıklığı örtebilmek için müzik kolayca öne sürülebilir. Bu yolla isyan bayrağını açtığım anda şahsiyetimi elde edeceğime eminim. Önce annemin, babamın ihtarlarına aldırmadan müzikli toplantılara gitmeye başlıyorum. Arkadaşlarımın ellerindeki gitarları birkaç dakikalığına alıp, tıngırdatıyorum. Kulağım iyi, ama kendi gitarım olacak ki, çalışıp, öğreneyim. Toplantılar gittikçe sıklaşıyor. Önce cumartesi, pazar derken okuldan kaçışlar başlıyor ve beklediğim oluyor. Babam bir gün beni karşısına alıp uzun bir nutuk atıyor. Ne diyeceği malum: Haylazlık! Serserilik! Ve siz benim babama verdiğim cevaba bir bakın, 'Bana gitar alsaydınız, evden dışarıya çıkmaz, uslu uslu gitar çalışırdım!' Yediğim tokat bendeki hırsı daha da arttırıyor. Artık kararım kesin, ille de bir gitar alacağım.» Özdemir Erdoğan

(Soldaki fotoğraf: Özdemir Erdoğan bu fotoğrafın altına "Asker Gitarcı" diye yazmış. Bu resmin arkasına böyle yazmış. Özdemir Erdoğan askerlik yıllarında bile tüfeğinin yanı sıra gitarını elinden bırakmamış.)

Özdemir Erdoğan sonunda gitarı alıyor. 17 yaşındadır. O da her çocuk gibi haftada belirli bir harçlık almaktadır. İki ay para artırabilmek için okula yürüyerek gidiyor. İki ay öğle yemeği yemiyor. Sonunda dayısından aldığı bayram harçlığını da koyup, elden düşme bir gitar alıyor kendine. Gitar eve geldiği gün pek tabii, evde kızılca kıyamet kopuyor. Ama bir süre sonra herkes Özdemir'in odasından gelen gitar sesine yavaş yavaş alışıyor.

- «Sabahın erken saatlerinde sırf gitar çalmak için saati kurup kalkardım. Bazen okul vaktine kadar gitar çalmaya doyamaz, yüklenir okula götürürdüm. Gitarı sıranın içine yerleştirir, teneffüslerde çalışmalarıma aralıksız devam ederdim. 1958'de artık iyice gitar çalabiliyordum. Bunu anlar anlamaz da ilk orkestramı kurdum. Bir ay provadan sonra Çamlıca Kız Lisesi'nde konser vermeye karar verdik. Ama solist yok orkestrada! Çaresiz birkaç şarkı ezberleyip, çıktım sahneye. Söyledim ve alkışlandım. Sahneden indiğim zaman kızlar etrafımı sarmış beni tebrik ediyorlardı. Sesimin güzelliğini işte böyle bir tesadüf sonunda öğrendim! O günden bu güne kadar da hiç susmadan söylemeye devam ettim.»

Özdemir Erdoğan, 1959'da Bostancı'da düzenlenen bir amatör ses yarışmasına katılır. Jüride kimler kimler yoktur! İlham Gençer, Zekai Apaydın, Ayten Alpman, İsmet Sıral... Özdemir, yarışmada mikrofona at gibi binerek, kendini yerlere atarak «Rock Around The Clock» adlı şarkıyı söyler ve birinci olur. Zekai Apaydın, Özdemir'i çok beğenir ve orkestrasına solist almak ister. Fakat o yaz sonunda askere çağrılır Özdemir.

Askerlik yıllarında Özdemir müzikten yine kopmaz. Asker arkadaşı Eray Turgay'la caz üzerine etüt yapar. Gitar çalışmalarına büyük bir hızla devam eder. İki yıl sonra askerden döndüğü zaman artık cazı iyice öğrenmiştir. Gitarını alıp, doğru Taksim Belediye Gazinosu'nun yolunu tutar. Zekai Apaydın'a kendisini tanıtır. Zekai Apaydın önce onu atlatmak isterse de Özdemir gitarını çıkarıp da bir şarkı söyleyince iş değişir' Hemen o gün orkestraya solist-gitarist olarak girer. Özdemir Erdoğan

(Soldaki fotoğraf: Özdemir Erdoğan kendi adına kurduğu ilk orkestrasıyla... (soldan sağa) Ahit Oben, Cahit Oben, Özdemir Erdoğan ve Cankut Özgül'den meydana gelen orkestra 1964'te kurulmuş, ertesi yıl dağılmıştır.)

- «Gitarı kendi kendime öğrenmiştim. Artık istediğim gibi çalışabiliyordum. Kendime sonsuz bir güvenim vardı. Zaten başıma ne geldiyse bu güven yüzünden geldi ya. O yaz (1963) Açıkhava Tiyatrosu'nda bir konsere çıktım. Daha doğrusu kendimi zorla konser kadrosuna koydurdum. Ama keşke çıkmaz olaydım. Allahım o ne müthiş kalabalıktı! Vücudum benim değildi sanki. Bacaklarıma, ellerime kumanda edemiyordum artık. Orkestra çaldı, ben söyledim. Ama hangi tondan o belli değil! Tabii, bu arada şarkılardan birinin arasında yanlış tondan girdiğim için kargalar gibi acaip bir ses çıkmaya başladı gırtlağımdan. O gece hayatımda ilk ve son defa olarak beş bin kişi tarafından yuhalandım!»
1963'te Özdemir Erdoğan, Kadri Ünalan Orkestrası'na girer. Bir yıl çalışır. Artık adı müzik çevrelerinde duyulmaktadır. 1964'te kendi adına ilk orkestrasını kurar. Orkestranın kadrosu şöyledir: Cahit Oben, Ahit Oben, Cankut Özgül ve Özdemir Erdoğan. Bir yıl sonra arkestra dağılır. Özdemir bu kez İsmet Sıral Orkestrası'nın solisti olur. Orkestrayla birlikte İsveç'e gider ve bir yıl İsveç'te çalışır.

1966'da yine İstanbul'a döner. O yıl büyük bir olay olur Özdemir'in hayatında. Ayşe adlı bir genç kıza aşık olur. Aşkına karşılık bulur. Ve bu karşılıklı aşk nikah defterinde tescil ettirilir. Bir yıl sonra bu mutlu evlilik iik meyvesini verir. İlk çocukları Yonca, 1967 kışında dünyaya gelir. Özdemir Erdoğan

(Soldaki fotoğraf: Özdemir Erdoğan, lise yıllarındaki ilk amatör grubuyla...)

Özdemir Erdoğan'ın şöhret basamaklarından tırmanıp zirveye çıkışı 1968 sonuna rastlar. Özdemir, İsmet Sıral Orkestrası'ndan ayrılarak ikinci defa kendi adına bir orkestra kurar. Orkestrasıyla okul konserleri, semt konserleri düzenler. Şöhreti artık İstanbul içinde iyice yaygınlaşmış, gece kulübü dinleyicisi dışında da Özdemir'i tanıyan bir kitle belirmiştir.

Derken Özdemir Erdoğan plak konusuna eğilir. «Kimbilir», «Çocukluk Günleri» gibi plaklarla adından söz ettirmeye başlar. Aynı yılın sonunda nihayet o büyük bombasını patlatır: «Duyduk Duymadık Demeyin»

Plak haftalarca bir numarada kalır. Yılın en çok satılan plağı seçilir. Özdemir Erdoğan artık yıllardır özlemini çektiği şöhrete kavuşmuştur. Önünde şöhret dolu yıllar ve geniş bir iş alanı açılmıştır.

(Röportaj: Mine Baykara - Ses Dergisi - 4 Mart 1972)