Yeşilçam'ın kadınları, erkekliğe soyundu

Yayın Tarihi : 14 Haziran 2012
21527
Filiz Akın, Hülya Koçyiğit, Fatma Girik, Belgin Doruk ve Nebahat Çehre'den sonra Türkan Şoray da "Ağla Gözlerim" filminde rol icabı erkek oldu...


Çok eskiden kadınların sahneye çıkmaları yasaktı. Onun için ortaoyunlarında erkekler kadın rollerine de çıkarlardı. Biz o devre yetişemedik, ama görenlerden dinledik, kitaplardan okuduk. «Zenne» rolüne çıkacak erkek önce güzel bir sinekkaydı traş olurmuş, sonra sürmesini çeker, rastığını sürer, şalvarını, çarşafını giyip sahneye fırlarmış. Oysa şimdi «devir değişti», kadınlar önce sahneye çıkıp erkekleri «rol icabı» bile olsa bir süre «kadın» olmaktan kurtardılar. Sonra, sonra bu da yetmedi, erkekleri bir tarafa itip «erkek» rollerine bile sahip çıktılar.

Misal mi istiyorsunuz? Buyrun öyleyse... Hiç o sapsarı saçlı, güleryüzlü Filiz Akın'ı «erkek» olarak düşünebilir miydiniz? Ama rüyada görülse hayra yorulmayacak bu iş gerçekleşti ve Filiz Akın, «Babasına Bak, Oğlunu Al» filminde kaytan bıyığına varıncaya kadar tam bir erkek olup sinema kamerası karşısında arz-ı endam etti! Ama «erkeklik» pek hoşuna gitmemiş olmalı ki, filmin bu kısmını çok kısa tuttular. Filiz 1,5 saatlik filmin sadece 3-5 dakikalık bir kısmında erkek kıyafetinde gözüktü.

Fatma Girik için Yeşilçam'da herkes «erkek kız» der. Ben yaşlıların, «Bir şeyi 40 defa dersen olur» sözünün kerametini Fatma'da denedim, tuttu! Herkes ona «erkek gibi» derken, Fatma iki filmde «gibi»yi atıp resmen «erkek» oldu! Önce bir gizli polis rolünü oynadığı «Karakolda Ayna Var» (üstte sağda) adlı filmde konu icabı makyajla erkekleşti. Hatta gerçeklerin meydana çıkması, suçluların yakalanması uğrunda kadınlarla flört bile etti!  Fatma'nın bu filmdeki başarısı «Belalı Torun»daki antrenmanından ileri geliyordu. Yaa, evet. Yeşilçam namıyla maruf «mahal»de, «Erkek Fatma» nam-ı müstearıyle tanınan masmavi gözlü Fato «Belalı Torun»da da kıvrık yakalı, kaytan bıyıklı, alnı perçemli bir delikanlı rolüne çıkmıştı.

Peki ya «yerli sinemanın hanımefendisi» olarak tanınan Belgin Doruk'a ne dersiniz? Belgin de erkek oldu, hem de tam bir Osmanlı kabadayısı... Üstelik «kabadayılık» raconuna uygun düşsün diye «Kanlı Nigar» (üstte solda) filminde bir yangın çıkartıp Belgin'i de tulumbacı yaptılar. E, bilirsiniz, «Osmanlı kabadayısı» dediniz mi önce narası yeri göğü tutacak, bileğine sağlam olacak, tuttuğu yerden ses getirecek, sonra ille de tulumbacı olacak.

Hülya'nın da bu konuda bir şeyler yapacağı soyadından belliydi zaten! İnsanın soyadında hem «koç» hem «yiğit» olur da, şu kadar filmin içinde bir, iki planlık erkeklik olmaz mı yani? Hülya da sahneye çıkamadıkları için «meydan»ı bütünüyle erkeklere bırakan eski hemcinslerinin ruhlarını şad etti ve «Deli Fişek» (sağda) filminde erkek oluverdi.

Peki ya Nebahat Çehre. O da «Güzellik Kraliçesi» titrini bir tarafa itip «At, Avrat, Silah» (altta sağda) adlı filmin bir bölümünde eline silahı aldı, makyajını yaptı ve kamera karşısına «erkek» olarak geçiverdi. Tabii o bölümlerde adı «At, Avrat, Silah» olan filmde «Avrat» kayboldu!...

«Parayla değil sırayla» derler ya, sonunda olan oldu ve Türkan «Sultan» da «Gün bugün, vakit bu vakit» deyip davrandı. Murat Soydan'la başrolü paylaştığı "Ağla Gözlerim" adlı filmde, saçlarını topladı, başına kasket, ayağına pantolon geçirdi ve geçti kameranın karşısına...

(5 Ekim 1968)