Sönmez Atasoy - Sonuna kadar sahnede...

Yayın Tarihi : 15 Aralık 2016
920
Televizyondaki "Komiser Cık" tiplemesiyle tüm Türkiye'nin tanıdığı Sönmez Atasoy, büyük yangında Kültür Sarayı'nın sahnesindeydi ve son ana kadar da inmedi.

 

Yıllardır tiyatro sahnelerinde oynuyordu. Devlet Tiyatrosu'nda 30'u aşkın oyunda rol almıştı. Hatta 1972-1973 tiyatro sezonunun "En Başarılı Aktörü" de seçilmişti. Ama, ekrandaki o kısacık rolü alıncaya kadar sadece belirli bir kesimin tanıdığı bir aktördü... İzmir Televizyonu tarafından hazırlanan ve ayda bir yayınlanan "Sıra Sizde"nin "Komiser Cık"ı olunca şansı dönmüş, tüm Türkiye'de yediden yetmişe herkesin tanıdığı bir TV yıldızı olup çıkmıştı.

- "İşte bunun için ben televizyonu, masallardaki sihirli değneğe benzetiyorum" diyordu Sönmez Atasoy... "Televizyon birine kucak açtı mı, yıllardır hiç kimsenin yapamadığını yapıyor, onu bir anda milyonların kalbindeki tahta oturtuveriyor. İşte biz de öyle olduk... Olduk ve göze geldik..."

Sönmez Atasoy'a, yani ekranın "Komiser Cık"ına nazar değmişti. İki ay kadar hem televizyon, hem de tiyatro sahnesinden uzak kaldı.

Sönmez Atasoy, eşi Emel Atasoy ve 1,5 yaşındaki kızları Fadik bir arada.... (Fotoğraftaki küçük kız Fadik Sevin Atasoy da gelecekte anne ve babası gibi başarılı bir oyuncu olacaktır...)İzmir Devlet Tiyatrosu'nda sahneye çıkıyor, ekrandaki "Komiser Cık" rolünü başarıyla yürütüyordu. Birden midesinde sancılar belirmeye başladı... Önceleri önem vermedi. Çoğumuzun yaptığı gibi, "Geçer nasıl olsa" deyip önemsemedi. Ta ki bir mide kanaması geçirinceye, bıçak altına yatıncaya kadar... Günlerce hastahanede yattı "Komiser Cık". Bir o kadar da evinde dinlendi. Teşhis ülserdi. Gerçi korkulacak bir şey yoktu ama pehrizine aşırı dikkat etmesi gerekiyordu. Bu da ona ölümden acı geliyordu.

- "Sevdiğim her şey yasak. Doğru dürüst bir yemek yiyemiyorum. İçki, sigara yok. Siz buna yaşamak diyorsanız, yaşıyoruz iste!"

Bundan 15 gün kadar önce ayağa kalkabildi Sönmez Atasoy. Tiyatrodan önce de televizyona koştu. Geçen cuma gecesi "Sıra Sizde'de izlediğimiz oyunun çekimi için televizyon stüdyolarına girdi. Öylesine sevinçli, öylesine heyecanlıydı ki:

- "Televizyonu böylesine özleyeceğim, inanın aklımın ucundan geçmemişti" diyordu. "Ama özlemişiz işte... Demek ki tiyatroculuktan sonra kanımıza televizyonculuk da girdi."

Bir taraftan izlediğimiz "Komiser Çık" skecinin çekimi için kamera karşısına geçiyor, işi bittiği zaman da sizin adınıza kendisine yönelttiğimiz sorularımıza cevap veriyordu... Öğrenim yıllarında tiyatrocu olmak aklının köşesinden bile geçmezmiş Sönmez Atasoy'un... O beyaz gömleği giyebilmek, doktor olabilmek tek tutkusuymuş... Ama olmamış, kader onu tiyatro sahnelerine itmiş:

- "Biz Erzincanh'yız" diye kendini tanıtıyordu "Komiser Cık"..."Erzincan'da doğdum. 1944 yılında. İlk ve ortaokulu doğduğum şehirde okudum. Sonra da Ankara'da Gazi Lisesi'ni bitirdim."

Lise bittiği zaman, kendini Ankara Devlet Konservatuvarı'nda bulmuş, burada tiyatro bölümünü bitirmiş. Ve sahneye ilk kez Ankara'da çıkmış...

- "Ankara Devlet Konservatuvarı'na devam ederken bir taraftan da tıbba devam etmek istemiştim. Başarılı bir öğrenciydim. Lisede her yıl iftihara geçiyordum. Ama tiyatro beni öylesine içine çekti ki unuttum doktorluğu... İyi mi ettim, kötü mü ettim bilmiyorum, tiyatroculukta karar kıldım. Bugüne kadar otuzu aşkın oyunda profesyonel olarak rol aldım. Pek çok oyunda da yönetmenlik görevini yüklendim. Tiyatro hayatımda iki anım vardır ki, unutamam. Biri 1972-1973 tiyatro döneminde en başarılı erkek oyuncu seçilişim. Diğeri de İstanbul'da oynadığımız "Cadı Kazanı" adlı oyun..."

İstanbul'un bir Kültür Sarayı (sonraki açılışında adı Atatürk Kültür Merkezi olarak değiştirildi) vardı. Binbir emekle yapılmış ve sonra bir gün, yanıp kül oluvermişti. 27 Kasım 1970'teki bu olayı hatırlayan İstanbullular, müthiş yangının çıktığı gece sahnede "Cadı Kazanı"nın oynadığını sanırız anımsayacaklardır. İşte bu "Cadı Kazanı"nda Sönmez Atasoy'un da rolü vardı. Yangın çıktığı anda da sahnedeydi.

- "O anı, nefes aldığım sürece hatırlayacağım. Cayır cayır yanıyorduk. Ve ben sahnede rolümü yapıyordum. Son ana kadar da inmedim sahneden... Panik başlayıp, salon karışıncaya kadar..."

Sönmez Atasoy ya da sizin tanıdığınız ismiyle "Komiser Cık," iki yıldır İzmir'de. Artık İzmir'e yerleşti. İzmir Devlet Tiyatrosu'nda sahneye çıkıyor. Mide kanamasını atlatınca tekrar tiyatrodaki görevine döndü. "Dirlik Düzenlik" adını taşıyan oyunda görev aldı. Ama aktör olarak değil, yönetmen olarak... Sahneye koyduğu oyunda başrolü eşi Emel Atasoy oynuyor.

Evet, evlidir "Komiser Cık"... Hem de dört yıldır. Eşi Emel de kendisi gibi bir tiyatro sanatçısıdır. İki kızı vardır. Fadik 1,5 yaşındadır, Zeyno ise 8 aylık...

Sönmez Atasoy, eşi Emel'e bir de isim takmış. Dinleyelim öyküyü:

- "Ekrana Komiser Cık olarak gelince herkesin dilinden düşmez oldum, özellikle eşim, ekrandaki ismimle hayli alay ediyordu. Ama sonra Komiser Cık tutunca, millet bu isme alışınca, ben de eşimden intikamımı aldım. Ona 'Bayan Cık Cık' adını taktım. Önce evde, sonra da dost meclislerinde onu hep böyle çağırınca bizim Emel'in adı unutuldu, herkes onu 'Bayan Cık Cık' olarak çağırmaya başladı.."

Komiser Cık ile Bayan Cık Cık'ın bir tek arzuları var şimdi. Ekrana birlikte gelebilmek, bir skeç dizisinde başrolü oynayabilmek. "Şimdi harıl harıl çalışıyoruz" diyorlar... "Durmadan küçük öykü ve skeçler okuyoruz. Bunları televizyon ekranına nasıl adapte edebileceğimizi düşünüyoruz. Eğer arzuladığımız gibi bir öykü bulabilirsek, televizyona teklifimizi yapacağız..."

(TV'de 7 Gün - 2 Mayıs 1977)

Notlar:

 - İnternetteki bütün kaynaklarda Sönmez Atasoy'un Kars doğumlu olduğu yazıyor. Ancak usta oyuncu bu röportajda, Erzincan doğumlu olduğunu söylüyor...

- Sönmez Atasoy'un eşi Emel Atasoy'un evlenmeden önceki soyadı Göksu'dur. Emel Göksu, Kenan Evren'in 3. kızı Miray ile evlenerek damadı olan Maksut Göksu'nun kızkardeşidir.

-  1970'teki Kültür Sarayı yangınında, sahneyi son ana kadar terketmeyerek hayatını tehlikeye atan Sönmez Atasoy'un ölümü de mesleğini icra ederken geldi. Atasoy, 11 Aralık 2011'de, Sakarya Fırat dizisinin Isparta'daki çekimleri sırasında kalp krizi geçirdikten dört gün sonra, 15 Aralık 2011'de yaşama veda etti.