Yeşilçam'ın ilk burun estetikli yıldızı: Leyla Sayar

Yayın Tarihi : 21 Kasım 2012
21400
Leyla Sayar, Amerikalı aktrist Kim Novak'tan etkilenerek, hiç de çirkin olmayan burnu için ameliyat masasına yattı.


Önce "Gizli Münasebetler" adı yazıldı. Sonra, bir kasaba yolu üzerine jenerik yazıları sıralanıverdi: "Stranger When We Meet", "Kirk Douglas", "Kim Novak"...

Leyla Sayar, burnuna estetik ameliyat yaptırmadan önce...Sarı bir okul otobüsü, yazıların arasında, kasaba yoluna sapı verdi. Otobüs durdu... Ama, jenerikteki yazılar hala yürüyordu... Kim Novak, profilini göstererek, çocuğunu otobüse bindirdi... Beyazperdeyi köşeleyen 13 numaralı locada, fısıltıyı andıran bir konuşma duyuldu... Bir kadın sesi:

- "Muzaffer, sana kaç aydır söyleyecektim, unuttum... Şu Kim Novak'ın burnuna dikkat et!... Hafif kalkık, küçük, düzgün bir burun... Burnumu onunkine benzetebilmek için, ömrümden üç yılı seve seve verirdim!"

Erkek, sesini aynı hafif tona uydurarak:

- "Ama o zaman sen değil de, yepyeni bir kız olursun" dedi, "Eski, alışılmış güzelliğini kaybedeceksin... Ama yeni biri olmak da, ilgi çekici!..."
- "Şimdi, film başlıyor!... Sen Kim Novak'ın burnunun ölçüsünü, kafanda çiz!... Ben, estetik ameliyat olacağım!... Yeni burnumla da beni herkes tanıyacaktır... Adımı değil, burnumu değiştiriyorum... Gene kendi adımla film çevireceğim!..."
Jeneriğin son cümlesi de siliniverdi... "Beş dakikalık ara"da ise bütün başlar 13 numaralı locaya döndü... Muzaffer Tema ile Leyla Sayar, "Kirk Douglas ile Kim Novak"ın filmini seyretmeğe gelmişlerdi.

O akşam, Leyla Sayar'ın "burun" hikâyesinin ilk cümleleri söylenmişti. Muzaffer Tema, iki yıldır arkadaşlık ettiği, Leyla Sayar'ın estetik ameliyat olmasını istiyordu. Ertesi gün, Leyla ile Muzaffer, "Tema Film"de buluştu... Ünlü operatörlerin adresleri tarandı... Soruldu, soruşturuldu... Sonunda, bir ad üzerinde duruldu... Ama, o da Avrupa'ya gitmişti. Çaresiz, dönüşü beklenecekti... Bu sırada, Leyla Sayar "Yaban Gülü" filmini çeviriyordu, içtikleri su ayrı gitmeyen arkadaşlarına:

- "Bu filmdeki burnum, pek yakın bir gelecekte değişecek!.. Artık, kamera karşısında burnumu düşünmeyeceğim... "Fas", "yarı faş", "truvakar" pozlar vermekten yoruluyorum. Ama. bazen de yakalanıyorum..." diyordu... Leyla Sayar estetik ameliyat sonrasında...

Aradan üç ay geçmişti... Tam "burun hikayesi"nin unutulacağı gün, Avrupa'daki ünlü operatörün döndüğü duyuluverdi... Leyla Sayar yemedi, içmedi, bu haberi Muzaffer Tema'ya yetiştirdi... Tema, telefonla, ünlü operatörü aradı. Gün alındı, Leyla, 30 Mart Cuma akşamı, annesine haber bile vermeden kliniğe yattı... Burun operasyonu, ertesi sabah 07:45'te başlayacaktı... Leyla Sayar, ünlü operatöre, yeni burun biçimini söyle çiziverdi:

- "Hafifçe kalkık olacak... Çok kalkık burunların havası yok! Ahtapot alınacak... Bir de üstteki kemik yokedilecek! Yakışır değil mi böylesi?..." Operatör, Leyla'ya hak verdi... O gece güzel, çirkin, estetik operasyonu yapılmış burunlar, Leyla'nın gördüğü rüyada geçit resmi yaptı... Bu güzelim rüya, ertesi sabah 07:15'e kadar sürdü... Ameliyat saati yaklaşmasa, belki Holywood'un bütün yıldızları, Leyla'nın rüyasına girecekler, daha uygun deyimle bu işe burunlarını sokacaklardı!

Leyla bayıltıldı... İki saat 15 dakika sonra, yüzü beyaz sargılarla bağlı olarak, ameliyat odasından çıkarıldı. Ayılınca, ilk sözü "ayna" oldu. Ama, doktor, aynayı bir hafta için yasak etmişti... Leyla, kuruntular, kaygılarla doluydu... Bu kaygılarını, ziyarete gelenlere burun edebiyatı yaparak gidermeye çalışıyordu:

- "Ne o Ayşe, burnunu niye kıvırıyorsun... Aman anne, bu işe burnunu sokmazsan, olmaz!... Hıh demiş de burnundan düşmüş... Mehmet mi? Vallahi burnundan kıl aldırmaz! Aman, bugün burnunun Kaf Dağı'nda olduğuna bakmayın, gün gelecek onun da burnu sürtülecek!" diyordu... Sonra sözü kendi burnuna getiriyordu:

- "Yıllardan beri, düzgün bir burun özlemi içindeydim... Arkadaşlardan biri "Kireçburnu" dese, aklıma burnum gelirdi. Üzülürdüm. Leyla Sayar, yeni burnuyla çok mutlu.Burunlarını estetik ameliyatla düzelten insanlarla ilgili haberleri noktasına, virgülüne kadar okurdum. Ama yüzüme öyle ufacık, kalkık burnun yakışmıyacağını biliyordum... Burnumu hafifçe kaldırmak, bir de konuşmama etki eden ahtapotu aldırmak istiyordum... "Gizli Münasebetler" filminde Kim Novak'ın düzgün burnu, beni bu ameliyata yöneltti. Anneme bile haber vermedim... O ancak, ertesi gün durumu öğrenebildi... Beni, gözü kan çanağı gibi, yüzü sargılarla örtülü görünce, şaşırdı... Ama, moralimi bozmamak için gülümsedi... Şimdi annemin o günkü moral durumu içindeyim... Bir aynaya bakabilsem..."

Ayna yasağının kalktığı gün burun edebiyatı da sona erdi. Muzaffer Tema gene yanındaydı:

- "Aynayı versene" dedi...

Yeni burnuna dakikalarca baktı, gülümsedi:

- "Yeni bir yüz istememiştim zaten" dedi. "Muzaffer bir de Kim Novak'ın fotoğrafını bulsana. Karşılaştırmak istiyorum da!" 

Cümlesini noktalar noktalamaz:

- "Vazgeç, Vazgeç..." diye devam etti... "Hem canım değişen bir şey yok ki! Biraz burnum havaya kalktı... Yüz o yüz, Leyla o eski Leyla!...

(Ses Dergisi - 21 Nisan 1962)