Şakayla karışık, Sadri Alışık!

Yayın Tarihi : 07 Aralık 2013
20465
Türk sinemasının en kıdemli aktörlerinden Sadri Alışık'ın sanat yaşamı birbirinden ilginç anılarla dolu. Alışık, arşivindeki ciltleri karıştırdıkça içlerinden hatıralar fırlıyor!


Her şey iyiydi, güzeldi ama biz «arşiv tanzim günü»nün mana ve ehemmiyetini bir türlü kavrayamamıştık. Sadri Alışık, «Bunda anlaşılmayacak ne var canım» diye bir kere daha anlatmaya başladı:

- «Sinemada 28 yıllık bir geçmişim var. Az buz zaman değil hani. İlk günlerimden bu yana hakkımda çıkan fotoğrafları, yazıları topladık. Topladık ve büyük ciltlere yerleştirdik. Buraya kadar tamam da, bundan sonrası biraz hüzün verici.»

Alışık uzun tüylü halının üzerine gelişi güzel atılmış ciltleri eliyle işaret ettikten sonra, şöyle devam etti:

- «Bu gördüklerinizden başka daha el değmemiş bir yığın var. Hepsi sandıklarda tanzim gününü bekliyorlar. Çok çabuk tozlanıyor, eğilip, bükülüp kopuyorlar. Benim için sonsuz derecede kıymetli şeyler bunlar. Bakmak korumak lazım. Sonra Çolpan'ın aklına bir şey geldi. Arşiv tanzim günü yapmak. Hani hanımların temizlik günü gibi bir şey...»

Gelişigüzel bir cilt seçtik ve sayfalarını karıştırmaya başladık. O sırada ünlü oyuncu da yanımıza geldi, beraberce eski günlere geri döndük. Birden eliyle bir fotoğrafı işaret etti, «İşte» dedi, «Yavuz Sultan Selim Ağlıyor» filminden bu fotoğraf...»

Sonra gülmeye başladı.

- «Bu film alem filmdi yahu. Hatıralarıyla kitap yazılır. Hiç unutmam o sıralarda ben hem küçük sahnede prova yapıyor, hem de bu filmde rol alıyordum. Rejisör de Muhsin Ertuğrul'du. Onun için filmcilere 'Aman' demiştim, 'Benim çalışma saatlerimi en az iki gün önceden bildirmeniz lazım yoksa gelemem.' Ben sanki öyle dememişim gibi prodüksiyon amiri bir gün tiyatroya damladı ve 'Sadri Bey' dedi 'Bugün çalışmanız var, lütfen şu saatte sete gelin.' 'Gelemem' diye cevap verdim. O da şöyle karşılık verdi: 'İyi ama kardeşim biz atlara haber verdik, bu gün gelecekler.' İşte o zaman dayanamadım ve patladım: 'Yahu siz atlara haber vermeden önce niye aktörlere haber vermezsiniz?'

Sayfaları çevirirken Sadri Alışık, başka bir fotoğrafın üzerine parmağını bastı. «Ah Güzel istanbul... Galiba yıl 1966... Ayla Algan'la beraber oynamıştık. Durun durun bakın aklıma yine bir anı geldi. Bu filmin bir kısmını Sultanahmet'te çekiyorduk. Filmde de bir köpek rol alıyor ama bildiğiniz gibi değil. Çok kıymetli. Sette koyacak yer bulamıyorlar. Bir kişi köpeğe bakmakla görevlendirildi. Yanına kimse yaklaşamıyor. Neyse, set öğle yemeği için tatil oldu. Bir köfteciye girdik. Nasıl olduysa Ayla Algan köpeği sevmek için yanına aldı. Derken içeri top gibi köpeğin bakıcısı girdi. 'Aman' diye bağırdı, 'Köpek nerede?' 'Dur birader heyecanlanma köpek burada' diye yatıştırmaya çalıştık adamı. Ama bizim köfte yediğimizi görünce gözleri faltaşı gibi açıldı ve «Yoksa Fino'ya da köfte mi yediriyorsunuz?' diye sordu? Yine «Hayır» dedik. Rahatladı ve 'iyi, iyi' dedi, 'Siz yeyin ama sakın köpeğe yedirmeyin, rahatsız olur bu etlerden!..'

Sadri Alışık bu... Anılar öyle çabuk biter mi? Dağarcık tıka basa dolu. Biz sayfaları karıştırıyoruz, o aklına hemen gelen başka birisini anlatıyordu:

- «Bir zamanlar 'Kendini Kurtaran Şehir' diye bir film çekiyorduk. Epey oluyor. Galiba 1951 filandı. Rol icabı bir figüranla kavga edeceğim ve adamı bir güzel ıslatacağım. Figüran da hafif bıçkın bir delikanlı. Karşılıklı geçtik. Beni şöyle baştan aşağıya bir süzdü. Sonra rejisöre döndü ve 'Şimdi ben bu adamdan mı dayak yiyeceğim?' Rejisör, 'Evet' dedi. Tekrar bana döndü, yine süzdü, sonra 'Olur mu be abicim' diye homurdandı, 'Şimdi ben bu adamdan dayak yersem filmi gören arkadaşlarım bana ne gözle bakar biliyor musun?' Ve çıktı gitti....

Sadri AlışıkSayfalar çevirmekle bitmiyor kalın kalın ciltler art arda yığılıyordu. Bu arada Çolpan İlhan eksikleri tamamlıyor, yapıştırıyor, onarıyordu. Bu arada Sadri Alışık saatine baktı.

- «Hanım acaba vaktim gelmiyor mu?»

Çolpan İlhan işine devam ederken sadece başını sallama fırsatını bulabildi. Derken yine bir anı çıkıverdi ortaya.

- «Bunun ciltteki fotoğraflarla ilgisi yok. Ama galiba yine bir film setinden eve dönüyordum. Araba sahibi değildik o zamanlar. Dolmuşa bindim. Derken ön tarafa da yaşlı tonton bir adam bindi. Söyle arkasına döndü ve beni gördü. Hemen 'Beyefendi siz Sadri Alışık'sınız değil mi?' dedi. Ben kıpkırmızı olmuş bir vaziyette 'Aman efendim nereden çıkartıyorsunuz' dedim ama adam durmadan ısrar ediyor. Sonunda dayanamadım ve 'Bana bakın, ben Sadri Alışık filan değilim. Lütfen önünüze dönün...' Garip biraz sonra da arabadan indi. Buraya kadar olanlar iyi güzel. Gelelim sonrasına: Adam indikten sonra şoför döndü ve ne dedi biliyor musunuz?

- 'Aldırma kardeşim hayatta ne münasebetsiz insanlar var gör işte. Seni adam gibi birine benzetse içim yanmayacak. Tutmuş Sadri Alışık'a benzetiyor. Ama boş ver. Üstünde durma...'»

Sadri Alışıkİşte tam o sırada Çolpan İlhan'ın «Evet Sadri Bey» diyen sesi duyuldu, «Sahne vaktiniz hızla yaklaşıyor. Biraz acele etseniz nasıl olur?»

Alışık «Çok iyi olur» diye cevap verdi. Sonra bizlere döndü:

- «Şu anda belki de benim kadar mesut bir insan zor bulursunuz. Ufak tefek dertleri bir yana koyarsanız kaygı duyduğum hiçbir şey yok. Öyle sanıyorum ki, sahnede ve perdede seviliyorum, alkışlanıyorum. Bir sanatçı için bundan daha büyük bir mutluluk olabilir mi?... Onun için diğer dertlere 'Boş ver canım' deyip geçiyorum» 

Bu sözlerden sonra beraberce evden çıktık.

(Röportaj: Yavuz Turgul - Ses Dergisi - 16 Eylul 1972)

Sadri Alışık'ın unutulmaz repliklerinden biri: Sokak köpeklerine selam vermek adam olmaya çeyrek var demektir - Video >>