Nilüfer Aydan soyunma odasında dansöz elbisesini giyerken gözleri buğulandı. Yıllar önce üç aylık oğluna hamile iken ekmek parası uğruna sahnelerde bel kırıp, gerdan büktüğü günleri hatırladı. Neyse ki her şey bu kez sadece bir filmdi…
Genç kızla delikanlı Taksim Gezisi’ne çıkan merdivenleri, el ele ve uçar adımlarla tırmandılar. Gazinonun önüne geldikleri zaman ikisinin de nefesleri kesilmişti sanki. Fakat son bir gayretle soyunma odasının bulunduğu taraftaki kapıdan içeri yıldırım gibi dalıverdiler.
Dakikalardan beri, şişman, papyonlu gazino müdürünün gözleri bu kapıya, bir de duvardaki koskoca saate, takılıp kalmıştı. Onları görünce derince bir «Oh!..» çekmekten kendini alamadı. Elindeki beyaz mendili ile yüzündeki ter taneciklerini silerken «Nerede kaldınız çocuklar? Bu, rezalet!» diye haykırmaya başlamıştı.
Fakat onu duyan kimdi? Programlarının başlamasına iki dakika kalmıştı. Çabucak soyunup, sahne elbiselerini giydiler. Daha hazırlıkları tam olarak bitmeden, onları seyircilere tanıtan ve sahneye davet eden ses duyuldu. «Şimdi eşsiz dansları ile karşınızda Nilüfer Aydan ve Yılmaz Duru çifti».
Müzik başlamıştı. Onları sahnede gören seyircilerden bir alkış tufanı koptu. Bu alkış sesleri onları coşturmaya yetmişti. Orkestra hareketli bir parçaya girmiş, salondakiler sahnedeki çiftin hareketli danslarını zevkle seyretmeye koyulmuşlardı.
Nilüfer Aydan – Yılmaz Duru

ses 27 kasim 1965
Nilüfer Aydan, eşi Yılmaz Duru ile birlikte Amerika’da dans ettiği günlerde…)
Nilüfer Aydan, Yılmaz Duru’yu ablasının vasıtası ile tanımış, yirmi günlük bir çalışmadan sonra ikisi de bu gazinoda birlikte dans etmeye başlamışlardı. Gazinodan günde 40’ar lira ücret alıyorlardı. Bu arada fevkaladeden işler de olmuyor değildi. Aslında bir iş ortaklığı kuran bu iki genç birbirlerini sevdiklerini sandılar. Evlendiler. Nilüfer Aydan bu arada oğlu Turhan’a hamile kalmıştı. Dansözlüğe de devam ediyordu. Böylece tam dört ay sahnelerde çalkalandı durdu. Fakat bu 4 ay içinde Yılmaz’la arasında hissi ayrılıklar da başlamıştı.
YILMAZ, AMERİKA’YA GİDİYOR
Yılmaz Duru bir gün apar topar Amerika’ya hareket etti. Giderken arkasından oldukça romantik üslupta yazılmış bir mektup bırakmıştı. Mektubunda ani seyahati için herhangi bir sebep göstermiyor, sadece «Buna mecburdum Nilüfer» diyordu.
Nilüfer Aydan hamileliği yüzünden beş ay dans edemedi. Fakat Turhan’ı dünyaya getirdikten sonra, tekrar dans etmek mecburiyetinde kaldı. Nilüfer, Yılmaz’a çok kırgındı ama, bu arada birbirlerine bir hayli mektup yazmaktan geri kalmamışlardı. Bir gün Yılmaz, Nilüfer’e Amerika’ya gelirsen memnun olurum» diye yazdı. Nilüfer bütün yorgunluklarını unutup harıl harıl çalışarak para biriktirmeye başladı. Niyeti Amerika’ya kocasının yanına gitmekti. Ve bir sabah çocuğunu annesine bırakarak o da Amerika yolculuğuna çıktı.
Yıl 1959’du. New York’ta Yılmaz’la beraber «Şato Madrid»te, «Copacabana»da dans etmeye başladılar Altı yedi ay Necla Ateş ile birlikte aynı evde kaldılar. Ve «Şato Madrid»te Necla Ateş, Nilüfer Aydan, Yılmaz Duru üçlüsü dans gösterileri yaptı. Bu sırada Necla Ateş gecede altı yüz dolar, Nilüfer ve Yılmaz ise üç yüzer dolar alıyorlardı. Necla’nın Nilüfer’le Yılmaz’a çok iyilikleri dokunmuştu. Nilüfer Aydan, Necla Ateş için «Düşünemeyeceğiniz kadar iyi bir insan fakat alkole biraz fazlaca düşkündü» diyor.
Nilüfer Aydan – Yılmaz Duru – Necla Ateş

( Bir Amerika hatırası… Soldan sağa, Amerikalı aktör-şarkıcı Desi Arnaz, Nilüfer Aydan, Yılmaz Duru ve Necla Ateş.)
Aylar birbirini kovalıyordu. Nilüfer ve Yılmaz çifti Amerika’da iyi para kazanıyorlardı. Nat King Cole’ün de şova çıktığı «Copacabana»da, iki buçuk aya yakın bir zaman çalıştılar. Aslında gece kulüplerindeki programlar her on beş günde bir değişiyordu. Fakat iyi dans yapmaları mukavelelerinin uzatılmasını sağlamıştı.
“YASAK AŞK”LA BAŞLAYAN YASAK AŞK!
Yıl 1961 olmuştu. Vatan hasreti bütün şiddetiyle duyulmaya başlanmıştı. Nilüfer, sevgili yavrusu Turhan’ı özlemiş artık koskoca Amerika ona dar gelmeye başlamıştı. Karı-koca bir sabah ellerinde bavulları ile kendilerini İstanbul sokaklarında buluverdiler. Geldiklerinin haftasına da 27 mayıs devrimi oldu. Nilüfer ile Yılmaz bir müddet boş kaldı. Sonra Ankara’ya gidip orada bir gazino ile anlaştılar ve başkentte dans etmeye başladılar.
Kısa bir süre sonra Ankara’dan da döndüler. Nilüfer Aydan rejisini Halit refiğ’in yaptığı “Yasak Aşk” isimli bir filme başladı. O sıralarda Yılmaz da Ayancık’ta bir film çalışmasına gitmişti. “Yasak Aşk”ta, Halit Refiğ ile Nilüfer Aydan arasında da “yasak bir aşk” başladı.
Nilüfer Aydan – Halit Refiğ

ses 27 kasim 1965
(Nilüfer Aydan, “Canım Sana Feda” filminin çekimlerinde, eşi Halit Refiğ ile…)
Nilüfer Aydan, ardından gene Halit Refiğ yönetiminde ikinci bir film yaptı. «Seviştiğimiz Günler» in çekimi sırasında artık iş açığa çıkmıştı. Nilüfer Aydan, Yılmaz Duru’ya durumu anlattı. Artık beraber yaşayamayacaklarını söyledi. Çünkü ikisi de ayrı dünyaların insanları idi. Ayrıldılar. Nilüfer Aydan, Halit Refiğ ile evlendi. O günden sonra da sahnede dans etmedi.
KAMERA KARŞISINDA DANS
Yıl 1965 olmuştur. Telefondaki kadın sesi «Ya! Gene dansa başladım» diyordu. Bu, acı-tatlı hatıralarla geride bıraktığı dört yıldan sonra Nilüfer Aydan tekrar dansöz olduğunu haber veriyordu.
Ertesi gün Halit Refiğ yönetiminde şehirdeki gece kulüplerinden birinde «Canım Sana Feda» isimli bir film çekiliyordu. Spot lambalarının yönetildiği kapıdan, Nilüfer Aydan tüller içinde çıktı. Müziğin ritmine ahenkli hareketlerle uyarak dans etmeye başladı. Bütün gözler yıllar öncesinde olduğu gibi gene onun üzerindeydi… Fakat onun tam coştuğu bir anda Halit Refiğ kameramana «Stop» dedi. Nilüferin elleri havada kalmıştı.

ses 27 kasim 1965
(Nilüfer Aydan’ın bu coşkulu dansı, “Halit Refiğ’in “Stop” diye bağırmasıyla kesildi…)
Bir ara canı sıkılır gibi oldu. Sonra gülümsemeye çalıştı. «Dans etmeyi çok severim de» dedi. «Müzik daima kanımı kaynatmış, beni yerinde duramaz hale getirmiştir. Ama, kamera karşısında dans etmek hoş olmuyor. insanın en coştuğu anda, rejisör ‘Stop’ deyiveriyor.»
Yazı: Ünal Yiğitdinç
Fotoğraflar: Erol Dernek
(Ses Dergisi – 27 Kasım 1965)
Sahneden beyazperdeye geçen Meral Zeren’in en büyük arzusu başrollere yükselmekti. Sonunda fazla kilolarını atıp, iyice incelerek bu hedefine ulaştı. Herhalde kadınlar, tarihin hiçbir döneminde, 20. yüzyıldaki kadar şanslı olmamışlardır. Yalnızca onlar için çalışan milyonlarca insan, dişi yaratıkların güzelliği için çırpınmakta ve Havva’nın torunlarını mutlu etmeye uğraşmakta. Modacılar, terziler, berberler, saunalar, güzellik enstitüleri ve sayılmakla bitmeyecek […]
Beş yılda kazandığı şöhretini korumak için yanlış adım atmamaya özen gösteren Oya Aydoğan, gazinocuların astronomik teklifine “Hayır” dedi. Sinema dünyasında herkes onun «Ağabeyi»… İçinde kötülük yok. Başka dünyalardan gelmiş sanki. Hiçbir şeyi saklamadan anlatıyor. Oya Aydoğan,«Sinemayı çok seviyorum.» diye başlıyor sözlerine ve sonra şöyle devam ediyor: – «5 yılda 25 film çevirmişim. Her teklif edilen […]