Tuluat ustası Tevfik İnce artık anılarıyla yaşıyor

Yayın Tarihi : 21 Kasım 2017
332
Sahneye ilk kez 1922 yılında çıkan Tevfik İnce kalp rahatsızlığı yüzünden 1968'de kendini emekliye ayırdı. Şimdi günlerini okuyarak ve torunlarına sahne anılarını anlatarak geçiriyor...

 

Üç defa askere giden Tevfik İnce annesiyle babasının resimleri arasında asılı olan «Mülazım-ı Evvel» (teğmen) Tevfik Efendi'nin resmine bakıyor ve «Bir zamanlar neymişim» diyor.Bir zamanlar yazlık bahçelerde, alaturka gazinolarda, radyodaki özel programlarda ışıl ışıl parlayan bir topluluk vardı: «İsmail Dümbüllü ve Arkadaşları»... Ortaoyunu «kol»ları, tuluat kumpanyalarının hemen hepsinde olduğu gibi topluluğun «yıldız»ı ona adını veren İsmail Dümbüllü'ydü tabii. Ama hemen peşinden de Tevfik ince gelirdi. 

Sirar-Pişekar arası bir tipi canlandıran Tevfik İnce, sahnede İsmail Dümbüllü'ye açmazlar verir; Dümbüllü'nün bu açmazlara verdiği esprili karşılıklar, seyircileri kahkahaya boğardı.

Tevfik İnce torunlarını çok seviyor, bu yüzden sık sık kızının evine gidiyor. Fotoğrafta, Tevfik İnce 17 yaşındaki torunu Nilgün'e anılarını anlatırken...Yıllardır ikisini sahnede birlikte görmeye alışmıştık ve bilirdik ki Tevfk İnce, «Artık senin başını bağlayacağım» dedi mi, Dümbüllü, «Bağla. Benim kudurma zamanım geldi» diyecek... Ve biz bu hiç değişmeyen konuşmaya, bilmem kaçıncı defa bir daha güleceğiz. Böylesine bir alışkanlık doğmuştu İsmail Dümbüllü-Tevfik İnce-Seyirci üçgeni arasında...

1968 yılında durum birden değişti. Tevfik İnce kendi kendini emekliye ayırıp çekilmişti. Bu haberin duyulmasından kısa bir süre sonra da İsmail Dümbüllü jübilesini yapıp çekildi. Bir süre sonra Dümbüllü yine sahnelere döndü ama yanında yar-ı vefakarı «Tevfik Efendi»  yoktu.

Zaman zaman İsmail Dümbüllü ile ilgili haberler, gazete ve dergiler aracılığı ile hayranlarına, kendisini sevenlere ulaştı. Peki ama Tevfik İnce ne yapıyordu, neredeydi, neyle vakit geçiriyordu? İşte bu soruların cevaplarını bulmak için Tevfik İnce'nin peşine düştük ve bulduk.

İsmail Dümbüllü ile Tevfik İnce (sağda), sahnede Kavuklu ve Pişekar rollerinde...Yüzyıl hesabıyla düşünürseniz hayli yaşlı Tevfik ince. Öyle ya, bir asır önce, 1899 yılında doğmuş, İstanbul Muallim Mektebi'ni bitirmiş, Alaçam'da öğretmenlik yapmış, sonra «sıla hasreti»ne dayanamayıp doğduğu kente, istanbul'a dönmüş. Ortaköy'de bir süre öğretmenlik yaptıktan sonra, Kabzımallar Cemiyeti Umumi Katibi olmuş ve Naşit Bey'in teklifiyle 1922'de Şark Tiyatrosu'na girip «iki Ahbap Çavuşlar» piyesinde «Gustave» rolüyle sahneye çıkmış.

1924 yılında Kel Hasan'ın topluluğuna geçmiş. Dümbüllü ile de orada tanışmış. 1926 yılında da İsmail Dümbüllü ile beraber çalışmaya başlamışlar.

1940-43 arasına sıkışan 2,5 yıllık bir ayrılığı saymazsanız, halk tiyatromuzun bu iki şöhreti tam 41 yıl kader birliği etmiş, kendilerini seyredenleri kahkahaya boğmuş.

Tevfik İnce, 1928 yılında evlenmiş, 1929 yılında Sevim adını verdiği bir kızı olmuş. O kız şimdi 41 yaşında evli, iki çocuk annesi bir hanımefendi.

Tevfik İnce, yıllarca unutulmaz bir ikili oluşturduğu İsmail Dümbüllü'nün (ortada) jübilesinde, Vasfi Rıza Zobu (solda) ile...Sahnede geçen 46 yılın karşılığında Suadiye'de bahçe içinde bir ev sahibi olan Tevfik İnce'nin şimdi bütün vaktini Taner ve Nilgün adlı biri kız, biri erkek iki torunu alıyor. 19 yaşındaki Taner'le, 17 yaşındaki Nilgün'e sahne hatıralarını anlatıyor, günümüzün modern tiyatrosuna köprü olan Şehzadebaşı'nın 'Direklerarası'ndaki «tiyatro alemlerini» yaşatıyor. O alem kendi içinde de olanca canlılığı ile yaşıyor, hani «Ha» deseniz yine sahneye çıkacak gibi...

Bunu söyleyince Tevfik İnce gülüyor:

- «Sahneyi kalp rahatsızlığı yüzünden bıraktım... İnsan kalp hastası olunca gayet dikkatli yaşamak zorunda. Bu yüzden sahneye çıkamıyorum. Yoksa bir dakika bile durmam, yine sahnede olurum» diyor ve peşinden hemen ilave ediyor: 

- «Hayat bu mirim, hayat... Emekli olduk işte!...»

(Ses Dergisi - 20 Haziran 1970)