Yeşilçam'ın en cömert kadınları

Yayın Tarihi : 29 Şubat 2016
12275
Türk sinemasında yıldız kadın oyuncuların katı kuralları, filmlerdeki işi sadece soyunmak olan bir grup yaratmıştır. Bu konudaki tek istisna Fatma Girik'tir.

 

Feri Cansel şöhretini iş terbiyesine, iyi niyetine, iri gözlü, kalın dudaklı yüzüne ve çokca da vücuduna, soyunma konusunda ince eleyip, sık dokumamasına borçludur.Dünyanın her yerinde şöhretlerini kabiliyet ve oyun gücünden çok, vücutlarının güzelliklerine borçlu olan artistlere rastlanır. Oysa bizde durum öyle değildir. Türk sinemasının en iyi kadın oyuncularından biri olan Fatma Girik hariç bütün yıldızlar kamera karşısında bırakın soyunmayı, mayoyla bile zor poz verirler. Bu durum Yeşilçam'da işi gücü kamera karşısında soyunmak olan bir artist tipi yaratmış ve bu yolu da Feri Cansel açmıştır.

Bir «sinema gerçeği» vardır, bir de «Yeşilçam gerçeği». Yeşilçam'ın sözüm ona Türkiye'nin Hollywood'u olduğunu sananlar, bu ikisini aynı zannederler, ama işin aslı pek de sanıldığı gibi değildir. «Sinema gerçeği» ile «Yeşilçam gerçeği» aynı şeyler değildir ve Türkiye'de Yeşilçam gerçeği, sinema gerçeğinden daima daha egemen, daima daha ön plandadır.

Figen Han gerektiğinde üstündekilerin pek çoğunu çıkarıp kamera karşısına geçebiliyor.Mesela «soyunma» konusunu ele alalım. Dünyanın hemen her yerinde, kamera karşısına geçen her artist, «Hamama giren terler» kavlince gerektiğinde gerektiği kadar soyunur, açılıp saçılmakta sakınca görmez. Oysa bizde durum tam tersinedir. Yeşilçam'da soyunma dozu, başroldeki oyuncuya göre ayarlanır.

Bizde öyle artist vardır ki, onu kamera karşısında soymak, «Deveye hendek atlatmaktan, salla Atlantik'i geçmekten» çok daha zordur. İşin daha garip tarafı «soyunmama» olayı artistin afişteki sırasıyla doğru orantılıdır. Herhalde bu yüzden olacak, her artist, sinemaya girdiği yıllarda, hiç değilse «az biraz» soyunur. Film başına aldığı para, arttıkça, afişlerde adının puntosu büyüdükçe, o da «soyunmayı» bırakıp, «sarınmaya» başlar.

Tam «yıldız» olunca da, eski zamanın mahçup tazeleri gibi, elbisesinin açık bıraktığı yerlerin dışında hiçbir yerini göstermeye razı olmaz. Siz şimdi şaka ediyor sanacaksınız, ama bir gerçektir söyliyeceğim: Birçok filmde, yıldız oyuncu mayoyla görünmeyi reddettiği için plaj sahnesi bile çekilemez...

Bu durum sinemamızda işi gücü soyunmak - evet, sadece soyunmak - olan bir artist tipi, artist grubu yaratmıştır. Yapımcılar başrol oyuncularını soyamadıkları için ikinci, üçüncü rol oyuncuları soyup filmlerde bir «denge kurmak» ister.

BİR İSTİSNA: FATMA GİRİK

Yılmaz Güney, Fatma Girik'ten «Aslan kız, asker kız» diye bahseder. «Yıldızlar» sınıfında gerektiğinde soyunmaktan çekinmeyen - daha doğrusu oyunu kurallara uygun olarak oynayan  - tek sinema yıldızıdır Fatma Girik. Kendini belli bir kalıbın hudutları içine hapsetmeyen, kelimenin tam anlamıyla filmlerde tipten tipe, kılıktan kılığa, kalıptan kalıba giren tek yıldızdır.

Fatma Girik için ne Yeşilçam vardır, ne de onun kuralları. Sadece sinemayı ve sinemanın kurallarını düşünür. Bu yüzden gerektiğinde makyajsız kamera karşısına çıkar, gerektiğinde kendini yerden yere atar, gerektiğinde soyunur.Bir de Feri Cansel var. O da başrol oyuncusu. Üstelik son bir yıl içinde mesleğinde epey ilerleme kaydetti, daha çok siyah-beyaz filimler yapan "B grubu" şirketlerin en çok aranan kadın oyuncusu oldu. Bunun da sebebi var tabii. Feri Cansel'in güzel, dolgun bir vücudu var. «Soyunmam» falan dediği de yok üstelik. Özellikle Anadolu'da, onun oynadığı filmler çok iyi iş yapıyor. Feri Cansel'in vücudu filmlerin iş başarısını önemli ölçüde arttırıyor. Feri de durumdan hiç şikayetçi değil. O kadar değil ki, karlar üstünde bikiniyle poz vermekten bile çekinmiyor. 

Sorarsanız, endam aynasında kendini şöyle bir süzüyor, sonra gözleri parlayarak, «Benim yerimde siz olsanız kamera karşısında alabildiğine soyunmaktan çekinir misiniz?» diyor. Elhak doğru, çekinilmez tabii!..

DİĞERLERİ

Türkiye'de alınıp satılmadığı hakkında üzerinde en çok pazarlık edilen şey nedir, bilir misiniz? Sinema seyircisi.. Evet, yıllardır aklı eren, ermeyen, bilen, bilmeyen herkes seyirci hakkında konuşur, «Şunu ister, bunu istemez» der. Eskiden başrol oyuncusu soyunmazdı. Soyunmazdı ama, o yasak şimdiki kadar katı değildi, daha elastikiydi. Rejisörler çok sıkıştılar mı işin içine bir tecavüz, ya da iğfal sahnesi katarlar, bu arada muratlarına ererlerdi. O zamanın vampları Ayşe Nana, İnci Birol, Polo Morelli, Özcan Tekgül, Nilüfer Sezer gibi dansözlerden olurdu. Peri-Han da arada bir vamp rolleri oynardı.

Aynur Aydan, filmlerde belirli bir ölçüde soyunur!Durum şimdi biraz değişti. Gerçi Birsen Ayda, Semra Yıldız gibi eski dansözler filmlerde «vamp» rollerine çıkıyorlar, ama kamera karşısına sadece soyunmak için geçen genç hanımlar da var listemizde: Gülgün Erdem, Figen Han, Melek Görgün, Aynur Aydan, Seher Şeniz, Ece Cansel günümüzün Türk sinemasının «cömert» ve «cesur» kadınlarıdır.

Birsen Ayda içlerinde en kararsızı. Şöyle böyle iki, üç yıldan beri kendi kendine, «Acaba dansözlüğe devam mı etsem, yoksa tamamen sinemada mı kalsam, şarkıcılık  yapsam daha mı iyi olur?» şeklindeki «acabalara» hala bir cevap veremedi. Bu yüzden setlerde bir görünüp, bir kayboluyor. 

Semra Yıldız ise bu işi belli bir ölçü ve estetik içinde yapıyor. Üstelik sadece soyunmuyor filmlerde, irili ufaklı roller de oynuyor. Kabiliyetli, tipiyle güven veren bir hanım. Bu çok önemli Yeşilçam'da. Semra Yıldız bu yüzden özellikle son aylarda peşpeşe filmlerde oynuyor.

Yeşilçam'ın soyunma rekortmeni Melek Görgün bir ayda 20 film çevrilse bunların en azından 16-17'sinde oynuyor.Gülgün Erdem'le Aynur Aydan da eskilerden. Onlar yukarıdaki ikiliden yaşça daha genç, ama sinemada daha eskiler... İkisi de meslekte adım adım yükseliyorlar. Gülgün Erdem artık başrollere yükseldi. İkinci kız rolü de oynuyor arada. Aynur Aydan da büyük firmaların filmlerinde, büyükçe rollerde gözüküyor. Ve ikisi de eskisi kadar soyunmuyorlar artık. «Soyunmam» demiyorlar ama, herhalde «az soyunuruz» diyorlar. Siz istediğiniz kadar, «Kardeşim lokantalarda bile az porsiyon kalktı!» deyin, Yeşilçam'da kalkmadı «az soyunmak»!

Gelelim Türk beyazperdesinin soyunma konusunda diğer «cesur» ve «cömert» kadınlarına.. Dilimizin ucuna peşpeşe iki isim geliyor: Bunlardan biri Figen Han, diğeri ise Melek Görgün'dür. İkisinin de sinemada pek fazla iddiaları yok, ama vücut konusunda iddiaları çok fazla. Üstelik mesleklerini de seviyorlar anlaşılan. Çünkü, başka türlü dayanılmaz bu işe. İkisi de film çevirdikleri zamanlarda nezleden kurtulamıyorlar! Eh, haklan da var tabii. Siz de o buz gibi setlerde, üstünüzde çok çok avuç içi kadar bir bezle çalışsanız, olsa olsa nezle olursunuz!

Gülgün Erdem, az soyunan vamplardan...İki isim daha: Seher Şeniz'le Ece Cansel.. Seher Şeniz bir zamanlar sinemada epey direnmiş, hatta «Ümit Kurbanları» adlı bir filmde başrol bile oynamıştı. Sonra striptize başladı, geçen yılın sonunda da tekrar Yeşilçam'a döndü. Epey başrol, bir o kadar da ikinci kız rolü oynadı. Bir de Ece Cansel (fotoğrafı manşette) var listemizde... Ece Cansel işini sevse, ciddiye alsa vamp olarak sinemada belli bir yere gelecek belki, ama o da arada sırada esrarengiz şekilde ortadan kayboluyor. Meydana çıktığı zamanlarda da peşpeşe filimler çeviriyor.

SOYULACAK KADIN, ÖLDÜRÜLECEK ADAM KALMAYINCA

Siyah-beyaz filmlerin avantüre kayması üzerine soyunan bütün genç hanımların iş şansı birden çok arttı. Bu yukarıda saydığımız «cömert» kadınların hepsi (Fatma Girik'le Feri Cansel hariç) devamlı olarak film çeviriyor. Her filmde 3-5 gün çalışıp hemen diğerine koşuyor.

Eski dansöz, yeni sinema oyuncusu Semra Yıldız, kamera karşısında daima yarı çıplak, hatta bazen çırılçıplak gözükür. Daha çok diyaloğu olan roller için tercih edilmektedir.Filmin erkek kahramanı adam öldürüyor, bunlar soyunuyor, o öldürüyor, bunlar soyunuyor ve nihayet filmde öldürülecek adamla, soyunacak kadın kalmayınca perdede bir «Son» yazısı beliriyor. Fransızlar «Fin», İngilizler «The End», bizimkiler «Son» diyorlar ya, biz de kendimize göre "Son" diyelim. Yani bu bahsi de şimdilik burada kapatıp, noktayı koyalım.

(Not: Manşet fotoğrafında oyuncu Ece Cansel bir film sahnesinde görülüyor.)

(Ses Dergisi - 27 Mart 1971)