Sevim Tuna: Hayatıma giren bütün erkekleri ben yarattım!

Yayın Tarihi : 21 Kasım 2012
21324
14 yaşında ilk ve son evliliğini yapan Sevim Tuna, sonrasında birlikte olduğu eski aşklarını dobra dobra anlattı...

«Bilmiyorum kim olduğumu.
Bilmiyorum,
Nereden geldiğimi,
Nereye gittiğimi.
Bu kadar neşeli oluşuma
Şaşıyorum yine de.»

Sevim Tuna elindeki kitabın kapağını kapadı. «Böyle söylüyor bir Latin şairi» diye başladı anlatmaya:
- «Herkesin dışarıdan gördüğünün aksine türlü kötülüklerle, hayal kırıklıklarıyla, yalnızlıkla dolu olan şu dünyamda ben de neşeli oluşuma şaşıyorum gerçekten.» Etiler'de Tuna Apartmanı üçüncü kattaki dairesinde anlatıyordu Sevim Tuna. Çoğu zaman olduğu gibi neşeli görünüyordu. Oysa daha düne kadar sevdiği, bağlandığı bir erkeğin ihanetine uğramıştı.
- «Tanrı dünyada hiçbir kuluna ömür boyu mutluluk vermemiş ki, bana versin. Şöhretim, param, sevdiğim, taptığım iki kızım, binlerce, onbinlerce sevenim var. Bu kadar güzel şeylerin yanında tabii inşanın çevresinde kötü şeyler de olacak. Hayatım boyunca mutlulukla ıstırap yan yanaydı. Hayatım boyunca gerçek aşkı tadamadım. Ya sevilmedim, ya sevemedim, ya da sevdiğim adamın yüreğinde sevildiğimi sanarak sevdim ve ihanete uğradım. Ama geçti, artık hepsi geçti. Bundan sonra mutluluğu sadece kendimde, beni sevenlerde arayacağım.»

(Soldaki fotoğraf: Sevim Tuna, ilk ve son evliliğini, 14 yaşındayken Mustafa Tuna ile yapmıştı...)

Telefon devamlı çalıyordu. Dostları arıyordu Sevim Tuna'yı. Ünlü yıldız hepsiyle dostça, arkadaşça, candan, yürekten konuşuyordu. Telefonlardan fırsat bulunca gelip yerine oturdu. Tekrar anlatmaya başladı:

- «Hayatta hiçbir zaman erkekleri emrimin altına almak, onları elimde kullanmak gibi bir arzum olmadı. Ama bir Sevim Tuna olunca ister istemez şahsiyetim, beraber bulunduğum erkeklerinkinden baskın çıktı. Ne kadar kadınca davransam, ne kadar aşağıdan alsam da ister istemez hayatıma giren erkekleri yeniden yarattım. Onlara yepyeni bir biçim verdim. En azından onlara 'Sevim Tuna'nın kocası' veya 'Sevim Tuna'nın sevgilisi' dedirttim. Maddi imkanlarım vardı. Onlara seve seve para yardımında bulundum.

Bir ananın çocuğuna baktığı gibi her şeyimle onları var etmeye uğraştım. Ama bunları bir karşılık için yapmadım. Sadece vermekten zevk aldığım, insanların yardımına koştuğum zaman mutlu olduğum için yaptım. Bugün hala aynı durumlarda aynı şeyleri yapmaya hazırım.»


Sevim Tuna, Tamer Yiğit'in gizlice evlenmesi olayından hemen sonra gazetelere beyanatlar vermiş, Yiğit'in kendi parasıyla ev döşeyip evlendiğini, hatta nikahta dahi kendi aldığı elbiseyi giydiğini söylemişti. Bu sözleri hatırlattığımız zaman ünlü sanatçı biraz düşündü. Sonra yine hızlı hızlı anlatmaya başladı:

(Üstteki fotoğraf: Sevim Tuna, unutamadığı aşkı Armağan Başar ile...)

- «Tamer'in evlenmesi bende gerçekten çok büyük bir deprasyon yarattı. Her şeyden önce inandığım bir insanın iki yıl boyunca aldatıp, elinde kukla gibi kullanması yıkmıştı beni. Ne yaptığımı bilmiyordum. O heyecan içinde ağzıma gelen her şeyi söyledim. Gazetecilere beyanat vermedim. Arkadaşlara dert yandım sadece. Sonra kulaktan kulağa haberler gazetelere kadar gitmiş. Söylediklerime pişmanım. Şimdi Tanrı'dan onun da mutlu olmasını istiyorum. Dünya geniş o da, ben de, herkes mutlu olsun. Ona verdiğim her şeyi helal ediyorum.»

Sıra asıl konumuza gelmişti. Sevim Tuna bize ilk kez aşk hayatından söz edecek, genç kızlığından bugüne kadar başından geçen maceraları anlatacaktı... «Hayatıma giren ilk erkek kocam Mustafa Tuna'ydı» diye girdi sözlerine...

(Soldaki fotoğraf: Sevim Tuna, Tamer Yiğit ile üç yıl süren bir beraberlik yaşamıştı...)

«1951 yılında İzmir'de evlenmiştik onunla. Sessiz, sakin bir insandı. Ama bana hiç bir zaman aradığım aşkı veremedi. 1958'de bir ses yarışmasında birinci olup, şarkıcılığa başladım. Kısa bir süre sonra da kocamdan ayrıldım. Yeni yaşantım onunla birlikte olmamı engelliyordu. Geçimsizlik, kıskançlık içinde geçiyordu günlerim. İki çocuklu bir duldum 1958'de... İşte Armağan'la o günlerde tanıştık. Armağan, hayatıma giren erkeklerin en değerlisiyli. Bana çok büyük destek oldu. Ona çok zalimce hareketler yaptım. Birlikte geçirdiğim on üç yılı hem ona, hem kendime zehir ettim. Değerini şimdi anlıyorum ancak... Sonra Tamer'le tanıştık. Bacağım kırılmıştı. Hayata küsmüştüm. Bana o günlerde onun gösterdiği yakınlığı kapıcı da gösterse ona da aşık olurdum herhalde. Tamer'le üç yıla yakın birlikte olduk. Onu çok sevdim. Onu da hayatıma giren diğer erkekler gibi var etmeye, yeniden yaratmaya çalıştım.

Sonunu biliyorsunuz... Hayatıma giren bütün erkekler iyi insanlardı diyorum şimdi. Onlar ister doğru, ister yalan beni birkaç dakika için de olsa mutlu eden kişilerdi. Sonunda yanılsam da bir süre sevdim, güvendim onlara. Hiç birine kızmıyorum artık. Bütün insanları seviyorum çünkü.»
(5 Mayıs 1973)