Aziz Nesin’in Fil Hamdi adlı öyküsünün esin kaynağı olan dolandırıcı Fil Hamdi, 1950 ve 60’larda sık sık gazete sütunlarında yer alıyordu.
Aziz Nesin, 1956 yılında İtalya’da Altın Palmiye Ödülü kazandığı Fil Hamdi öyküsünde, ünlü bir dolandırıcının yakalanma öyküsünü anlatır. Türkiye’deki tüm polisler Fil Hamdi’nin peşine düşer. Her polis eşgalini benzettiği bir Fil Hamdi yakalar. Sonunda Emniyet Müdürlüğü bütün illere şu telgrafı çeker: “Elde yeteri kadar Fil Hamdi bulunduğundan, bundan böyle yeni Fil Hamdi’ler yakalanmaması…”
Aziz Nesin’in bu öyküsünü, büyük ustanın birçok okuru iyi bilir. Ancak bu öyküde adı geçen Fil Hamdi’nin hayali bir kahraman olduğu sanılır.
Oysaki Fil Hamdi , 1950 ve 1960’lı yıllarda adı gazete sütunlarından düşmeyen, Sülün Osman ile birlikte Türkiye’nin iki şöhretli dolandırıcısından biridir. Aziz Nesin, 4 kez polisin elinden kaçan Fil Hamdi’nin gerçek yakalanma öyküsünü, mizahi bir dille okurlarına aktarmıştır.
Fil Hamdi’yi Sülün Osman’dan ayıran en önemli özelliği okumuş, kültürlü bir adam olup, daha rafine işler yapması ve saf köylüler yerine, işadamı ve tüccarları dolandırmasıdır. Gerçek adı Ahmet Hamdi Ersiper olan, lakabını iri cüssesinden alan Fil Hamdi, Hukuk Fakültesi mezunu eski bir avukat olarak kanunlara da son derece hakimdir.
Fil Hamdi, kurbanlarını genellikle kendisini hakim ya da tüccar olarak dolandırıyordu. Hemen her duruşmasında da dolandırıcı olmadığını, bunların polis tertibi olduğunu iddia ediyordu.
Örneğin 4 Mayıs 1956’daki bir duruşmada her zamanki gibi masum olduğunu iddia eden Fil Hamdi ağlayarak, “Bütün bunları başıma polis açtı. Bana “Fil” lakabını da onlar taktı. Lakap takmak bir suçtur. İleride bu husustaki haklarımı kanun yoluyla arayacağım. Bir de ortaya ‘Polisin elinden kaçtı’ iddiasını çıkardılar. Ben bu mücessem gövdemle polisin elinden nasıl kaçabilirim Hakim Beyefendi? Beni kendileri serbest bıraktılar. Sonra da gelip yakaladılar” şeklinde savunma yapmıştı.
2 Temmuz 1993’te, Sivas’taki Madımak Oteli’nde Türkiye tarihinin en kara günlerinden biri yaşandı. 35 insan, yobazlar tarafından yakılarak öldürüldü. Fotoğrafta, Madımak Oteli’nde artık güçleri tükenmiş olan aydınlar, adeta ölümü bekliyorlar… Nostalji” sözcüğü “geçmişe duyulan özlem”i ifade eder. Sitemizin adı her ne kadar “Türk Nostalji” ise de, bu sitede yer verdiğimiz her yazı maalesef nostalji tadında […]
Birisi televizyon dünyasının en ünlü yıldızlarından, diğeri medyanın çok konuşulanlarından iki isim arasındaki kırık bir aşk öyküsü… Engin Ardıç, Şafak Pavey için “Hem özürlü, hem CHP’li” diye saçmalayınca, üç gün önce “Şafak’ı Bu Adam Bile Yıkamadı, Engin de Kimmiş” başlıklı yazımızı yayımlamıştık. Engin Ardınç’ın geçmişte yaşadığı bir aşk öyküsüne de yer vereceğimizi belirtmiştik. Sözümüzü tutuyoruz. […]