Sedat Simavi - İlk Türk filmlerinin yönetmeni

Yayın Tarihi : 11 Aralık 2016
1516
Hürriyet gazetesinin kurucusu Sedat Simavi aynı zamanda, 1917'de tamamlanarak gösterime sunulan ilk konulu Türk filmleri Pençe ve Casus'un yönetmeni ve senaristidir...

 

Sedat Simavi gençlik yıllarında...Hürriyet gazetesinin kurucusu olarak tanıdığımız Sedat Simavi, aynı zamanda Türk sinemasının da kurucularından biridir. Dahası Türk sinemasında gösterime sunulan ilk iki konulu filmin yönetmenidir. 1917'de senaryosunu yazıp, rejisini yaptığı Pençe ve Casus adlı filmler, aynı yıl Beyoğlu'ndaki Fransız Tiyatrosu'nda ve Alemdar Sineması'nda halka gösterilmiştir.

Türkiye'deki ilk sinemacı olarak bilinen Romanya doğumlu Polonya Yahudisi Sigmund Weinberg, ülkemizdeki ilk konulu film çalışmalarını başlatan kişidir. Weinberg'in 1916'da çekmeye başladığı "Leblebici Horhor" filmi, başrol oyuncularından birinin ölümü nedeniyle bitirilemez, aynı tarihlerde başladığı "Himmet Ağa'nın İzdivacı" filmi ise oyuncularının askere alınması nedeniyle yarıda kalır ve Fuat Uzkınay tarafından 1918 yılında bitirilir.

Sedat Simavi, 1917'de bitirip halka sunduğu iki filmiyle bu konuda bir ilktir. Bu iki filmden günümüze maalesef hiçbir görüntü ve belge kalmamıştır.

Muzaffer Gökmen, 1970 yılında Hürriyet Yayınları'ndan çıkan "Sedat Semavi, Hayatı ve Eserleri" kitabında Sedat Simavi'nin sinemacılık serüvenini şöyle anlatmaktadır:

Sedat Simavi, oğlu Erol Simavi ile birlikte..."1917 yılının ilk aylarında sırtında asker elbisesi, bıyıkları henüz terlememiş, sevimli ve kibar bir genç, Müdafaa-i Milliye Cemiyeti'ne konulu bir film çekmeyi teklif eder. O tarihe kadar çevrilen filmler Boğaziçi ve Çanakkale gibi manzara filmlerdir. O tarihte istanbul'da sinema sayısı az olmakla beraber, genellikle 'manzara-komedi-mevzu' olmak üzere üç bölüm halinde film gösterilmektedir ve Birinci Dünya Savaşı dolayısıyla da Fransa, İtalya ve İngiltere'den film gelmez olmuştur.

Teklifin sahibi son yıllarda karikatürleriyle haklı bir şöhret yapan Sedat Simavi'dir. Cemiyet bu teklifle ilgilenir. Cemiyetin Divanyolu'ndaki şimdi Sağlık Müzesi binası olan binanın alt katında meydana getirilen stüdyoda film çekilmeye başlanır. Simavi'nin ele aldığı ilk eser Servet-i Fünun yazarlarından Mehmet Rauf'un 1909'da yayımlanan Pençe adlı dört perdelik adaptasyon oyunuyla Casus adlı bir konudur.

Sedat Simavi, Hürriyet gazetesindeki bürosunda...Merhum Fuat Uzkınay'ın operatörlüğünü yaptığı Himmet Ağa'nın İzdivacı'ndan sonra başlanan bu filmler daha evvel piyasaya çıkarılır. Artistleri: Muvahhit, Eliza Binemeciyan, Nurettin Şefkati ve Raşit Rıza'dır. Bu filmlerin beheri 1500 liraya mal olur. Filmler ilkin Beyoğlu'ndaki Fransız Tiyatrosu'nda (daha sonra Ses Opereti, Ses Sineması, bugün Ferhan Şensoy Tiyatrosu), sonra İstanbul tarafında Alemdar Sineması'nda halka gösterilir.

Üçüncü eser olan Alemdar Vak'ası yahut Sultan Selim-i Salis'e başlanır. Bu filmin senaryosunun da Sedat Simavi tarafından yazıldığı bir kısım müracaat kitaplarında kaydediliyorsa da, Türk Film Tarihiyle ilgili bir eser hazırlamakta olan yazar dostumuz Rakım Çalapala'nın merhum Sedat Simavi ile yaptığı konuşma notlarına göre senaryosunu o yazmamış, baş aktörü merhum Burhanettin Tepsi olan bu filmin çekilmesine, yaşayan gazetecilerimizin en eskilerinden olan Burhan Felek ile beraber katılmıştır.

Hürriyet gazetesinin Sedat Simavi'nin ölüm haberini veren 12 Aralık 1953 tarihli baş sayfası...Alemdar Vak'ası adlı filmin çekilmesi basında çeşitli tepkilerle karşılanır: 'Öğrendik yine, hem de tarihimizin pek şanlı sayfalarından birini ihtiva eden Alemdar Vak'ası da sinema objektifi önünde çevrilmeye başlanmış. Nasıl ve ne şerait altında böyle oldukça ağır bir yükün altına girdiğini bilmiyoruz. Fakat elimizdeki vesait ile yine sahnelerimizde temsil edilegelmekte gibi yapılacaksa, hürmetten başka bizden hiçbir şey beklemeyen, medarı iftiharımız olan büyüklerimizin ruhunu bu suretle incitmemiş olsak daha iyi olur...'

Bu tartışma bir hayli süre devam edip gider. Film piyasaya çıkmadan Birinci Dünya Savaşı sona erer. Montaj halinde olan film de - o zaman filmi çevirten - Müdafaa-i Milliye Cemiyeti mallarıyla birlikte hazineye intikal eder ve Osmanlı imparatorluğu ile tasfiye edilir.

Sedat Simavi'nin rejisörlükleki önemli yeri de, oyunculuktan gelmemesi, sahneden gelmemesi, doğrudan doğruya bir rejisör oluşudur. Bu onun bilinçli olduğunu gösterdiği gibi, yazar oluşu da bunu daha da değerlendirmektedir."