Türk sinemasının ilk Fatih'i: Sami Ayanoğlu

Yayın Tarihi : 07 Kasım 2017
476
Aktör, yönetmen ve dublaj sanatçısı; sinemada Fatih Sultan Mehmet'i canlandıran ilk oyuncu Sami Ayanoğlu'nun 7 Kasım 1971'deki ölümünün ardından Ses dergisinde yayımlanan yazı...

 

Sami Ayanoğlu (en sağdaki), Çorlu'da askerlik yaptığı günlerde... Fotoğrafın sol başındaki kendisi gibi oyuncu arkadaşı Müfit Kiper'dir.Türk sanat alemi büyük bir evladını daha kaybetti. Şehir Tiyatroları'nın tanınmış artist, rejisör ve yöneticilerinden Sami Ayanoğlu, 7 Kasım 1971 Pazar günü saat 10:00'da Kartal'daki evinde geçirdiği ikinci bir kalp krizi sonucu hayata gözlerini kapadı.

Sami Ayanoğlu'nun vefatını duyduğu zaman Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Vasfi Rıza Zobu çok üzülmüş, «Yalnız Şehir Tiyatroları değil, Türk tiyatrosu büyük bir kayba uğradı. Pek ender yetişen kabiliyetlerden biriydi Sami. Onun acısını uzun zaman unutamayacağımız gibi, müessesemize kattığı kıymetli sanatından da mahrum kalacağız. Onun eksikliğini uzun müddet duyacağız» dedi.

Sami Ayanoğlu, 1913'te doğmuş, 17 yaşındayken Muhsin Ertuğrul'un sahneye koyduğu «Yaşayan Ölüler»de figüran olarak sahneye çıkmış, tam bir yıl sonra, yani 1931'de de, «Maya» piyesinde ilk defa rol almıştır. O günden bugüne 250 kadar piyeste rol alan Sami Ayanoğlu, uzun zamandan beri de Şehir Tiyatrosu Yönetim Kurulu'nda bulunduğu gibi, bu tiyatronun başlıca rejisörlerinden de biriydi.

Sami Ayanoğlu gençlik yıllarında 'Büyük Romulus' oyununda...Yazın Rumelihisar sahnesinde oynanan «Cyrano de Bergerac» ile halen Üsküdar'da oynanmakta olan «Koca Sinan»ı o sahneye koyduğu gibi, Üsküp şehrindeki Türk Tiyatrosu'nun daveti üzerine Eylül ayında Üsküp'e giden büyük sanatçı, orada iki aya yakın çalıştıktan sonra yurda henüz dönmüştü.

Tiyatro sanatçılığı ve rejisörlüğü yanında Sami Ayanoğlu'nun sinema tarafı da vardı. İlk rol aldığı film 1933'te çevrilen «Karım Beni Aldatırsa», ilk rejisörlüğünü yaptığı film 1944'teki «13 Kahraman», en beğendiği rolü «İstanbul'un Fethi»nde Fatih, kendi hesabına çevirdiği film, 1962'de yaptığı «Barbut Süleyman» oldu. Bugüne kadar 50 filmde oynadı, rejisörlük yaptı.

Solma adında evli bir kızı ve ondan bir torunu, ayrıca bu yaz evlendirdiği Bora Ayanoğlu adında hem Şehir Tiyatroları sanatçısı, hem de müzik alanında isim yapmış bir oğlu olan Sami Ayanoğlu, nadide çiçek meraklısı idi. Zaman zaman evinde çe şitli kaktüsler, süs domatesleri, ağaç biberleri yetiştirirdi.

Sami Ayanoğlu, kendisi gibi sanatçı olan Bora Ayanoğlu'nun nikah töreninde...1962'de mecmuamız yazarlarından biriyle yaptığı bir konuşmada dublaj hakkında söyledikleri pek enteresandır. Aşağıya aynen alıyoruz:

- «Türkiye'de seslendirilen ilk film olan 'Şafak Sökerken'den beri dublaj yapıyorum. Ayda ortalama 5-6 film... Bugüne kadar yaptığım dublajların sayısı 2 bini geçti. Ben daha ziyade fazla hareketli olmayan filmleri seviyorum. Hint ve İngiliz filmleri bu bakımdan çok güzel. Ama Arap, İspanyol ve İtalyan filmleri çok hareketli olduğu için dublajda insanı çok yoruyor...»

Bir de Sami Ayanoğlu’nun 37. sanat yılı için düzenlenmiş olan jübile münasebetiyle çıkan dergide "kendi kendisiyle" yaptığı bir röportaj vardı. Ondan bazı kısımları aşağıya alıyoruz:


«Kimsin, kimin oğlusun?...»

«Adım, Mustafa Sami Ayanoğlu. Babam Harbiye Nezareti Muzikası'ndan yetişme mülazım-ı sani (teğmen) Hüseyin Hilmi Efendi. Annem Bedriye Nefise Hanım.»

«Nerede, ne zaman doğdun?»

Sami Ayanoğlu son olarak Üsküp'teki Türk-Arnavut Tiyatrosu'nun kuruluş çalışmalarına katılmıştı...«Eyüp Sultan'da. Eski takvime göre 21 Nisan 1329 Pazartesi günü. Alaturka saat 1,5'ta...»

«Nerelerde okudun?»

«Eyüp Reşadiye Numune İlkokulu ve Darüşşafaka Lisesi... Sonraları Darülbedayi'de. «Tiyatro Meslek Okulu» unvanıyla bir mektep açıldığını gazetelerde okudum. Hocalarımın, muhalefetine rağmen müracaat ettim. İmtihanı kazanmıştım.»

«Aktörlük çaresizlikten başvurduğun bir meslek mi?»

«Katiyen! Çok küçük yaşımdan beri Karagöz'e, kuklaya, Kel Hasan'a, Darülbedayi temsillerine ve sinemaya karşı sonsuz bir alakam vardı. Bu, günün birinde beni mektep müsamerelerinde sahneye çıkardı. O kadarcıkla doyamadım. Bu sefer de Topkapı Gençler Mahfeli'nde sahneye çıkmaya başladık. Mektep idaresince duyulunca kovulmakla tehdit ettiler. Çünkü o zaman talebelerin mahfellere, kulüplere girmeleri Maarif Vekale tince yasak edilmişti. Hevesimi yine müsamerelerden almaya çalışıyordum ki. Tiyatro Mektebi açıldı. Benim için İyi bir fırsattı bu...»

«Sinemada neler yaptın?»

«Aktörlük, rejisörlük, tek tük de senaristtik... Başka soracağın?»

«Gençlere bir diyeceğin var mı?»

Bora Ayanoğlu (sağdaki), 9 Kasım 1971'de düzenlenen törenle ebediyete uğurlanan babası Sami Ayanoğlu'nun naaşı başında saygı duruşunda bulundu...«Aktör olmak isteyen evvela istidadı olup olmadığını öğrensin. Ondan sonra da okusun, eğitime tabi olsun, ama bol bol okusun... Bu meslek, istidatsızların okumakla, gayretle, yani zorla elde edebilecekleri bir iş olmadığı gibi, istidatlıların da okumadan tam başarı kazanacakları bir sanat değildir.»

Bu büyük sanatçının cenazesi 9 Kasım 1971 Salı günü sabah saat 10:00'da Şehir Tiyatroları Harbiye Bölümü'ne getirterek, önünde saygı duruşunda bulunulmuş, oradan Şişli Camii'ne götürülerek cenaze namazı kılınmış, kendisini seven çok kalabalık bir cemaatin omuzlarında taşınarak Zincirlikuyu'daki aile kabristanına defnedilmiştir.

(Ses Dergisi - 13 Kasım 1971)