Tolga Çevik'in kaderini değiştiren fotoğraf

Yayın Tarihi : 05 Mart 2012
30727
Televizyon ve sinemada hızlı bir yükseliş yaşayan başarılı komedyen, Amerika'daki oyunculuk öğrenimini Göksel Kortay ile ünlü Hollywood yıldızı Faye Dunaway'in oda arkadaşlığına borçlu... Yukarıdaki fotoğrafta, aynı evde kaldıkları dönemde, Göksel Kortay, Faye Dunaway'in makyajına yardım ederken görülüyor...


Tolga Çevik'in yeni filmi "Sen Kimsin" vizyona girdi. Avrupa Yakası, Organize İşler, Komedi Dükkanı derken her geçen gün ününü arttıran Çevik'in kariyerindeki en önemli kilometre taşlarından biri Amerika'da, Central Missouri State University'de oyunculuk öğrenimi görmesi... Çevik'in hocaları arasında Robin Williams ve Tommy Lee Jones gibi yıldız isimler de bulunuyordu.

Tolga Çevik, yetenek sınavına bile girmeden, sadece İngilizce sınavıyla bu üniversiteye kabul edilmesini Göksel Kortay'ın, Oscar'lı ünlü yıldız Faye Dunaway ile yıllar öncesinin dostluğuna borçlu. Göksel Kortay'ın, eski oda arkadaşı Faye Dunaway'e Tolga Çevik için ricada bulunan bir mektup yazması ve ünlü yıldızın devreye girmesiyle, rüya gerçek olmuştu....

Peki Göksel Kortay ile "Bonnie ve Clyde", "Chinatown" ve "Network"ün unutulmaz yıldızı Faye Dunaway'in yakın arkadaşlığı nereden geliyor?

Bu yazıda, biz de size bunu anlatacağız. Yine internette ilk kez yayımlanan fotoğraflarıyla...

**********

Göksel Kortay, 1960 yılında Amerika'ya gitti ve Boston Üniversitesi'nin Tiyatro Bölümü'nde öğrenime başladı. Okul çok kalabalıktı ve sınıftaki öğrencilerin çoğu birbirini tanımıyordu. Göksel'in Türk olması diğer öğrencilerin çok ilgisini çekti. Tiyatro öğrenimi görmeye gelen, sarışın Türk kızı onları şaşırtmıştı. Göksel, sınıftaki öğrencilerden Faye ile çabucak kaynaştı ve kısa zamanda dost oldular.

Okulun pansiyonundan ayrılıp, ev tutma zamanı geldiğinde, Göksel ile Faye birlikte ev aramaya başladı. O günlerde iki genç kız da "Kral Oidipus" piyesinde oynuyordu. Göksel bir gün prova için tiyatroya giderken, Faye arkasından "Müjde Göksel" diyerek bağırdı. İki odalı, eşyalı bir ev bulmuştu. Kirası biraz pahalıydı: 130 dolar. Yanlarına üçüncü bir arkadaşlarını daha alarak evi tuttular. Ancak üçüncü kız 15 gün kadar sonra New York'a gidince, ev iki genç kıza kaldı ve bir başka arkadaş almadılar.

Göksel zaten çalışıyordu, Faye de cumartesi ve pazar günleri Somerset Hotel'de garson olarak işe başladı. İki kız "Kral Oidipus"tan sonra, "Mert Ana" (yukarıdaki fotoğrafta Göksel Kortay ile Faye Dunaway, Mert Ana oyununun bir sahnesinde...) ve "Yerma" oyunlarında rol aldı. Her geçen gün birbirlerine daha çok ısınıyor ve birbirlerini daha çok seviyorlardı.

Ortak eve geçtikten sonra, kimin neyi daha iyi yaptığı ortaya çıkınca iş bölümüne gitmişlerdi. Faye yemek ve bulaşık işiyle ilgileniyor, Göksel de ortalığı toplayıp, temizlik yapıyordu. Evde en çok makarna pişiyor, ton balıklı salata tüketiliyordu.

"Cadı Kazan" birlikte oynadıkları son oyun oldu. Faye sık sık, garip kıyafetli adamlara aşık olduğunu zannediyor, bu nedenle sık sık tartışıyorlardı. Faye bu yüzden Göksel'e "Anneanne" diye takılıyordu.

Cadı Kazanı'nı ünlü siyahi yönetmen Lloyd Richards sahneye koyuyordu. Provalar sırasında oyunun yazarı Arthur Miller da sık sık tiyatroya gelip çalışmaları seyrediyordu. Bu arada Faye, Richards'la samimi bir dostluk kurdu. Bu arkadaşlık ona ünlü yönetmen Elia Kazan'la tanışma fırsatı yarattı.

O günlerde, Amerika'da büyük bir tiyatro olayı patlak vermişti. Bütün tiyatroların özel olduğu Amerika'da ilk defa "Lincoln Center" adıyla bir devlet tiyatrosu kuruluyordu. Elia Kazan, Faye'in o tiyatroya girmesine aracılık yaptı. (Soldaki fotoğrafta, Göksel Kortay ile Faye Dunaway (en solda) bir prova öncesinde...)

Göksel de o sıralar New York'a gidecekti. İki genç kız, ağlayarak ayrıldı. 1,5 yıl iki odalı bir evi paylaşmış, aynı odada karşılıklı yataklarda yatmışlardı. Birlikte sevinmiş, birlikte üzülmüş, tüm sırlarını paylaşmış, bir kardeş kadar yakınlaşmışlardı.

Göksel, New York'tayken hemen her gün telefonlaştılar. Göksel tekrar Boston'a döndü ve Faye'in evinde 6 ay kaldı. Artık Faye'in durumu çok farklıydı. Her geçen gün mesleğinde dev adımlarla ilerliyor, ünü artıyordu. Ama o hiç değişmemişti, eski canlı, samimi, sempatik genç kızdı Göksel için. Göksel de onun için her zamanki çatık kaşlı bir anneanne...

O altı ayın sonunda Göksel istanbul'a döndü. Faye ise önce Lincoln Center'dan bir başka tiyatroya, sonra da sinemaya geçti. 1967'de rol aldığı "Bonnie ve Clyde" filmindeki "Bonnie Parker" rolüyle büyük başarı kazandı (solda Faye Dunaway bu filmdeki rol arkadaşı Warren Beatty ile...). Filmin vizyona girdiği gün şöhret oldu. Bu filmdeki rolüyle En İyi Kadın Oyuncu dalında Oscar'a aday gösterildi. Aynı başarıyı 1974'te "Chinatown" filmindeki "Evelyn Cross Mulwray" rolüyle de tekrarladı. Üçüncü adaylığı olan 1976 yapımı "Network"taki "Diana Christensen" rolü ile bu kez Oscar'ın sahibi oldu. Faye Dunaway adı sinemanın unutulmaz yıldızları arasına kazındı.

Göksel Kortay ise İstanbul'a döndükten sonra Kenter Tiyatrosu, Dormen Tiyatrosu, Nisa Serezli-Tolga Aşkıner Tiyatrosu, Gazanfer Özcan-Gönül Tiyatrosu başta olmak üzere; çeşitli tiyatrolarda çalıştı. Uzun süre Müjdat Gezen Sanat Merkezi'nde öğretim üyesi olarak görev yaptı. Doğuş Üniversitesi ve Kadir Has Üniversitesi'nde öğretim üyesi olarak çalıştı. Birçok film ve televizyon dizisinde rol aldı. 1979 yılında kendisi gibi oyuncu olan Kerem Yılmazer'le evlendi. Ancak eşini 20 Kasım 2003'te, İstanbul Levent'teki HSBC bankasına yapılan bombalı saldırıda kaybetti. Yılmazer, saldırı sırasında, bankaya yakın bir trafik lambası önünde, aracıyla kırmızı ışıkta bekliyordu (yukarıdaki fotoğrafta Göksel Kortay ile eşi Kerem Yılmazer birlikte görülüyor).