Taş'tan adamın dramı

Yayın Tarihi : 22 Eylül 2013
54679
Filmlerin taş kalpli oyuncusu Erol Taş, gerçek yaşamında üç küçük çocuğuna hem annelik hem babalık yapmak zorunda kalan, altın yürekli bir adam.

 

Erol Taş'ı, Cankurtaran'daki kahvesinde bulmuştuk. «Ben de şimdi evden geldim. Bugün çamaşır günü, hem de çocukları yıkamak istiyorum. Baktım sabun kalmamış, dışarıya çıkmak icap etti» diyordu.

Erol Taş, 3 yaşındaki oğlu Metin'i kendi elleriyle yıkıyor.Birlikte kahveden iki sokak ileride olan, «Şadırvan Çıkmazı»ndaki Erol Taş'ın evine doğru yürüyorduk. İşte o zaman Erol Taş birdenbire durdu. Üstü başı kir-pas içinde, durmadan ağlayan bir çocuğa gözü ilişmişti. «Neden ağlıyorsun yavrum?» derken çocuğun kirli yanaklarını iri elleri ile okşuyordu.

Erol Taş çocukları eskiden de severdi. Fakat o kara gününden sonra, bütün çocuklar onun kendi öz çocuğu olmuştu sanki...

Evin kapısından içeri girdiğimizde, çocuk sesleri kulaklarımızı doldurdu... Erol, «Çocuklar daha hiç bir şey bilmiyorlar. Annelerini hastanede sanıyorlar» dedi. Erol Taş'ın üç çocuğu var: Güler, Gönül ve Metin. Güler ile Gönül 6 yaşında ikiz kardeş. Bu yıl okula başladılar. Metin ise 3 yaşının içinde. 

Çocuklar babalarını görünce sevindiler. Fakat, bizleri tanıyamamışlardı. Erol Taş «Bir dakika, benim çamaşır suyu kaynamış olmalı» diyerek yanımızdan ayrıldı.

* * *

Filmlerin sert karakteri Erol Taş, önlüğünü giymiş, çocuklarının çamaşırlarını yıkarken...18 Ağustos 1965, Erol Taş için unutamayacağı kara günlerden biri olmuştu:

Vakit akşam üzeri... Odadan çıkan hemşire, hastane koridorlarında dolaşan adama başıyla işaret ediyor: «Erol Bey gelir misiniz?»

Erol Taş odadan içeri piriyor. Uzun seneler aynı yastığa baş koyduğu karısı, kurtulamadığı amansız hastalığın pençesinde hayata gözlerini kapıyor... Ve artık Erol, çocuklarının hem babası, hem de annesi oluyor.

* * *

Küçük Metin ağlamaya başlamıştı. «Baba karnım acıktı» diye sesini duyurmaya çalışıyordu. Erol Taş bir taraftan masayı hazırlarken, «Çamaşır ve banyo günleri hep böyle oluyor. Yemek saati gecikiyor» diyordu. Masa hazırdı.

Çocuklar masanın etrafında yerlerini aldılar. Erol çocukların tabaklarını hazırladı. Hep beraber oturup yemeye koyuldular.

Gönül, «Babacığım makarna çok güzel olmuş. Hep bize bundan pişir e mi?» diyordu. Erol da «Her gün makarna olur mu kızım. Sonra bıkarsın. Bugün kolayıma geldi. Onun için makarna pişirdim» diyordu.

Erol Taş ve çocukları parkta...Yemekten kalktılar. Erol çabucak bulaşıkları yıkadı. «Hadi bakalım şimdi uykuya» dedi. Çocuklar, önce nazlandılar. Fakat Erol kalktıkları zaman onları otomobille çocuk bahçesine götürmeyi vaat edince itiraz etmediler.

Erol Taş'ın çamaşır yıkaması da uzun sürmedi. Bir taraftan yıkadığı çamaşırları sıkarken, «Ben de kirlilerin çok fazla olduğunu sanıyordum» diyordu. Bu arada öğlen uykusundan uyanan Metin'in sesi duyuldu. Gönül ve Güler de uyanmıştı. Artık parktaki çocuk bahçesine gidebilirlerdi.

Dört kişilik «Taş» ailesi Mercedes arabalarındaki yerlerini aldılar. Ve çocuklar gözlerini açıp kapayıncaya kadar kendilerini Gülhane Parkı'nda buldular. Önce hayvanat bahçesi gezildi, sonra çocuk bahçesindeki salıncakta sallandılar, kaydılar, eğlendiler, eğlendiler...

Erol Taş, çocuklarıyla birlikte Gülhane Parkı'ndaki hayvanat bahçesinde..* * *

Erol, çocuklarının yanında daima neşeli olmaya çalışıyordu. Bugüne kadar çeşitli yarışmalarda 7 defa mükafat almıştı. Ve en iyi karakter oyuncusu olarak gösteriliyordu. Fakat onun şöhretle parada pulda gözü yoktu... Çocuklarından başka hiçbir şeye aldırış etmiyordu. Zaman zaman boşluğa dalan gözlerinde üzüntü bulutlarını görmek mümkündü.

(Ses Dergisi - 25 Eylül 1965)

Bu yazıyı kaçırmayın:

Erol Taş'ın vazgeçemeyeceği üç şey >>