Günün kadını: Sevim Çağlayan

Yayın Tarihi : 17 Ocak 2016
3676
Gerek sahne, gerek özel hayatıyla gündemden düşmeyen ve "Sokaktan Gelen Kadın" filmiyle beyazperdeye geçen Sevim Çağlayan, yeni bir filme hazırlanıyor.

Önce gong vurdu. Sonra tok sesli bir spiker söze başladı:

Sevim Çağlayan, eşi Yılmaz Gündüz ile...- "Burası Ankara Radyosu, aziz dinleyicilerimiz Misafir Saati'ni açıyoruz. Bu programda, Sevim Çağlayan'dan şarkılar dinleyeceksiniz. Çalanlar; Vedia Tunççekiç, Ragıp Tanju, Osman Güvenir"...

Salonun bir köşesinde oturan esmer güzeli genç kızın yüz çizgilerinde bir heyecan gezindi. Karşısındaki orta yaşlı adamla göz göze geldi... 

Radyoda kısa bir kemençe taksiminden sonra, "Kimseye etmem şikayet ağlarım ben halime" şarkısına geçildi. Genç kız heyecanla, orta yaşlı adam ise ilgi ile şarkıları dinliyordu...

Spiker, "Misafir Saati"nin bittiğini bildirince, orta yaşlı adam, "Şu Sevim Çağlayan'ın ne güzel sesi varmış. Ama misafir ses sanatkarı... Her gün okusa, bu sesten bıkmam" dedi.

Genç kız gülümsedi, ayağa kalktı, yandaki odaya geçti...

O günden sonra, orta yaşlı adam, haftada bir gün yapılan "Misafir Saati" programlarının bir numaralı dinleyicisi olmuştu... Ancak, spiker sözünü bitirir bitirmez, "Sevim Çağlayan bu hafta da yok" deyip, radyoyu kapatıyordu... 

Sevim Çağlayan'ın 15 kardeşi, bebeklik günlerinde ölmüş...Bir cumartesi günü, spiker, "Sevim Çağlayan"ın adını söyleyiverdi. Orta yaşlı adam gülümsedi, "Şu güzel sesi dinledikten sonra, seninle biraz konuşmak istiyorum kızım" dedi.

Nihavent şarkıları, karcığar bir köçekçe tamamladı. Gong vurdu. Orta yaşlı adam, radyonun düğmesini kapattı, "Kızım, eğer ilk dinlediğim gün, sesini beğenmemiş olsaydım, seni evlatlıktan reddederdim. Niye bizden gizli yaptın bu işi?" diye sordu.

Genç kız kıpkırmızı olmuştu. Adam sözüne şöyle devam etti:

- "Daha o gün yetiştirdiler bana. 'Senin kızın şarkıcı oldu' diye... Korkundan soyadımızı (Sivrikaya) bile kullanmamışsın. Ama, o sesin ve o şarkı yok mu bütün suçlarını affettiriverdi. Sevdiğim bir şarkıydı bu. Hele, o "Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime..." cümlesi... Üstelik, 'Çağlayan' da güzel bir soyadı."

Baba-kızın o günkü konuşmasından sonra, Ankara Radyosu'nun spikerleri, iki günde bir "Sevim Çağlayan" adını anons etmeye başladı. Sevim Çağlayan, sevilen bir şarkıcı olmuştu. Ama hala, "Misafir Saati"nin heyecanı içindeydi. Her zaman bu başlangıç hikâyesini anlatırdı:

- "Yaşım küçüktü. Ankara Radyosu'nun ilgilileri, '16 yaşında ses sanatkarı olmaz' diyorlardı. Sonunda Misafir Saati'nde okutmaya karar verdiler. Babamdan da çok korkardım. Bu yüzden o sırada aklıma gelen 'Çağlayan' soyadını kullandım. Babam, radyoda dinlediği sesi beğenmeseydi, belki de şarkıcı olamayacaktım"

Sevim Çağlayan 1934 yılında Konya'da doğmuş. Akşam Kız Sanat Enstitüsü'nde okurken, müziğe merak salmış. İlk müzik öğretmenleri Mithat Fenmen ile Selçuk Uraz. 1952'de Ankara Radyosuna girmiş. Altı yıl radyoda şarkılar okumuş. Öteki kardeşleri yaşasaymış, Sevim ailenin 18'inci çocuğu olacakmış. Bu kardeşlerden 15'i bebekken ölmüş. 10 yıl şarkı söylemiş. "Sokaktan Gelen Kadın" ise ilk filmi... Daha önce, çok film teklifi almış ama. "senaryo"ları beğenmediği için kabul etmemiş. Şimdi eşi Yılmaz Gündüz'le bir filmde oynayacak. Gelecek yıl, kendi adına bir film çevirmeyi düşünüyor.

Sevim Çağlayan, İstanbul'daki vaktinin çoğunu geçirdiği Hilton Oteli'nde bir orkestra elemanıyla sohbet ederken...Bir ara, Ankara'da bir gazetede "muharrirlik" yapmış. Fenerbahçeyi tutuyor. Eşi Yılmaz Gündüz de, yıllarca Fenerbahçe takımında basketbol oynadı. En sevdiği spor, yüzme... Ama, Sevim Çağlayan bir yıl kadar İstanbul Boks İhtisas Kulübü'nün başkanlığında bulunmuş, öyle "fahri" filan değil, bildiğimiz, sözü geçen başkan... Üyelerin "Başkanım" demelerini önceleri yadırgamış, sonra alışmış. 

Sevim Çağlayan'ın özelliklerini şöyle sıralıyabiliriz: Bütün batıl inançlara inanır. Eşikten atlamaz, 13 sayısını uğursuz sayar, muska taşır, her yeni işe " besmele"yle girişir. Mezarlıktan geçemez. Hayvanlardan kediyi sever. Evinde beş kedi besliyor. Oyunculardan, Bedia Muvahhit'i, Yıldız ve Müşfik Kenter kardeşler ile Muammer Karaca'yı beğeniyor. Şarkılardan "Kederden mi neden bilmem"i, makamlardan "muhayyer"i seçiyor.

Sevim Çağlayan bir ara, sahnede "soyunup dökünmeyi" denemiş. Ama, bu yolu beğenmemiş. Elbiselerinin renkleri, projektörlerin ışık oyunları ve vücut hareketleriyle, sahneyedeğişiklik getirmiş. Yeni bir renk, yeni bir hava... Adı da "Şahane Kadın"a çıkmış. Dinleyicilerin bir dediğini, iki etmemesi de ayn bir özellik. 

Sevim Çağlayan bir zamanlar iyi bir yüzücüydü..."Kimseye etmem şikayet ağlarım ben halime" şarkısı istendi mi, 10 yıl öncesinin heyecanı ile dolarmış. Babasının, mikrofonda şarkı söylediği günkü güzel cümlesini duyar gibi oluyormuş:

- "Şu Sevim Çağlayan'ın güzel sesi varmış, keşke her gün okusa!"

(Ses Dergisi - 28 Nisan 1962)