Sevda Ferdağ'ın hayattaki en büyük korkusu

Yayın Tarihi : 12 Eylül 2012
31869
Ünlü sinema artisti Sevda Ferdağ, en çok köpeklerden tedirgin oluyor. Bir keresinde, küçücük bir Kaniş yanına yaklaşınca, korkusundan bayılıvermiş!


Çiçekli bahçeyi salına salına geçti, Sevda Ferdağ. Üzerinde sarı bir bikini, ayaklarında yüksek ökçeli Sabo'ları vardı. Güzeldi, alımlıydı ve böyle olduğunu da biliyordu. O yüzden başı havada, gözleri Beykoz'un yeşil tepelerinde olduğu halde, kıyıdaki plaj şemsiyelerinden birinin altına oturdu. Yeniköy'deki Sait Halim Paşa Yalısı'nın mermer taşları üzerine uzanan bronz tenli kadın ve erkekler, göz ucu ile ünlü yıldızı şöyle bir süzdüler.

Kısa kesilmiş meçli saçları, güneşten kahverengiye dönmüş tenini aydınlatıyor, bikinisi, hafif toplu vücudunun çizgilerini ortaya koyuyordu. Havlu çantasından çıkarttığı ayna ile kendisini iyice inceledikten sonra, saçlarını bir el hareketi ile karıştırdı ve «Ben hazırım, İstediğiniz zaman, fotoğraf çekimine başlayabiliriz» dedi.

Tam «Buyrun başlayalım» diyecektik ki, küçük bir erkek çocuğu, eliyle bir sandalı işaret ederek, «Aaaaa köpeğe bakın, sandalla geziyor» dedi. Ve aynı anda da Sevda Ferdağ, tiz bir çığlık atarak, şemsiyenin altından kalktı ve geniş bahçenin bir ucundaki büfenin arkasına kapağı attı. Ancak filmlerde görülebilen bu süratli hareket herkesin dikkatini çekmiş, başlar, Sevda ile kayığın burnuna oturmuş, patlak gözlerle kıyıya bakan Bulldog arasında mekik dokumaya başlamıştı. İki garson hemen koşarak köpeğin yapacağı bir çıkartmaya karşı tedbir alamya çalışıyordu. Bu arada biz de ünlü oyuncuyu ikna etmeye uğraşıyor, köpeğin yanında sahibinin olduğunu, adamın ısırmayacağı yolunda teminat verdiğini anlatmaya çalışıyorduk. Fakat rengi sapsarı olan Sevda Ferdağ, « Ya o, ya ben… Buradan gitmezse hemen giyinir çıkarım» dedi ve sözünü noktaladı.

Bu arada bir kaç hanım daha yerlerinden kalkmış, bir "canavarın" bir saldırısına uğramamak için demir parmaklıkların arkasına sığınmışlardı. Sonunda garsonlar, müşterilerin köpekten korktuğunu hayvensever adama anlattılar ve plaj karasularının dışına çıkmasını rica ederek, işi tatlıya bağladılar. Eski yerine döndükten sonra, soğuk su, arkasından da meşrubat içerek, sinirlerini yatıştıran Sevda Ferdağ, «Hayatta en çok korktuğum birkaç şeyden biridir, köpekler. Bir defasında, avuç kadar bir Kaniş köpeği üzerime doğru geldi de, ne olduğumu anlayamadan bayılıverdim» dedi.

Gözümüzün önüne selvi gibi boyuyla Sevda Ferdağ ve 30 santimlik Kaniş köpeği gelince elimizde olmadan gülümsedik. Ünlü yıldız, inanmadığımızı zannederek üsteledi:

- «Vallahi doğru söylüyorum... Ayrıca kedi, fare, kertenkele, kurbağa, canlı balık, kuş gibi hayvanlardan da çok korkarım»

Sonra dert yandı güzel oyuncu... Bazı arkadaşları onun bu zaafını bildikleri için, oyuncak hayvanlarla şaka yapıyor ve olur olmaz yerlerde korkutuyorlarmış. Sonunda hepsine birden rest çekmiş de, rahat bir nefes almış. Konu korkmaktan açıldığı için durmadı, Sevda Ferdağ. Ölümden, kazadan ne kadar ürktüğünü anlattı. Moralinin bozuk olduğu günlerde, sanki iğnesi takılmış plak gibi, durup dinlenmeden ölümü, dünyadan ve sevdiklerinden uzaklaşmayı, yok olmayı düşünürmüş. Hele sevdiklerinden birini kaybetmeye görsün; günlerce ağzını bıçak açmaz, kendi kendini yer, bitirirmiş.

Bu yüzden uçağa binmeyen, binmek zorunda olduğu zamanlarda da, yanındaki arkadaşlarının koluna yapışıp, uçak ininceye kadar gözlerini açmayan oyuncu, birkaç kez doktora gidip, bu hastalığını tedavi ettirmek istemiş. Ancak uğraşmalar bir sonuç vermeyince, «Bu benim kaderim» diyerek boynunu bükmüş.

Sözünü bitirdiği zaman, yine yüzünde teslimiyet dolu bir ifade vardı güzel yıldızın. Ancak fotoğraf çektirmeye başladığı zaman sanatçı yönü ağır bastı ve eski Sevda Ferdağ kazandı savaşı... Dolgun vücudu ile çevresindekilerin hayranlık dolu bakışlarını üzerinde toplayan oyuncu, yine salına salına yürüdü, bahçeye doğru ve objektife poz vermeye başladı. Zira korkulu bulutlar dağılmıştı.

(Ses Dergisi - 4 Ağustos 1973)