Sahnedeki ilk günleri (7) Ajda Pekkan

Yayın Tarihi : 08 Mart 2014
17732
Birçok kişi, Ajda Pekkan'ın sahneye sinemadan geçtiğini sanır. Oysaki Ajda, SES Sinema Artisti Yarışması'nı kazandığı zaman, İstanbul sahnelerinin genç seslerinden biriydi.

Çok kimse, Ajda Pekkan'ın sahneye sinemadan geçtiğini sanır... Yanlıştır bu... Ajda, 1963 SES Sinema Artisti Yarışması'nı kazandığı zaman şarkıcıydı... Bugünkü kadar büyük bir ünü yoktu, İstanbul sahnelerinin genç seslerindendi. Sinema artistliği Ajda'nın ününü yurda yaydı, bugünün Ajda'sının doğmasına sebep oldu.

Peki, Ajda Pekkan müziğe ne zaman başladı, ilk defa ne zaman, nerede sahneye çıktı? Bu sorunun cevabını kesin olarak vermek imkansız. Çünkü Ajda da bilmiyor... «Çok eski bir zamanda» diyor. «Ya bir düğünde, ya da bir ilkokul temsilinde...»

Ajda PekkanSonra, Etiler'deki o saray yavrusu evinde, geniş bir koltuğa gömülüyor ve «ilk günleri», «sahnedeki ilk adımları» anlatmaya başlıyor:

(Sağdaki fotoğraf: Çocukluğunda mahallesinin dans ve ses kraliçesi olan Ajda Pekkan (soldan dördüncü), bir okul temsilinde...)

- «Kendimi bildim bileli dans ederim, şarkı söylerim ben... Küçükken ele avuca sığmaz bir çocukmuşum. Müziğe, dansa karşı korkunç bir istidatım varmış. Bir şarkıyı duymaya göreyim... Hemen onu yarım yamalak söyler, şarkımı dans ederek renklendirmeye çalışırmışım. İşte bu yüzden de mahallede, komşu teyzeler, ağabeyler, amcalar bana 'Sen bizim mahallenin ses ve dans kraliçesisin' derlermiş... Hayal meyal hatırlıyorum o günleri... Sırtımda, o günlerin modası, kabarık tafta elbise, başımda kurdele, düğünlerde, toplantılarda etrafa neşe saçışım şimdi bir tül perdenin arkasında kalmış gibi...»

Küçük Ajda büyür, okul çağına gelir... İlkokul, ortaokul ve Çamlıca Kız Lisesi... Ses kraliçeliğini, dans kraliçeliğini yine kimselere kaptırmaz. Ve her geçen gün şarkıcı olmak hayali biraz daha fazla rüyalarına girer... Mina taptığı sestir... Hep onun gibi olmak, onun gibi milyonları büyülemek ister... Günlerden bir gün yabancı sözlü şarkı ezberlemeye karar verir ve tabii tutar Mina'nın bir şarkısını ezberler: «Il Cielo Il Uno Stanza» Bu, onun repertuarına (!) aldığı ilk yabancı sözlü şarkıdır.

Ajda Pekkan müzikle haşir neşir olduğu günleri anlatmaya devam ediyor:

- «Lise sıralarında artık gözümde ne okul vardı, ne yüksek öğrenim. Bir tek şey düşünüyordum: Şarkıcı olmak... Bunun için bol bol plak dinliyor, radyodaki hafif batı müziği saatlerinin hiçbirini kaçırmıyordum. Ve durmadan söylüyordum... Eş-dost düğünlerinde, okul temsillerinde, çamaşır, bulaşık yıkarken, evi süpürürken, hatta tuvalette...»

- «Bir gün babamı kandırdım, beni Moda'daki Lozan Kulüp'e götürmesi için ikna ettim... O, bir masada içkisini yudumlarken, ben de kulübün patronundan, bir şarkı söylemek için izin istedim. Kabul etti. 'Haydi kızım,' deyip, sahnenin boşaldığı bir anda mikrofonu elime tutuşturdu.»

İşte Ajda Pekkan'ın profesyonel bir sahneyle tanışması böyle olur. Yıl 1962'dir.

- «Sesimi herkes pek beğenmişti. Artık babamla sık sık kulübe gidiyor, sahneye çıkıyordum. Bir süre sonra patron bana çok cazip bir teklifte bulundu. «75 lira haftalıkla, haftada iki gece sahneye çıkar mısın?' dedi. Sorulur mu?...» Ajda PekkanArtık Ajda Pekkan profesyonel bir şarkıcıdır. Lozan Kulüp'te haftada 75 liraya çalışmakta, Hilton'daki çaylarda, Şerif Yüzbaşıoğlu programını bitirdikten sonra bedava olarak şarkı söylemektedir. Sonra Fenerbahçe Yelken Kulübü'nde Atilla Berkan Orkestrası'yla çalışması, o devrin en ünlü gece kulübü Çatı'da İlham Gençer'le sahneye çıkması, SES Sinema Artisti Yarışması'na fotoğraf yollaması ve birinci olması... Yıl 1963'tür...

(Soldaki fotoğraf: Bir kır gezisinde çekilen bu fotoğrafta 7 yaşındaki Ajda pekkan önde sol başta görülüyor. Yanında ise kardeşi Semiramis Pekkan var...)

- «Yeşilçam'da tam 3 yıl kaldım. Bu süre içinde 30'a yakın film çevirdim, çoğunda da başrol oynadım... Ama ne yalan söyleyeyim sinema beni tatmin etmiyordu. Benim gönlümde yatan aslan şarkıcılıktı. Kamera karşısındaki o zoraki ağlamalar, kahkaha atmalar pek komiğime gidiyordu. Sonunda kararımı verdim. Sinemadan kazanacağımı kazanmıştım. Adımı Türkiye'ye duyurmuştum. Tekrar şarkıcılığa dönecektim...»

Ve şarkıcılığa döner Ajda Pekkan... 3 yıllık bir aradan sonra ilk defa Adana'da sahneye çıkar ve yuhalanır. Ama yılmaz... Maksim'le anlaşır, büyük başarı sağlar. Bu başarı üzerine Regal plak şirketi ona, günün popüler şarkısı «Strangers in the Night»ın Fecri Ebcioğlu tarafından yapılan Türkçe'sini, yani «İki Yabancı»yı okutur. Plak kısa zamanda 65 bin satınca Ajda Pekkan da Türk pop dünyasının bir numaralı kadını olur, okulu rafa kaldırır!.. Ajda Pekkan
- «Maksim'e çıkarken müzikten çok bir şey beklemiyordum. Sadece vasat bir şarkıcı olmak, para kazanmak istiyordum. Ama 'İki Yabancı' çok ilgi görünce kendime olan güvenim arttı. O günlerde perdeden sahneye büyük bir akın vardı. Sahneye çıkan sinema yıldızları sert bir şekilde eleştiriliyordu. Benim sinemadan önce şarkıcılık yaptığım dikkate alınmıyor, ben de aynı sınıfa dahil ediliyordum. İşte şarkıcılıkta asıl mücadelem üzerime atılan bu lekeyi, 'Kötü şarkıcı, sahnede mini etek giyip para kazanan şarkıcı' havasını üzerimden kaldırmak için oldu»

Ajda Pekkan iyi bir şarkıcı olduğunu ispat edebilmek için 1966 sonunda yoğun bir çalışmaya girer. Şerif Yüzbaşıoğlu'ndan aylarca ders alır. Batı müziğini en iyi şekilde söyleyebilmek için yılmadan çalışır... Ve nihayet Atina Şarkı Olimpiyatı'nın yolu gözükür...

(Sağdaki fotoğraf: Bugünün (1972) Ajda Pekkan'ı...)

- «Festivale ilk gittiğim yıl 'Ajda herhalde sahneye bikiniyle çıkıp, şarkı söylerse alkışlanıp, jüriden oy alır' diye benimle alay ediliyordu. Sinir bozukluğu içinde Atina'ya gittim. Festivalde canımı dişime takıp 4. oldum. Dönüşümde artık kimsenin söyleyecek bir sözü kalmamış, Ajda Pekkan'ın iyi bir şarkıcı olduğu kabul edilmişti. Savaşı ben kazanmıştım."

(Yazı: Mine Baykara - Ses Dergisi - 8 Ocak 1972)