Sinema emekçilerinin sosyal güvencesi ne olacak

Yayın Tarihi : 28 Şubat 2013
7389
Türk sinemasının starından figüranına hemen hiçbirinin sosyal güvencesi yok. Kimi SSK, kimi Bağ-Kur'a kayıtlı, onların da primi doğru dürüst ödenmiyor.

Bir meselede tek bir «doğru» olur değil mi? Siz, siz olun, bundan böyle sinemada çalışanların «gelecek garantileri», «sosyal güvenlikleri» bahis konusu olduğu zaman böyle demeyin... Türk sinemasında çalışanların gelecek garantileri bir bakıma üç ihtimalli Spor-Toto tahminlerine benziyor.

Biliyorsunuz, bu konuda belli başlı üç kuruluş var: Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) ve Bağ-Kur... Genel çizgileri ile devlet memurları Emekli Sandığı'na, işçiler SSK'ya, serbest meslek erbabı da Bağ-Kur'a dahiller...

Bizim sinemacılarsa bölünmüş de bölünmüşler, içlerinde  sigortalı olan var, Bağ-Kur'a müracaat eden var, hiçbir yere kaydolmamışlar var. Yarın için «Elle gelen düğün bayram» diyenler var, kara kara «Yarın çalışamaz hale gelince ne olacağız?» diyenler var, bu konuyu hiç düşünmeyenler de var...

Geçen hafta içinde bu konuda bir soruşturma yaptık, işte ilgililerin söyledikleri:

TÜRKAN ŞORAY (Oyuncu): «Geleceği en az garanti altında olanlar star oyuncular. Star oyuncu için yaş çok önemli.  Belirli bir süre, fiziksel görüntüyü yıpratınca starlık filan kalmıyor. Ben, Bağ-Kur'a girmek istiyorum.» EROL BATIBEKİ (Işıkçı): «Ümit Utku' ya gidip bir belge aldım, bununla Bağ-Kur'a girdim... 3 ayda bir prim yatıracağım. »

ORHAN ELMAS (Yönetmen): «Sadece Erman Film'den sigortalıyım. Hangi film şirketine gidip 'Beni sigortalayın dedimse' yapmadı... Bizler ancak başarılı olduğumuz sürece ayakta kalırız... Bağ-Kur'a giremiyorum, çünkü maddi durumum müsait değil...»

ALİYE RONA (Oyuncu): «Erman Film bir sigorta kartı verdi... Onlarda da yılda ya bir filmde, ya iki filmde oynuyorum. Her filmde 10 gün işim olsa yılda 20 günlük primim yatıyor... Sigortaya gittim konuştum. Bu gidişle emekli olmama imkan, ihtimal yok. Eski hizmetlerimi de saydıramıyorum. Nasıl ispat edeceğim. Firmaların bir kısmı kapanmış, bir kısmı iflas etmiş, Bağ-Kur'a da giremem... Primini ödemek kabil mi? Hele bizim gibi yılda 2-3 filmde oynayanlar için...»

ÜMİT UTKU (Yapımcı): «Durum hayli karışık: Ben şahsen şöyle yaptım: Aylıkçı olunca sigortaya girmek mümkün oluyor, Muazzez Arçay'ı, Zeynep Aksu'yu, Mahmure Handan'ı bordroya dahil ettim. Onların primleri muntazaman yatıyor. Filmlerde oynayanların primleri de... Öte yandan Bağ-Kur meselesi var. Bağ-Kur'la bu konuda çeşitli yazışmalar yaptık. Bazı arkadaşların giriş bildirgelerini yolladık... Sanıyorum çoğu defter tutan, serbest meslek erbabı olan arkadaşlarımız Bağ-Kur'a girebilecekler. Gayelerimden biri, sinemacıların geleceklerini garanti altına alınmış görmektir.»

KRİTON İLİADİS (Görüntü yönetmeni): « 2 yıldır sigortaya bağlıyım, halbuki 35 yıllık sinemacıyım. Teknik eleman olarak çalışırken sigortalıydım, sonra ipin ucunu kaçırdık. Bizde her şey o kadar başı bozuk ki...»

HÜLYA KOÇYİĞİT (Oyuncu): «Erman Film'de sigortalıyım. Bağ-Kur'a girme şartlarını da inceliyorum.»

MURAT KÖSEOĞLU (Yapımcı): «Bu konuda açılmış bir davamız var. Artistler defter tutarlar, serbest meslek erbabıdırlar. Bizim emrimizde değillerdir. Bu konuda Danıştay'ın kararı da var. Sigorta primlerini kendilerinin ödemesi gerekiyor. Ben yanımda çalışanların primlerini her ay yatırıyorum.»

MEHMET KÖZ (Set amiri): «Sigorta kartım var, ama primlerim yatıyor mu, yatmıyor mu bilmem... O şirketlerin durumuna bağlı...»

EROL DENiZ (Prodüksiyon amiri): «1961'de Melek Film'de sigortalı oldum. Sonra kanun çıkınca sigortaya gittim, işi öğrendim. Şimdi her ay sigortaya gidiyor, 41 lira prim yatırıyorum. Emekli olacağım.»

MAZHAR ERÖZ (Işık şefi): «28 yıllık sinemacıyım. Bağ-Kur'a falan girmedim. Sigortam yatıyor mu, yatmıyor mu, onu kim biliyor ki, ben bileyim.»

NEJAT SAYDAM (Rejisör): «Sigortalıyım. Aynı zamanda Bağ-Kur'a girdim. Sigortadan çıkacağım... Neredeyse 30 yıl olacak, henüz 3 yıllık sigortalıyım. Sigortada kalırsam 105 yaşında emekli olacakmışım...»

ERDOĞAN ENGİN (Görüntü yönetmeni): «Yarın ne olacak, bilmiyorum. Sigortalı olmam gerekiyor, ama kim, nasıl yapacak? Bir sendikamız olmadığı takdirde hiçbir şey, hiçbir zaman bilinmeyecek.»

GÜNDOĞDU PAŞA (Görüntü yönetmeni): «Galiba Sigortalıyım... Gelin, hesaplayalım: Emekli olmak için 5000 iş günü prim yatması gerekiyor. Ben her yıl 3 film çeksem 45 gün eder... Hepsinin primi yatırılsa benim emekli olmam için tam 111 yıl kameramanlık yapmam gerekecek. Bu yapılırsa, biz de emekli oluruz inşallah.»

İZZET GÜNAY (Oyuncu): «Bağ-Kur bana daha uygun gibi geliyor. Ortaya attığınız sorun çok önemlidir. Bazı arkadaşlar yatırım yaparak geleceklerini garanti altına alabiliyorlar, ama büyük çoğunluk bu imkanı bulamıyor. Konuyu özellikle onların açısından düşünmek ve sinemaya yıllarını veren bu arkadaşların geleceklerini garantiye almak gerekir.»

MEHMET DiNLER (Yönetmen): «Bugüne kadar ilgilenmemiştim. Daha yeni Bağ-Kur'a girdim. Türk sinemasında kimin ne yaptığı belli mi?»

HÜRREM ERMAN (Yapımcı): «Gerçekten önemli bir konu... Set işçisinden figüranına, rejisörden baş artiste kadar Erman Film'de çalışan herkes SSK'ya kayıtlıdır. Yeni gelenler için de hemen defter açılır. Piyasada çalışan arkadaşların en az yüzde 80'inde Erman Film'den alınmış sigorta kartı mevcuttur. Sigortaya da 25 bin lira civarında prim ödüyoruz. Şirketteki dört personel sadece bu konu ile ilgileniyorlar.»

CEMiL CAN BIÇAKÇI (Oyuncu): «Henüz çok yeniyim... Bazı arkadaşlar sigortaya, bazıları Bağ-Kur'a dahiller galiba... Bazı arkadaşlarımız da konuyla yeni yeni ilgileniyorlar. Ben de bu yeni yeni ilgilenenlerden biriyim...»

Görüldüğü gibi bu konuda Türk sinemasında çeşitli uygulamalar vardır; bir ana kural, bir esas saptanmış değildir. Türk sinemasında çalışanların geleceklerinin her bakımdan güvenlik altına alınması içinse mutlaka meseleye bir çözüm yolu bulmak gereklidir. Tabii mesleğin özelliklerine, kanunla konmuş esaslara uygun olmak ve kimsenin mağduriyetine yol açmamak sartıyla.

Emekli olmak, yaşlandığı zaman geçmiş hizmetlerinin kendisine sağladığı haktan yararlanmak elbette herkesin hakkıdır. Memleketimizde başka başka meslek gruplarına seslenen çeşitli sosyal güvenlik kuruluşları ile çalışan herkese tanınan bu haktan sadece sinema sanatçısı yoksundur. Yukarıda da belirttiğimiz gibi sinema sanatçısının bu mağduriyetinin giderilmesi şarttır. Tabii onun kadar önemli bir başka şart daha vardır: Sinema sanatçısının kendi geleceği ile ilgilenmesi...

(7 Nisan 1973)